Osman CAN
Yeni Anayasa yazım sürecinde ilerledikçe, çok hayati tartışmalara kapı aralanacağı anlaşılıyor. Basın özgürlüğü konusundaki tartışma bitmeden, AK Parti’de yerel yönetimlerle ilgili bir rapor hazırlandığı bilgisi gündemimize düştü. Basına yansıdığı kadarıyla, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartına (AKYYÖŞ) getirilen çekincelerin kaldırılması, merkeze ait kimi yetkilerin yerele devredilmesi gibi öneriler söz konusu.
Raporu hazırlayanların, “Partimizi bağlamaz” şeklindeki mahcubiyetleriyle, raporun yeterliliği-yetersizliği tartışmasını bir kenara koyarak, paradigma değişiminin merkezinde yer alan ademi merkeziyetçilik konusuna değinmek istiyorum.
Yeni Anayasa Platformu’nun yürüttüğü anayasa halk toplantılarında ortaya çıkan sonuçlar, toplumun tamamında çok güçlü bir adem-i merkeziyetçilik eğiliminin bulunduğunu gösteriyor.
Vesayetçiliğin olmazsa olmazı
Toplumun merkeziyetçiliğe karşı çıkmasının nedenleri daha derinlerde. “Merkez”in toplumdaki karşılığı yalnızca, torpil, iş kotarma, ihale, hizmetin geç gelmesi vs gibi, işleyişin hantallığından kaynaklanan sorunlar değil. Buna totalitarizm, homojenleştirme, kültürel, dilsel, dinsel ve sair farklılıkların merkezden programlanmış eğitim, adalet ve güvenlik aparatlarıyla yok edilmesini de eklemek gerekir.
Bu nedenle merkeziyetçiliğin, siyasi ve idari teşkilatlanma sorununun yanında, kültürel ve ideolojik boyutu da vardır. Merkeziyetçiliğin merkezdeki egemeni halkın onayına ihtiyaç duymaksızın daimi muktedir yaptığını düşünürsek, merkeziyetçilikte ısrarın temelinde bir yerlerde ekonomik faktörün bulunduğu da anlaşılır.
Geleneksel olarak merkezi eğilimleri güçlü olmakla birlikte, Osmanlı devleti yerel ile merkez arasındaki merkeziyetçilik tercihini daha çok siyasi yapılanmadaki tasarruflarla sınırlı tutmuştu. Ancak İttihatçılık’ın ülkenin kaderine hakim olmasıyla durum değişti.
Merkeziyetçilik, siyasetin yanında, idari, kültürel, dinsel ve ekonomik alanlara da sirayet etti, onları kuşattı. Bu alanlardaki tüm bireysel, cemaat ve kültürel özerklikleri ortadan kaldırdı.
Yani bu coğrafyada merkeziyetçilik yalnızca siyasal işleyiş veya idari yapılanmayla ilgili bir husus değil. Aksine ülkenin kaderine egemen olan siyasal elitlerin totaliter politikalarını hayata geçirme, toplumu homojenleştirme ve kendi tasavvurlarına uygun hale getirmenin hem aracı hem de ekonomik kaynağıdır. Kısacası toplum mühendisliğinin ve vesayetçiliğin olmazsa olmazı merkeziyetçi bir yapıdır.
Hal böyle olunca, aynı geleneğin uzantılarının Cumhuriyeti de merkeziyetçi bir yapı olarak inşa etmeleri şaşırtıcı olmamalı. Birinci meclisi bir darbe ile dağıttıktan sonra kurdukları tek parti meclisince ademi merkeziyetçi 1921 Anayasasını ilga etmeleri ve sonrasında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kapatmalarının ardında da bu gerçek var. Bir gerçek de şu ki, 1909’dan sonra yüz yılı aşkın süredir bu topraklarda daima merkeziyetçiler hakim oldu. Toplum mühendisliği projeleri hayata geçirildi. Katliamlar, asimilasyonlar, inançlara ve farklılıklara baskılar hep bu dönemin eseri oldu. Bilimcilik, seçkincilik, sosyal darwinizm ve Türkçülük bu dönemin alamet-i farikası oldu.
Fransa ‘utancından’ kurtuldu
Başta Kürt sorunu olmak üzere pek çok sorunun temelinde devletin merkeziyetçi yapısının bulunduğu inkar edilemez. Türkiye benzeri katı merkeziyetçi ülkeler, Kuzey Kore’de başlayan sivilleşme kıpırtılarına bakılırsa, pek kalmayacak gibi. Siyasi ve idari yapılanmada örnek aldığımız Fransa da merkeziyetçiliği 2002 yılında “Cumhuriyetin Niteliklerini” değiştirerek terk etti. Yani bu utancı uzun süre taşımak pek mümkün değil. Tüm dünyada totaliter rejimler çökerken, totalitarizme imkan sunan bu sistemi korumanın hiçbir anlamı yok, aksine zararı var.
Şimdi ilk defa bu gelenek çöküyor ve paradigma değişikliği imkan dahiline giriyor. Elbette ki adem-i merkeziyetçilik bu yeni paradigmanın en ayırt edici özelliği (olmak zorunda).
AK Parti’nin hazırladığı rapor bu nedenle tarihsel ve politik olarak doğru bir zemine oturuyor. Daha önce de bunun mücadelesini vermişti.
Ancak AKYYÖŞ’ye uyum sağlayan Kamu Yönetimi Reformu’nun 2004 yılında eski Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edilmiş, daha “light” reform çabaları ise Sezer ve CHP’nin işbirliğiyle Anayasa Mahkemesi tarafından engellenmişti. Öyle ki, mevcut sistemde esaslı bir değişiklik sağlamasa da yerel yönetimleri biraz daha etkinleştirmeye çalışan küçük rötuşlar dahi “devletin birliği parçalanır” kaygısıyla engellenmişti.
Süslü kelimelerin gölgelediği
Ademi merkeziyetçilik Türkiye’de gerçekleştirilecek en tarihi ve hayati reform olmaya aday. Temel hak ve özgürlükler merkeziyetçi bir yapıda anlam ifade etmez. Konjonktürel olarak tanınır, ardından rafa kaldırılır. Yani merkez hem tanıyan, hem de mahrum edendir. O güce daima sahiptir. Bu yüzden Türkiye’de esas reform Anayasada yazılı özgürlük maddelerinin daha sofistike ve süslü bir şekilde kaleme alınması değil, devlet aygıtının dönüştürülmesi ve yurttaşların bu aygıta hakim olmasının sağlanmasıdır. Ademi merkeziyetçilik bunun imkanıdır ve mutlaka desteklenmelidir.
Ama bu sistemin Türkiye’de inşası, mevcut yerel yönetimlerle de olacak şey değil. Mevcut yerel yönetimler de yüz yıllık karanlığın tasavvurlarını yansıtan ve onların arşivlerini temel alan hegemonik yapılardır.
Türkiye’de ademi merkeziyetçilik merkezin, yerelin ve hizmet yerinden yönetim birimlerinin bir bütün olarak yapılandırılması ve yeni bir paradigma üzerine inşa edilmesiyle birlikte düşünülmek zorunda.
Zira yerel yönetimlerin güçlendirilmesi katılımcılığın sağlanması ve toplumsal iradenin bir bütün olarak yerelden başlayarak merkeze egemen olmasının yoludur.
Muhtemelen biraz da bu nedenle başta merkez bürokrasisi olmak üzere, toplum mühendisliği sevdalıları, Türk ve Kürt milliyetçileri ile merkezden ekonomik rant dağıtımına göre pozisyon almış sermaye grupları bu reforma pek sempatiyle bakmayacaklardır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015