Merve Şebnem Oruç
Türkiye'yi parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine taşıyacak anayasa değişikliği paketinin en çok tartışılan kısımlarından biri yargı alanındaki değişikliklere dair. Adındaki 'yüksek' ifadesi çıkarılarak yeni anayasada “Hakimler ve Savcılar Kurulu” olarak adlandırılacak olan “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” (HSYK)'ya ilişkin değişiklikler ise tartışmanın merkezine oturuyor. Mevcut anayasada toplam üye sayısı 22 olan HSYK'ya dört üye Cumhurbaşkanı tarafından atanırken, 16 üye de meslektaşları arasından seçiliyor. Adalet Bakanı ve müsteşarı ise doğal üye olarak bu kurulda yer alıyor. Değişiklikle beraber Cumhurbaşkanı yine kurula dört üye atıyor olacak, yine Adalet Bakanı ve müsteşarı kurulun doğal üyesi olacak, ancak sayısı 13'e düşürülen üyelerin kalan yedisini Meclis atayacak. Askeri mahkemelerin lağvedilmesiyle Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek idare Mahkemesi'nden gönderilen birer üyenin artık olmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) üye sayısının 17'den 15'e düşmesi dışında bir değişiklik gerçekleşmiyor.
HSYK meselesinin tartışılması bizde yeni değil; bu da şaşırılacak bir şey değil; zira eski bürokratik vesayetin de paralel devlet yapılanmasının da HSYK'yı elde tutmak ve ele geçirmek için yapmayacağı şey olmadığına çok kereler şahit olduk. Muhalefetin bugünkü iddiaları da anayasa değişikliği neticesinde, yargıda bağımsızlığın yok olacağı, HSYK'nın Cumhurbaşkanı'nın kontrolüne geçeceği yönünde. Tartışmalar, demokrasiden uzaklaşma ithamlarıyla başlıyor, kuvvetler ayrılığının bitmesiyle devam ediyor ve “Batılı demokrasilerde böyle mi canım?” diye devam ediyor. Bir diğer eleştiri de HSYK'da aktif hakim ve savcıların dışında öğretim üyeleri ve avukatların üye olmaması gerektiği yönünde.
Pusula maalesef her daim Batı'yı gösteriyor ya, o zaman dönüp bir bakalım orada bu işler nasıl oluyor?
Önce Avrupa... İsveç'te HSYK'nın yerini tutan Hakim Atamaları Kurumu 11 üyeden oluşuyor ve tüm üyeleri hükümet tarafından atanıyor. Bu kurul dört hakim üye, iki parlamenter üye, bir avukat üye, iki sendika temsilcisi ve bir valilik temsilcisinden oluşuyor. Danimarka'da da bu kurulun hakimler dahil tüm üyeleri hükümet tarafından atanıyor. Fransa'da HSYK 18 üyeden oluşurken, meslektaşları tarafından seçilen altı hakim ve altı savcı ile Danıştay tarafından da seçilen bir Danıştay üyesi kurulda yer alıyor. Yasama, yürütme ve yargı organlarına mensup olmayan üç üye ve Cumhurbaşkanı, Senato Başkanı ve Meclis Başkanı tarafından seçilen üç üyeninse 'seçkin vatandaş' olması gerekiyor. Ancak bununla da kalmıyor; kurulun başkanlığını Cumhurbaşkanı'nın kendisi, yardımcılığını ise Adalet Bakanı yapıyor. Yine İtalya'da da, HSYK'nın yargıç, savcı, avukat ve üniversite profesörlerinden oluşan üyelerinin bir kısmı meslektaşları bir kısmı parlamento tarafından seçiliyor olsa da, kurulun başkanlığını İtalya Devlet Başkanı yapıyor.
Hollanda'da kurul beş üyeden oluşuyor. Tüm üyeler Adalet Bakanı'nın önerisi ile, çok ilginç olacak ama, Kral tarafından atanıyor. Bu üyelerin üçü hakimken, ikisi iktisat, işletme vb okullardan mezun olan yönetici üyeler olmak zorunda. Yine İspanya'da da 12'si hakim, sekizi avukat veya hukukçu olan sekiz üyenin tamamı parlamento tarafından önerilen tüm üyeler Kral tarafından atanıyor.
İngiltere'de ise HSYK benzeri bir kurum yok, ancak Lordlar Kamarası ve Temyiz Mahkemesi hakimleri, Adalet Bakanı'nın uygun görüşü ve Başbakan'ın tavsiyesi üzerine, Kraliçe tarafından atanıyor. Yine Yüksek Mahkeme Hakimleri de Adalet Bakanı'nın tavsiyesi ile Kraliçe tarafından atanırken, il mahkemeleri, kraliyet mahkemeleri ve sulh mahkemelerinin hakimlerinin tamamı Adalet Bakanı tarafından atanıyor.
Almanya'da da HSYK benzeri bir kurum yok. Federal Anayasa Mahkemesi'nin üyelerinin sekizini Federal Meclis, sekizini Federal Konsey seçiyor.
Gelelim ABD'ye... Federal yargı sisteminin başı olarak kurulan Yüksek Mahkeme ve daha alt düzeydeki federal mahkeme atamalarının tamamı Senato'nun önerisi ve onayı ile ABD Başkanı tarafından yapılıyor. Yani Senato'daki çoğunluğun ve Başkan'ın hangi partiye mensup olduğu burada da önem arz ediyor. ABD federatif bir yapı olduğu için federatif düzlemin yanı sıra bir de eyaletler düzleminde işleyen bir yargı sistemi var. Eyaletlerde ise farklılık gösteren seçim sistemleri var.
Bazı eyaletlerde yargıçlar seçimle göreve gelirken bazılarında da atanma yoluyla geliyor. 20 eyalette yargıçlar seçimle göreve gelirken bunların sekizinde yargıçlar partili seçim kampanyaları yürütüyor. Yanlış duymadınız, yargıçlar partiler tarafından öneriliyor ve kazanırlarsa yargıç olabiliyorlar. Alabama, Illinois, Louisiana, Pensilvanya, New Mexico, Tennessee, Texas ve Batı Virginia yargıçların partili seçimler aracılığıyla seçildiği eyaletler. Ohio'da ise ön seçimler partili gerçekleşiyor, ardından partisiz bir genel seçim yapılıyor. Seçimli sistemlerde yargıç olmak isteyen adaylar bir politikacı gibi seçim kampanyası yürütüyor; bu da yüksek bir finansman, parti desteği, kamuoyu popülaritesi vs gerektiriyor. Dokuz eyalette temyiz mahkemelerinde de yargıçlar göreve partili seçimlerle geliyor. Hakimlerin bağımsız adaylar olarak seçimlere girdiği eyaletlerde ise, oy pusulasında herhangi bir parti amblemi yer almıyor. Ancak bu sistem şeffaflıktan uzak olması nedeniyle sıkça eleştiriliyor. Çünkü herkes biliyor ki, siyasi partiler, adaylarını üstü kapalı olarak destekliyor ve seçmen kimin kimi desteklediğini bilmek istiyor. Bu yüzden Ohio'da partisiz genel seçim sürecinde uygulanan hakimlerin hangi partiye bağlı ya da yakın olduklarını açıklama yasağı kaldırılmış durumda. Öte yandan, yargıçların atanma yoluyla göreve geldikleri eyaletlerde ise atama eyalet valileri tarafından yapılıyor. ABD'de eyalet valileri, eyaletlerdeki yürütme organı olan hükümetin başı olarak siyasi seçimlerle göreve geliyor.
Bu gerçekleri söylediğinizde, muhalefet edenler iki cevap veriyor. Ya, “Aa öyle mi? Hiç duymamıştım,” diyorlar, ya da “Ama orası batı, kurulmuş bir düzen var,” diyorlar. Yani sıkça eleştirdiğimiz Batı'nın derin kurulu düzenini demokrasiye yeğlediklerini itiraf ediyorlar. Eh bu da bir şeydir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018