Ömer F. Gergerlioğlu
Akademisyenlerin "bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bildirisi Erdoğan'ın sert tepkisi sonucunda günlerdir ülke gündeminden düşmüyor
Bildiriyi her iki tarafı eşit olarak eleştirmemesinden dolayı eleştiriyorum, akademisyen olsam imzalamazdım. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok sert tepkisi sonucu bir linç kampanyası başlatılmasını demokrasiden az çok nasiplenmiş birisinin bile kabullenmesi mümkün değildir. Ancak muhafazakar kesimde 100 yıl öncesinden kaynaklanmış söylemle "aydın alerjisi, aydın ihaneti" ön yargısı olduğu için ve toplum düşman gördüğüne çok kızgın olduğu için bildiriye aşırı tepki, normalleştirildi.
Liseden farklı olması gereken üniversitelere talimat verilerek idari soruşturmaların başlatılmasını, ardından adli soruşturmaların gözdağı verme maksatlı kullanılmasını , en sonunda işten atmaları izledik. Türkiye Cumhuriyeti tarihine cadı avı günü olarak geçecek gün, sabaha karşı Kocaeli Üniversitesi hocalarının sanki kaçacakmış gibi evlerine baskın yapılarak başladı. Ardından birçok öğretim üyesinin odasına tehdit mesajı bırakıldı. Bu, kara bir gün olarak tarihe geçecek.
Bu bildirinin aşırı sert bir tepkiyle karşılanmasının altında çatışmalı sürecin uzun süreceğinin işareti yatmaktadır. Sürecin uzun süreceği ihtimaline karşı medya ve akademiden gelen seslerin kısılması amaçlanmıştır.
Akademisyenlerin bildirisindeki tek taraflı dil, aslında barışı talep ederken ne kadar dikkatli olunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Gittikçe acıların artması çatışma süreci içinde barışa özlemi yükseltecektir zaten. Adil bir şekilde barışı isteyen süreç içinde kazanacaktır. Bildirideki açığın üstüne gidilmesinin nedeni budur. Amaç barış söylemini şeytanlaştırmak ve her iki tarafa da adil eleştiri getiren müstakbel seslerin yok edilmeye çalışılmasıdır.
Barışı sağlamasını evet, örgütlü yasal bir devletten bekleyeceğiz ama bu bildiride PKK'nın da eleştirilmemesi gerektiğini göstermez. T.C vatandaşı olarak PKK'nın yaptığı bizi ilgilendirmeyebilir, kamu düzenini sağlamayı ondan beklemiyor olabiliriz ama PKK da çatışmanın içindedir ve ihlaller karşılıklıdır. Mesele üzüm yemek olmalı ve siyasi çekişmelerden azade barışı sağlamaya odaklanmalıyız. Daha kuşbakışı baktığımızda barışın normal, savaşın normalite dışı olduğunu görürüz. Bu yüzden devlet de örgüt de olsa savaşan her iki tarafa ateşkes çağrısı yapmak gerekir. Tabii ki kamu düzenini devletten bekleyeceğiz ancak savaşa dönen karşılıklı bir çatışma hali varsa tek taraflı bir barış çağrısını sadece kamu düzenini sağlayana yapmamız haksızlık olur.
Kavga eden devlet veya örgüt de olsa ilk yapılması gereken ikisine de "dur" denmesi ve sonrasında devletten yani kamu düzeni sağlayıcıdan sorunların çözümünü beklemek olmalıdır.
İfade özgürlüğü konusunda toplumda bir konsensus sağlamamız son derece önemlidir. Özgürlüklerin anası olan ifade özgürlüğü hakkında hemen her kesimde taraf bakış açısı hakimdir. Sorunlar üzerinde tartışırken temas etmeden geçemeyeceğimiz ifade özgürlüğü hakkında oluşturmamız gereken ortak paydalar konusunda daha çok gerilerdeyiz. İfade özgürlüğünün sınırının geniş olduğunu hatırlamamız sadece ifade özgürlüğünün devlet baskısıyla olduğu günlerle sınırlı olursa hep kaybeden oluruz. İlkesel olarak her zaman ifade özgürlüğünü çok önemli bir konu olarak sürekli gündemde tuttuğumuz takdirde karizmatik liderlerin sözlerinin hemen toplum tarafından kabullenmesinin önüne geçmiş oluruz.
İnsan aklının en iyi verimi, eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesi, analiz yapabilmesidir. Statik toplumlar böylece dinamik sıçramalar yapabilir. Eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesi konusunda yıllardır ezberci bir eğitime tabi tutulan bireyler olarak çok geri noktalardayız. Toplum yönetime, lider olarak özeleştiri yapan birisini değil, otoriter tavrından çok rahatsız olmadığı hatta beğendiği kişileri getirmekte tereddüt göstermiyor. Bu bilinçaltı yönelişini kırmak, statik toplumdan dinamik topluma ulaşmak istiyorsak ifade özgürlüğünü birinci meselemiz görmeliyiz.
Sinirlerine hakim olan kazanacak bu savaşı. Bu savaş, silahla değil sözle kazanılacak. Bu topraklarda iç içe yaşamış insanları birbirine düşman eden değil, dost eden kazanacak. Gerginlik ve duygusallık ne kadar yükselirse yükselsin siyah ve beyazın arasındaki gri alanları korumak zorundayız. Barışın bir ihtiyaç olduğunu ortak bir şekilde söylediğimizde kazanacağız.
Kamil insan özgür ifadeyle oluşur. Hakikatın ortaya çıkması, karşıt fikirlerin çarpışmasıyla olur. Bir fikrin eleştiriye kapanması aslında onun aleyhinedir, gelişimini engellemektir. Fikrin ifadesinin engellenmesi, onun zarar vermeye yönelmesine yol açabilir. Baskıcı yönetimler tarihin her döneminde ilk olarak muhaliflerin ifade özgürlüğünü kısıtlama yoluna gitmiş ve bunun için kişileri şeytanlaştırmaya çalışmıştır. Örneğin peygamberlerin en çok karşılaştığı ithamlar "onun bir deli, kahin, toplumda fesat çıkarıcı sözler yayan, ayak takımından olduğu için sözü değersiz addedilmesi gereken, vb." dir. Demek toplumlarda büyüklenenlerin ilk olarak ifadeye bir saldırısı vardır ve çatışmalı ortamda olunsa bile ifadenin namusunun korunması hepimiz için en ön planda olmalıdır.
@gergerliogluof
www.omerfarukgergerlioglu.com
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kanser eden OHAL, öldüren zalimlikler!
26.08.2020 - Ayasofya’da Cuma hiçbir günahınızı örtemeyecek!
26.08.2020 - KHK'lar yok hükmündedir, hukuk dönünce iptal olacaklar
9.02.2018 - Beyin kanamasından ölen KHK'lı Şafak hoca neler yaşadı?
5.02.2018 - 24 Haziran karamsarlıkla aşılmaz
3.02.2018 - Kazanan tüm ezilenlerdir
25.06.2018 - HDP'siz çözüm olmayacak, siyaset için niye HDP?
23.06.2018 - Niye HDP'ye oy vermelisiniz?
18.06.2018 - Bir OHAL kurbanı daha: Mehmet Çelik ve ailesi neler yaşadı?
12.06.2018 - Seçim sahasından izlenimler
11.06.2018
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Îsmaîl Girikî
Kurdler PKK/Öcalan´nin yanlış ve kabul edilemez siyasetine niye suskundurlar? PKK Suriye devletini destekler kararını bir kez daha Taraf´in ve bir cümle TC yazar ve çizerlere burada yer vermek istiyorum. PKK Kurdlerin haklarını savunmak için PYD yi kurmadı. İmralide A.Öcalan´ın emriye ordaki Kurdlerin başka bir eyilime geçmemesi, sahiplenmemesi için, ve Türkiyeninde huşuna gidebilecek bir yapıyı kurdular. PYD Suriye rejimine karşı asla mücadele edemez ve bugün olanlarda aynen Aktütün, Dağlıca, Dörtyol ve binlerce örnek verebileceğimiz Kuzeydeki sözde mücadelenin aynısını yapmaktadır. Batı Kurdistandaki Kurdler Suriye rejiminin altında ezildiler, yok saydılar, kimliksiz bıraktılar ve hatta Kürd Halk düşmanı Adullah Öcalan Şam da olduğu dönemde bir Arap yazarala yaptığı söyleşide; „Bizim mücadelemiz birda Buraya yani Suriyeye gelen Kuzeydeki Kürdleri geri evlerine göndermektir. Suriyede herhangi bir Kurdistan yoktur diyordu“ diyordu. Nasılki Kuzey Kurdistanda PKK/BDP kendilerinden başka hiç bir Kurd hareketini ve partiyi kabul etmeyip karşı ise , suriyedeki PKK verziyonu PYD de aynısını yapiyor.
Îsmaîl Girikî (2)
Öcalan 2000 yılında PYD yi kurdurtmadan önce Kandilde PKK nin kongeresini Topladı ve o kongrede çikan Suriye rejimini savunmak, desteklemek, ve hertürlü dış saldırılara karşı kuymak için karar aldılar. İşte İmrali/ Kandil hatındaki Suriye rejiminin sadakat belgesini aşağıda sunuyorum: