Mehmet ALTAN
Oğlunun “uyuşturucu kaçakçılığına” bulaştığı iddiaları karşısında Binali Yıldırım’ın sanki dünyanın en sıradan konusu konuşuluyormuş gibi televizyonda yaptığı o tuhaf açıklamalarına rastlamasaydım, muhtemelen bu yazı yerine sırada bekleyen yazımı yazacaktım.
***
22 Eylül 2016 tarihinden beri Silivri Cezaevi’nde yatıyordum. 11 Ocak 2018 tarihinde Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, müebbetle yargılandığımız ama henüz karara çıkmamış dava dosyasının tümü üzerinden yaptığı incelemede, devletin yargısının kendi anayasasının üç maddesini çiğnediğine karar verdi.
O iddialarla bırakın tutuklanmayı, gözaltına bile alınamazdım. Ayrıca düşünceleri suç saymak, Anayasa’nın ifade ve basın özgürlüğüne aykırıydı. Kısacası, devletin yargısı anayasal suç işlememiş olsa, ben suçsuz bir şekilde hapis yatmayacaktım.
***
AYM Genel Kurulu’nun Kararı, Anayasa’nın 153. Maddesine göre bütün kurum ve kişiler için bağlayıcıdır. Bu nedenle, “hak ihlali” kararı hemen bırakılmamı gerektiriyordu. Ama beni yargılayan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iki üyesi Anayasa’yı yok saydı ve Anayasa’nın 153. maddesini açıkça ihlal etti. Anayasa Makemesi’nin kararını tanımadılar. Bir üst mahkemeye itiraz ettik.
Aynı şekilde İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi iki üyesi de aynı anayasal suçu işlemekten çekinmedi. Anayasa Mahkemesi’nin bu dört üye için ikinci bir ihlal kararı vermesine rağmen HSK, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nı Yargıtay’a atadı… Anayasayı çiğnemesini ödüllendirdi. Beni zorla 5.5 ay daha hapis yatırdılar.
***
İlk derece mahkemenin AYM Genel Kurul Kararını ve Anayasayı yok saymasına ilk kez rastlanılıyordu. Ortalık karman çormandı. 12 Ocak 2018 günü, televizyonda Başbakan Binali Yıldırım’ı Cuma namazı çıkışı ayak üstü soruları cevaplamak için geçtiği kameraların önünde gördüm. Suçsuz insanların yaşamını hiçe sayan aldırmaz ve gevşek bir tavırla muhteşem bir palavra salladı:
“Dosyayı Anayasa Mahkemesi bilmiyor... Doğru kararı verecek olan Birinci Derece Mahkemedir.”
Halbuki AYM Genel Kurulu ihlal kararının 3. sayfasında, incelemenin dosyanın en son hâli üzerinden yapıldığını yazıyordu. Başkalarının yaşamlarını yok sayan bu gayretkeşliğe, devletin en yüksek mahkemesini kameralar önünde yalanlamasına şaşırıp kaldım. Yaklaşık 3.5 yıl sonra oğlunun “uyuşturucu kaçakçılığı” iddiaları karşısındaki halini görünce, 12 Ocak’ta Cuma namazından sonraki fütursuz tavrını ve profesyonel hukuk saldırısını anımsadım.
***
Bu, karşılaştığım tek iftira ve yalan değildi tabii…
AYM Genel Kurul Kararı açıklandığı hâlde tahliye edilmediğim o gece Habertürk’te, avukatımın çağrılmadığı ama gıyabımda asılıp kesildiğim bir programa rastladım. Hiç tanımadığım biri, hem savcı hem mahkeme hem Anayasa Mahkemesi olup hakkımda kararlar veriyor, halkın vicdanından filan da söz ediyordu. Bir ara o adamın şöyle söylediğini duydum:
“Açık ve net söyleyeyim yeni bir Can Dündar kararıyla karşı karşıyayız. Tahliye edilmeleri hâlinde çıkarılan iki kişi yurt dışına elini kolunu sallayarak gidecek ve oradan Türkiye'ye hakaret etmeye başlayacaklar.”
O adamı şimdi artık herkes gibi ben de tanıyorum… O adam, Sedat Peker ile Süleyman Soylu arasında iletişim trafiğini sağladığı iddiasıyla gazete ve televizyondan kovulan Süleyman Özışık adlı kişiydi. Bugün Ekşi Sözlük’te çok taze açılmış bir başlık var: “Süleyman Özışık'ın yurtdışına kaçması” İlk satır şöyle:
“Sedat Peker'in açıklamalarından sonra emniyet Özışık kardeşlerin evine baskın yaptı. Lakin Özışık kardeşlerden Süleyman olanın baskından hemen önce yurtdışına çıktığı söyleniyor.”
***
O programdan bu yana neredeyse üç yıl geçmiş olacak. AYM Genel Kurulu, AİHM ve Yargıtay, devlet yargısı Anayasayı yok saydığı için suçlandığımı karara bağladı, ben beraat ettim. Benim kaçacağımı iddia eden iftiracının ise ülkeden kaçtığı söyleniyor. Üç yıl bile olmadı…
***
Yaşayınca neler görüyorsunuz. Sedat Peker, 9 Haziran 2020’de İzmir’deki bir adrese gönderilmek üzereyken Kolombiya’da yakalanan 5 ton kokaini yeniden gündeme getirdi. Ama çıt çıkmadı… Savcılar ölü taklidi yaptı.
Bizim “bilinç altı mesajlar verdiğimizi” iddia ederek evlerimizi bastırıp, hakkımızda üç kere ağırlaştırılmış müebbet cezası isteyen savcı Can Tuncay epeydir İzmir’de… İstanbul’da “bilinç altı mesajları” yakaladığını iddia edecek kadar avcı iken, somut bir şekilde ortada olan 5 tonluk kokain için sesi soluğu çıkmadı. Bizim için yazdığı, karikatürlere konu olan iddianame ise çöp hâline geld.i AYM Genel Kurulu, AİHM ve Yargıtay’ın madara ettiği bir iddianamenin sahibi olan savcının beş yıl içinde düştüğü hâl de bu… Suçlanan bir yazarsa “bilinçaltını” bile okuyor da 5 ton kokain iddiası yeri göğü inletirken bir dosyayı bile okuyamıyor.
***
Yazarlık parantez açıp kapatmaktır. Yaşadığımız zulmün başlangıcından bu yana beş yıla yakın bir zaman geçti. Bu süreçte parantezin yarısını kapatır hâle geldik. Diğer yarısını da hayat nasıl olsa kapatır… Parantezler açık kalmaz. Bunu bir hatırlatmak istedim.
Bu ülkede basın tarihi ile ilgilendiğinizde mutlaka yapılan haksızlıklardan ve çektirilen zulümlerden söz etmek gerekiyor. Ama gerçekler artık daha çabuk ortaya çıkıyor. Bir de bunu söylemek istedim.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025