Pelin CENGİZ
Hasankeyf’i yok edecek Ilısu Barajı, yine gündemde. Ecdattan, tarihten en çok dem vuranlar, en fazla tarihi yok edenler olarak karşımızda. Proje eski Türkiye’ye ait ancak yok etmeye en hevesliler yeni Türkiye’nin sahipleri. Ilısu Barajı, UNESCO Dünya Kültür Mirası kriterlerinin 10’undan dokuzuna sahip dünyadaki tek yer Hasankeyf veDicle Vadisi’ni mezara sokacak, 12 bin yıllık tarihî mirasın ve köylerin sular altında kalmasıyla 80 binden fazla insanı yerinden edecek, geniş bir coğrafyada ekolojik tahribat yaratacak. DSİ’nin, beş ay önce durdurulan Ilısu Barajı ve HES projesinin kısa sürede tekrar başlayacağını ilan etmesinin ardından mağaralarda ve kale çevresindeki işyerleri boşaltıldı, yollar kapatıldı, geçişe izin verilmiyor.
Ilısu Barajı, 1993’te yürürlüğe giren ÇED yönetmeliğinden önce yatırım programına alındığı gerekçesiyle ÇED’den muaf tutuldu. 2011’de ÇED muafiyetlerini düzenleyen geçici 3. Madde ile ilgili itiraz da Danıştay tarafından kabul edilmişti. Danıştay 14. Dairesi, Ilısu Barajı Projesi’nin ÇED’den muaf tutulmasına karşı dava açan TMMOB Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları’nı haklı bularak Ocak 2012’de yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar bir gün bile uygulanmadığı gibi, hükümet Nisan 2012’de barajın bu karara göre inşa edilemeyeceğini anlayınca, Ilısu Barajı Projesi’ni tekrar ÇED muafiyeti kapsamına aldı. Projenin inşaatı için gerekli tüm altyapı ve üstyapı inşaatları da ÇED’den muaf tutuldu. Bu karara da itiraz edildi, ancak hukuki süreç işlerken barajın inşaatı da bir yandan devam etti.
Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi açıklamasında, şu bilgilere yer verdi: “2010’da inşaatına başlanan Ilısu Projesi, ağustosta işçilerin istifa etmesiyle durduruldu. Bu gelişmeden kısa süre önce iki müteahhit HPG tarafından kaçırılmıştı. HPG iki müteahhidi baraj inşaatından dolayı uyarıp bir heyetin araya girmesiyle serbest bırakmıştı. HPG önceki yıllarda birkaç defa Ilısu Projesi’ne karşı açıklamalar yaparak uyarıda bulunmuştu. HPG, Ilısu Baraj Projesi’nin getireceği yıkımların yanında, projenin Kürtlerin kimliğini asimile aracı olarak gördüğünü ilan etmişti.”
Bir ara inşaatın durmasıyla birlikte gerçekten projeden vazgeçilebilir mi diye ümitlenilmişti ancak epey kısa sürdü. DSİ, yeni işçi alımı için ilan vererek, güvenlik tedbirlerinin artırılarak, inşaat alanını askerin koruyacağını açıkladı. Projenin ekolojik, tarihsel ve toplumsal boyutlarına şimdi bir de barış sürecini ve çatışmasızlığı baltalayacak bir boyut daha eklenmiş oldu. Barışa giden yol bölgeyi yeniden militarize etmemekten, halkın sesine kulak vermekten, taleplere değer vermekten de geçiyor.
Barajın ekonomiye katkısı 400 milyon dolar olarak hesaplanmış. Ancak, bu rakamın hangi projeksiyonla tespit edildiği meçhul. Üstelik Dicle Nehri ile ilgili debi hesapları da en az 20-30 yıl önceye ait. DSİ’nin hesaplamalarının yüzde 70’ine ancak ulaşılabileceği, kuraklığın debiyi düşürdüğü için eski hesaplardaki verimin alınmasının zor olduğu biliniyor. Gerçek bir açık hava müzesi olan bölgedeki eserlerin taşınması da konuşuluyor ancak hangi yöntemle, nereye taşınacağı tamamen belirsiz. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 20. Maddesi, “Taşınmaz kültür varlıkları bulundukları yerde korunmalıdır” diyor, tabii dinleyen kim…
Dalga geçer gibi bir de baraj sonrası Hasankeyf toplantısı yapılmış, turizm ve tarım potansiyeli ele alınmış. Bölgeyi sular altında bıraktıktan sonra neyin turizmi, neyin tarımı diye sormak lazım. Her şey bir yana, Hasankeyf ve etrafındaki SİT alanının doğru bir planlama ile turizm değerinin çok büyük olduğu ortada. Bu potansiyelin çevre illerdeki tarih ve kültür mirasıyla birleştiğinde yaratacağı sinerji, ömrü 50 yıl olan bir barajdan çok daha fazlasını bölgeye kazandırır. Bunu görebilmenin ilk şartı tüm ülkeyi inşaat alanı gibi görme körlüğünden uyanmaktan geçiyor.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022