Namık ÇINAR
Ben, penaltı kaçıran çoğu futbolcunun, kaleye şut çekerken topun gideceği yere değil de, kafasını yerden kaldırmadan sadece duran topa bakmakla yetinmesi yüzünden, başına bunun geldiğini çok gözlemlemişimdir.
Son zamanlarda kimi aydınların Erdoğan konusundaki tutumları da sanki biraz buna benziyor.
Hâlbuki olup biteni objektif bir şekilde görebilmeleri, resmin bütününe hâkim olacakları angajmansız bir mesafede durmalarına bağlı değil mi?
Ben şimdi, hiç değilse becerebildiğim kadarıyla bunu yapmaya çalışıyorum.
Çünkü onun, yeterince destekleyeni var, ama yeterince eleştireni yok.
Onun ordusuna bir de ben katılırsam, bu sefer o denetimi kim sağlayacak?
Unutmayınız ki, Erdoğan bir politikacı. On iki yıllık deneyimiyle şunu yakaladığı artık çok bellidir:
Militarist Kemalist vesayet sisteminden mustarip kitleler o kadar çoktular ve o kadar burunlarından soluyorlardı ki, uzun boylu gayretlere bile girişmeden kolaycacık iktidar olmuştu.
Kabına sığmayıp taşan bu gereksinim yüzünden büyüdüğünü; onu var eden ve ayakta tutan koşulların, tükenip gitmiş bu yüzyıllık “ancien régime” gerçeğine dayandığını erkenden kavramıştı.
O yüzden de, hiçbir zaman bu düzeni köktenci bir anlayışla değiştirme yoluna gitmeyecektir.
Erdoğan değişimciliğin değil, değişimci gibi görünmenin tadına varmış birisidir.
Onu canlı tutan ve yaşatan ihtiyacın giderilmesi değil, ona duyulan ihtiyacın sürmesidir.
O nedenle, hiçbir vakit gerçek bir icraat safhasına geçmemiş, daimi surette hep bir vaat safhasında kalmıştır.
Oysa bu on iki sene zarfında camdan promterlerden okuyarak neler söylemediydi bizlere, neler!
Ama artık bize düşen, o söyledikleri ile yaptıkları arasındaki oransızlığı esas alan bir muhasebe ile, bugüne kadarki siyasasının hesap çetelelerini çıkarıp önüne koymak değil midir şimdi? Üstelik yaptıklarından değil, yapmadıklarından giderek hem de.
Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kesintisiz hükümeti olmakla övündükleri bu süreç, böyle bir hakkın doğmasına yeterli sayılabilecek bir zaman dilimini de ihtiva etmiyor mu?
O ise bizle alay edercesine, on iki senedir ezici bir çoğunlukla Meclis’e, iktidara, hattâ yargıya dahi egemen olduğu hâlde, yerini hâlâ mağdurluk edebiyatı yapmak suretiyle muhafaza etmenin gayreti içindedir.
Düzeni değiştirmek ne kelime; ondan yararlanıp beslenmektedir.
Meselâ şimdi, Türkiye’nin temel sorunlarının başında gelen Kürt Meselesinin hâllini, demokratik reformların kendiliğinden gelişecek doğasına yaslayacağı yerde, PKK ile anlaşarak yapmayı tercih etti.
Eğer PKK ile yapılan görüşmeler, somut bir demokrasi projesine paralel yürütülen hamlelerden olsaydı, onu da anlardım. Öcalan’la yürütülen bu anlaşma, tek başına nedir ki?
Bir süreç lâfıdır gidiyor, ama yapılmak istenenlerin neleri içerdiğine dair kırıntı kadar olsun bilgi yok.
Müphem!
Belki böyle söylemek bile doğru değildir.
Zira, AKP’nin alenî bir plânı da yok zaten.
Plânı, plânsızlığı.
Gidişat hangi yönde gelişirse, ona göre hareket edileceği.
Yani içinde, kıvırmaktan tutun da, birtakım göstermelik haklara kadar her türlü pazarlığın daniskası var. Yöntem bu.
Hattâ o yüzden, caymak lâzım geldiğinde elinin altında sorumlu tutacağı bir cephe bulunsun diye, daha başından itibaren CHP ve MHP’nin muhalefet yalazalarına, sönmemesi için sık sık benzin döküyor.
Aynı şey PKK için de geçerli.
Onlar da net değiller. Kendilerini bağlamak yerine, belirsizlikten ne koparırlarsa kârdır gözüyle bakıyorlar.
Adım adım, KCK gibi Kürtlerin hiç de hak etmediği çağ dışı bir düzeni kurmanın azmi içindeler.
Tam şark bezirgânlığı.
Sürecin aktörleri bu kafadaki oyunculardan olunca, ortaya ne belli bir senaryo, ne de yazılı bir piyes çıkıyor; o zaman da meydana irticalen sergiledikleri bir ortaoyunu hâkim oluyor.
Sofistike hazlardan dem vuran kimi aydınların, böylesi yavan skeçlerden nasıl olup da beyinsel lezzetler aldıklarını, doğrusu anlamış değilim.
Yeni anayasa
Doğu despotizmi geleneğinden yorumlanarak türeyecek bir başkanlık modelini içermeyecekse, yeni anayasayı da, göreceksiniz yapmayacak.
Onun şu sıralar tek odaklandığı şey, ne pahasına olursa olsun, PKK’nın Kandil’e çekilmesi.
Bu elbet de kötü bir şey değil.
Ancak tek başına Kürt sorununu çözmeyecek.
Kaldı ki, AKP’nin Kürt haklarını lâyık-ı veçhile teslim etmek gibi bir derdi de yok zaten.
Onun bütün amacı, çekilmenin kamuoyunda yaratacağı olumlu rüzgârları arkasına alıp da, başkalık sistemini öngören yeni anayasayı referanduma götürerek kabul ettireceği bir atmosferi yakalamak!
Bu husus, onlar için zorunlu bir nokta.
Çünkü partinin A takımı, önümüzdeki seçimlerde tüzük gereği evlerinin yolunu tutuyor.
Bu durumda, başkanlık sistemi içermeyen yeni bir anayasayla Türkiye’nin değişen nizamını kim kuracak da, kim yönetecek?
Eğer kendisi başkan olmayacaksa, böyle bir düzen değişikliğine ne gerek var?
Siz onların başkanlık için olsa da olur, olmasa da olur, demelerine bakmayın.
Düğüm burada!
Sabah akşam, bununla yatıp, bununla kalkıyorlar.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016