Oktay Cansın EMİRAL
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlık sistemi hakkında iktidara yönelttiği söylemlerin en sert olanı şüphesiz “Kan dökmeden bu tür bir başkanlık sistemini hayata geçiremezsiniz” şeklindeydi.
Bu çarpıcı söylem birçok sosyal ortamda tartışıldı ve siyaset ile ilgisi olan kişiler tarafından tehdit olarak algılandı. İçeriği şiddet içeren siyasi söylemin merhum başbakan Necmettin Erbakan’ın bir zamanlar sarf ettiği söylemler ile benzerlik gösterdiği ileri sürülerek sonuçlarının benzer olacağı konusunda yorumlar yapıldı.
Kamuoyunun hassasiyeti gözönüne alındığında Kemal Kılıçdaroğlu’nun söyleminin tehdit mi yoksa uyarı mı olduğunu belirlemek ve bu doğrultuda görüş beyan etmek entelektüel etiğe aykırı bir davranıştır.
İnsanların her türlü şiddet içeren söylem, eylem ve düşünceyi sorun olarak algıladığı 21. yüzyılda, bu tarz bir söylem ne kadar iyi niyetle sarf edilmiş olsa da masum sayılmaz.
Türkiye’nin siyasi iklimi; akıllara durgunluk veren, acı, gözyaşı, kaos, belirsizlik gibi ifadelerle anlatılabilen, zor bir dönemdir.
Siyasal iktidarın; toplumu oluşturan bireylerin ihtiyaç duyduğu özgürlük, eşitlik, güvenlik gibi kavramları hayata geçirmekte yetersiz kaldığını ve bazen de bu konuda isteksiz davrandığını yediden yetmişe herkes biliyor ve bu durumu kabulleniyor. Ülkemizde yaşayan bireylere yönelen tehditler sadece ulusal siyasal sistemimizde bulunan aktörlerden kaynaklansa elbette ulus birlik olup direnme haklarını sonuna kadar kullanır. Tehdit kanallarının çokluğu ve ulusal sınırları aşmış olması sebebi ile bireyler iç tehditlere karşı çaresiz kalmış durumdalar ve siyasal ortamı iyileştirmeye gayret etmekteler.
Toplumsal yapıların bu denli yozlaşması “ABD Merkezli Küreselleşme” adı verilen olgunun yarattığı küresel tehdidin diğer tüm tehdit merkezlerini de kapsıyor oluşundan kaynaklanmakta, ‘denize düşen yılana sarılır’ misali, bireyler kendilerinin ait olduğu siyasal sistemlerden kaynaklanan tehditleri ikinci plana atmaktadırlar. Kısacası tehdit artık her yerdedir.
Yaşama etki eden tehdit merkezlerinin bu kadar çok oluşu geçici bir durum mudur; yoksa insanoğlunun yaşam serüveni boyunca katlanmak zorunda olduğu kalıcı bir gerçeklik midir sorusu felsefi alanı şekillendiren temel problem olarak her zaman güncelliğini korumuştur.
- yüzyılda Thomas Hobbes’un saptaması olan “homo homini lupus” (insan insanın kurdudur) varsayımı üzerine yapılanan modern devlet anlayışı 21. yüzyıla gelene kadar dünya savaşları, sömürgecilik, nükleer tehditler gibi daha etkin riskler yaratarak korku, endişe, kaygı gibi ruhsal gerilimlere yol açan tehdit merkezlerini ortaya çıkarmıştır.
Tarihsel deneyimler göstermektedir ki korku; insanı her zaman rahatsız edici bir duygu olsa da, insan ruhunu şekillendiren, yaşamın devamlılığını sağlayan, olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Peki, korku insanı neden rahatsız etmektedir; yoksa rahatsızlık mı insanı korkutur?
Anne karnında her türlü dış tehditten korunarak gelişen insanoğlu doğum sırasında korkmayı öğrenir ve yaşamı boyunca anne karnında sahip olduğu güvenli ortama ulaşmaya çabalar. Biyolojik süreç irdelendiğinde korku yaşam içerisinde öğrenilen bir duygu olması sebebi ile doğayla mücadele etmede kullanılan insani bir yetenek veya kültür olarak değerlendirilebilir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kanlı söylemi açısından korku ve tehdit olgularına yaklaşacak olursak; istenmeyen ve rahatsızlık yaratan siyasal uygulamalara karşı çıkmak için silahlanıp siyasal iktidarın karşısına dikilmek mi meşrudur; yoksa halkın çoğunluğunun oyunu almış bir siyasal iradenin tercihini hayata geçirmek için gerekirse zor kullanması mı meşrudur?
Siyasal direnme hakkı ve siyasal iradenin arasında hangisinin daha meşru ya da önemli olduğunu araştırmak çıkmaz bir yoldur; çünkü her ikisinin de kendisine göre meşruluk kriterleri vardır.
Direnme hakkı; şiddetten arınmış, korku ve tehdit içermeyen koşulların yarattığı ortamlarda meşruluk kazanır, iktidarın siyasal iradesi; en düşük gelire sahip olan toplumsal kesimin ekonomiden en fazla payı alması durumunda; yani gelir dağılımı adaletini sağlamayı başardığında meşru sayılır.
Oysa ki, Türkiye’nin siyasal iklimi değerlendirildiğinde çağdaş kriterlere göre, ne iktidar, ne de muhalefet meşru sayılabilir; çünkü ortada şiddetten uzak kalmayı başarmış muhalefet ve gelir dağılımında adaleti sağlayabilmiş bir iktidar bulunmamaktadır.
Toplumu oluşturan bireylerin ruhsal yapılarına içkin olan adalet, özgürlük, güvenlik gibi ihtiyaçlar çok yakın bir tarihte daha etkin ve sesli şekilde talep edilecek, Türkiye’nin içinde bulunduğu gayrimeşru demokratik dönem tarih sayfalarına kara bir leke olarak geçecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.07.2022
19.04.2022
8.04.2022
22.05.2021
16.03.2017
18.01.2017
8.02.2016
27.09.2016
2.02.2016