Mithat SANCAR

Kürt siyaset dünyasının kalbi haline gelen Erbil’de PYD lideri Salih Müslim ile konuştuk. Müslim kongreden umutlu, beklentisi bir sistemin oluşması. “Nasıl Afrika Birliği Örgütü, İslam Konferansı Örgütü gibi oluşumlar varsa Kürtlerin de benzer bir yapı kurmaya hakları var” diyor.
Erbil, son birkaç yıldır Kürt siyaset dünyasının adeta kalbi haline gelmiş. Kürt Ulusal Kongresi’ne yönelik hazırlık çalışmaları da bu şehirde yürütülüyor. Bu nedenle, şu günlerde Kürt siyaset dünyasının önemli simalarına burada rastlamak mümkün. Yazı dizisi için söyleşi yapmayı düşündüğüm isimlerden biri de, PYD lideri Salih Müslim’di. Suriye’nin ve özel olarak da Rojava’nın, hem kongre hazırlıkları, hem bölgedeki gelişmeler, hem de Türkiye’deki çözüm süreci açısından neredeyse belirleyici bir ağırlık kazandığı göz önünde bulundurulunca, Müslim’le görüşmenin ne kadar önemli olduğu kendiliğinden anlaşılır.
Son haftalarda yoğun bir diplomasi trafiği içindesiniz. Türkiye ziyareti, ardından Avrupa’ya seyahat, sonra İran’a davet ve muhtemelen yakın zamanda yeniden Türkiye’ye gidiş... Bu hareketliliğin nedenleri ve temaslarınızın içeriği hakkında çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Bir de sizden dinleyebilir miyiz?
Biliyorsunuz, Suriye dolayısıyla Ortadoğu’da süregelen bir savaş var. Bu savaş, Suriye’yi aştı, neredeyse bir dünya savaşı halini aldı. Bunun içinde bütün güçlerin parmağı var. Savaşı bitirmek ve sorunu çözmek, artık sadece Suriye halkıyla ve Suriye’deki iktidarla mümkün değil artık. Buna buluşanların hepsinin çözüm sürecinde dikkate alınması bir zorunluluk haline geldi. İran, Rusya, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, ABD, Avrupa... Bu savaştan dolayı, Kürt meselesi de iyice yüzeye çıktı, daha fazla önem kazandı, bir bakıma uluslararasılaştı. Kürt sorunu çözülmeden Suriye’ye demokrasi gelmeyeceği daha iyi anlaşılmaya başladı. Bu yüzden Batı Kürdistan (Rojava Kuzey Suriye) meselesi herkesin ilgi alanına girdi. Bizi tanıma ihtiyacı da bununla birlikte arttı. Biz kimiz, Batı Kürdistan’da ne istiyoruz?
Başka bir boyut kazandı
Bu soruya kısa ve net bir cevabınız var mı?
Aslında biz başından beri Suriye Devrimi’nin içindeydik. Devrim başlar başlamaz en önde yer aldık. Bize göre Suriye Devrimi 2011’ değil, 2004’te başladı. 2011’de başka bir seviyeye ulaştı, başka bir boyut kazandı.
Neden 2004?
2004’ün Mart ayında Kamışlı’da bir Kürt ayaklanması oldu. O zamandan beri biz durmadık. Çeşitli zamanlarda gösteriler yaptık, direnmeye devam ettik. Binlerce insanımız tutuklandı, hapishanelerde arkadaşlarımız işkencelerden geçirildi, öldürüldü. Özellikle patimizin üyeleri ve sempatizanları ağır baskılara maruz kaldılar. 2004’te Türkiye’nin Suriye’yle ilişkileri çok iyiydi ve 2011’e kadar da öyle devam etti. O iyi ilişkinin bedelini en çok biz ödedik. 2011’e gelince, durum değişti. Bu sefer tüm Suriye’de halk ayaklandı. Başlarda biz de katıldık bu ayaklanmalara. Sonra baktık ki hem içinde hem de perde arkasında başka güçler var. Biz bu güçlerin yanında yer alamazdık. Rejimin yanında olmamız da düşünülemezdi. Biz de başka bir strateji izlemeye karar verdik. Kendimizi savunacağız, kendimizi örgütleyeceğiz, meşru savunma esprisiyle kendimizi koruyacağız dedik. Halk örgütlenmesine yöneldik. Parti olarak da güçlendik. 1,5 sene geçtikten sonra, kendi bölgelerimizde hakim olacak duruma geldik. Rejimin unsurlarını bölgemizin dışına çıkardık. Bir yıldan beridir de kendi bölgelerimizde söz sahibiyiz.
14 Temmuz 2012, bu açıdan önemli bir tarih galiba. O zamandan beri neler yapıyorsunuz?
Halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve kendimizi yönetmek için çeşitli yöntemler geliştirdik. Her yerleşim yerinde meclislerimiz, yöneticilerimiz var. Ama bunları koordine edecek bir yapımız, merkezi bir örgütlenmemiz yok. Bir sene sonunda, bu konudaki ihtiyaç iyice kendini dayatmaya başladı. Biz de, bir idari örgütlenme işlevi görecek, geçici bir sivil yönetim oluşturmaya karar verdik.
Kürtlere yardım dağıtılmıyordu
Böyle bir ihtiyacı doğuran nedenler nelerdi mesela?
Birçok neden var. Diyelim dünyanın çeşitli yerlerinden Suriye’ye insani yardımlar geliyor, ama bunlar Kürtlere dağıtılmıyor. Kürtlerle diyaloga girilmiyor. Muhatap alınabilecek bir adres arıyorlar. Parti olarak bize dönük dışarıdan bir kuşatma var. Birçok kurum ve ülkenin bizimle doğrudan ilişkiye geçmesi engelleniyor. Bu yüzden Rojava’da bir sivil ortak yönetim oluşturmak zorunlu hale geldi.
Böyle bir yönetimin, fiili özerklik ilanı olacağı, Kürtlerin ayrılmasına ve Suriye’nin bölünmesine yol açacağı iddiaları var, biliyorsunuz. Bu çabalarınız, Türkiye basınında da ağırlıklı olarak böyle değerlendirildi.
Evet, biliyorum. Ama doğru değil. Bu sivil yönetim, geçici olacaktı. Hem günlük işleri yönetecek, hem de bir seçim için hazırlık yapacaktı.
Türkiye’ye davet edilmenizin esas bununla mı ilgili?
Türkiye’yle daha önce de görüşmelerimiz olmuştu. Kahire’de iki kere görüştük, bu yılın mayıs ve haziran aylarında. Biz her zaman Türkiye’yle iyi ilişkiler kurmak istediğimizi söylüyorduk. Onlar da herhalde bizi daha yakından tanımak için çağırdılar.
Gerçekten ve sadece öyle mi?
Kahire’deki görüşmeler, daha çok tanıma amaçlıydı. Bu ziyarette ise iki önemli konu vardı. Birincisi, bu geçici sivil yönetim meselesi. Bu konu Türkiye’ye biraz fazla abartılarak aktarılmış. Bunu bizzat bizden dinlemek istediler
İkincisi Cephet el Nusra meselesi. Bu örgütün baştan beri Türkiye tarafından desteklendiğini biliyoruz. Biz Özgür Suriye Ordusu’nun bir parçasıyız diyorlar. Türkiye de ÖSO’yu açıktan destekliyordu zaten. Fakat Cephet el Nusra artık terör örgütleri listesinde yer alıyor. Türkiye’nin açıktan destek vermesi artık mümkün değil.
Görüşmelerde Türkiye’deki çözüm süreci gündeme geldi mi?
Hayır. Ama bu süreç bizim için de çok önemli. Rojava halkı bu sürecin başarılı olmasını çok istiyor. Halkımızın hepsi bu süreci tereddütsüz destekliyor. Rojava’da sürece destek yüzde yüz. Ben bile buna karşı çıksam, bu gerçeği değiştiremem.
Kürt Ulusal Kongresi’ne gelelim. Sizin beklentileriniz nedir?
Kongre’den beklediğimiz en önemli şey, bir sistemin oluşturulmasıdır. Nasıl Türki Cumhuriyetler arasında bir ilişki sistemi varsa, nasıl Afrika Birliği Örgütü, İslam Konferansı Örgütü gibi oluşumlar varsa, Kürtlerin de benzer bir yapı kurmaya hakları var. Kongrede bir takım komisyonlar, komiteler oluşturulmasını istiyoruz. Bu organlar, hem Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkileri düzenlemeye ve sorunları çözmeye yardımcı olacak, hem de diğer haklarla ilişkilerinin gelişmesine yardımcı olacak. Herkes soruyor bana, büyük bir Kürdistan istiyor musun? Evet, ama bunu bir Orta Doğu demokratik konfederalizmi çerçevesinde düşünüyorum. Nasıl Almanya’daki Almanlar Avusturya’daki veya diğer komşu ülkelerdeki Almanlarla Avrupa Birliği bünyesinde bütünleşiyorlarsa, Suriye’deki Kürtler de Türkiye’deki ve diğer komşu ülkelerdeki Kürtlerle aynı şekilde bütünleşebilirler. Belki şimdi bir hayal gibi görünebilir, ama neden olmasın?
Irak Kürdistan Yönetimi’nin Rojava politikası hazırlık çalışmalarında bir sorun yaratıyor mu?
Bunlar esasında Kongre’den ayrı sorunlar. Kongre hazırlıklarının bu yüzden aksamaması gerekir. Biz de bu yönde çaba harcıyoruz. Ama elbette Kongre, şu an KDP’yle ve Irak Kürdistan Yönetimi’yle yaşadığımız bazı sorunların çözümünde rol oynayabilir. Komiteler oluşturulursa, bunlar arabuluculuk ve hakemlik yapabilirler. Bu benim beklentim ve temennimdir.
Türkiye’deki çözüm sürecinde ve Rojava’da nasıl gelişmeler bekliyorsunuz?
Türkiye’deki çözüm sürecinde çok ciddi bir sorun çıkacağını düşünmüyorum. Hükümetin yakında bir demokratikleşme paketi ilan edeceği yönünde haberler ve açıklamalar var. Bunların fazla geciktirileceğini sanmıyorum. Cephet el Nusra desteğini kaybederse, çözüm süreci de rayına oturur. Suriye Muhalefeti lideri Ahmad al Carba’nın bir açıklaması vardı bugün, ÖSO’nun yeniden yapılandırılacağını ve Cephet el Nusra’nın ÖSO’dan çıkarılacağını söylüyor. Kendisiyle en kısa zamanda konuşacağım. Böyle bir şey yaparlarsa, birlikte ve koordineli çalışabiliriz. O zaman Suriye muhalefetiyle ilişkilerimiz de oturacak. Bu durum, hem Batıyı hem de Türkiye’yi rahatlatacaktır. Çözümü de kolaylaştıracaktır.
‘El Nusra’nın arkasında kimler var bilmiyorum’
Cephet el Nusra’nın size saldırmasının amacı ne, arkasında kimler var?
İşte o hâlâ karanlık. Rejime karşı savaşmak istiyorsa, rejim burada değil. Bir bölgeyi özgürleştirmek istiyorsa, biz zaten bölgemizi özgürleştirdik. Rejimin kontrolünde olan bölgelere gitsin mesela. Demek ki başka güçler var, onları Kürtlere karşı yönlendiren.
Kim bu güçler?
Bilmiyorum.
Türkiye’deki görüşmelerinizin içeriği hakkında, hükümet çevrelerinden ve sizden farklı açıklamalar geldi. Neler konuştunuz gerçekten?
Çeşitli görüşmeler yaptık, yönetim kademeleri ve karar merkezleriyle. Onlara sivil yönetimle ilgili gerçek durumu anlattık. Geçici sivil yönetimi kurmamıza itiraz etmediler, herkesin kurtarılmış bir bölgesi var, sizin de buna hakkınız var, dediler. Biz de emri vaki yapma gibi bir niyetimiz olmadığını, ilgili taraflarla diyalog içinde hareket edeceğimizi söyledik. Gerçekten de, bu yönetim genel çözümün bir parçası olacak. Yarın kalıcı bir çözüm bulunduğunda, biz de ona uygun davranacağız.
Cephet el Nusra ve son saldırıları görüşmelerde nasıl ele alındı?
Cephet el Nusra elemanlarının Türkiye’den geldiğini ve oradan destek aldığını detaylarıyla anlattık. Onlar da, bu örgütü daha önce desteklediklerini, ama bu desteği kestiklerini ve son olayların bilgileri dışında olduğunu belirttiler. Cephet el Nusra sizin için olduğu kadar bizim için ve bütün Ortadoğu için tehlikelidir, buna karşı durmak hepimizin görevidir dediler. En yetkili ağızlardan duyduk bu sözleri.
Bu açıklamalar sizi ikna etti mi?
Cephet el Nusra’dan bir şekilde ellerini çekmek istiyorlar, ama herhalde başaramıyorlar. Bir taraftan Suriye muhalefetiyle, ÖSO’yla ilişikleri ve onlara verdikleri sözler var. Şimdi selefiler çekilirse, ÖSO diye bir şey kalmaz. Bu durum, Türkiye’yi zorluyor. Herhalde zamana yayarak çözmek istiyorlar.
Rojava’da yaşananlara inanmayanlar gelsin
Cephet el Nusra saldırılarından sonra, halkın duygularında değişiklik oldu mu?
Çözüm sürecine olan ilgi ve destek değişmedi, ancak bir kırgınlık, hatta kızgınlık var Türkiye’ye karşı. Çünkü Rojava halkı kendini sınırın öte yakasından ayrı görmüyor, Türkiye’yi hayatının bir parçası olarak algılıyor.
Şu an Rojava’da durum nasıl?
Cephet el Nusra sivil halka çok zarar verdi. Onlar vahşice saldırıyorlar, biz de var gücümüzle savaşıyoruz. Camilerden Kürtlerin her şeyi mubahtır diye anonslar yapıldı.
Bu anonsların kayıtları var mı elinizde?
Tabii ki, hepsini kaydettik. Neden sordunuz, yoksa bu vahşeti savunanlar var mı?
Açıkça savunanlar değil de, bu iddiaların doğru olmadığını söyleyenler var.
Buradan açıkça davet ediyorum: İnanmayanlar gelsinler, yakılan yıkılan evleri gösterelim. Öldürülen çocukların aileleriyle görüştürelim. Gelmek isteyenlere her türlü kolaylığı sağlayacağız, elimizdeki bütün imkanları sunacağız. Belge, bilgi ne varsa, hepsini paylaşacağız.
İran ziyaretine gelelim isterseniz. Daha önce mi kararlaştırılmıştı, yoksa Türkiye ziyaretinden sonra mı davet edildiniz?
Türkiye ziyaretinden sonra. Bu davet benim için sürpriz oldu. Beklemiyordum.
Görüşmeleriniz nasıl geçti?
Üç gün boyunca en üst düzey karar merkezleriyle görüşmeler yaptım. Bir tanışma ziyareti oldu, diyalog başlatmış olduk. Biz bunun devamından yanayız.
İran’ın daveti, Türkiye’nin girişimine karşı bir hamle olarak görülebilir mi?
İşin bu yönü bizim için o kadar da önemli değil. Biz, sadece yaptığımız anlaşmalarla ve kendi ilkelerimizle bağlıyız. Siyaseti kimsenin hatırı için yapmıyoruz. Bizim siyaset yapma özgürlüğümüz var. Bunu Türkiye’deki görüşmelerde de açıkça söyledim.
Yarın: KYP Politbüro Üyesi Sadi Ahmed Pire röportajı
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014