Sezin ÖNEY
Meksikalı yazar Carlos Fuentes, Meksika tarihiyle ilgili, “İhanet, yalan, mezalim ve intikam dolu” sözlerini kâğıda dökmüştü, son romanı La Voluntad y la Fortuna’da (Arzu ve Kader).
Aynı romanda, Güney Amerika’da hukuk ve adalet ile ilgili olarak da, “Hukuka, Latin Amerika’da, onu sadece daha fazla ihlal edebilmek için saygı gösterilir” cümlesi de yer alıyordu.
Fuentes, önceki gün 83 yaşında öldü.
Yaşamı biraz “Kuzey”de, biraz da “Güney”de geçen Fuentes’in, gelenek ve modernite, Batı’nın rasyonel düzeni ve sunduğu konforla, Latin Amerika’nın kaotik albenisi ve canlılığı arasında bölünmüş dünyasından çıkan, Türkiye’ye de paralel düşen birçok tesbit var.
Fuentes de, pek çoğumuz gibi, “Batılılıkla”, “Doğululuk” (Güney Amerika cephesinden bakarsak, “Güneylilik”) arasında bocalıyordu; yılın yarısını Londra’da, yarısını da, “Bu şehirle ilişkim, bir kadınla olduğu gibi; bazen, onu çok seviyor, bazen de nefret ediyorum –çirkin, güzel ama hep üzerimde etkisi olan, muhteşem ve korkunç bir kent” diye tarif ettiği Mexico City’de geçiriyordu.
Fuentes’in, 1962 tarihli Aura romanı da, aslında, Türkiye’nin yavaş yavaş geçmişiyle hesaplaşmaya çalıştığı, geçmişini anlama ve yargılama sürecine girmeye başladığı zamanlara çağrışım yapan bir dile sahip.
Bu romanın başkahramanı genç bir tarihçi; bir generalin anılarını kaleme alma işini üzerine alıyor. Ve bu görevi yüklendiği havasız, boğucu bir evde, geçmişle geleceği, fantezi ve gerçeği birbirine karıştırdığı bir esrarengiz âleme sürükleniyor. Genç ve güzel Aura’nın peşinde koşarak, arzudan kendinden geçip delirmek üzere, onunla bu evden kaçmayı hayal ediyor. Ancak, Aura gerçekte yaşıyor mudur, hiç var olmuş mudur? Aura, baştan çıkarıcı bir büyü müdür, efsunlu mudur? Esaret midir, özgürlük mü? Mantıklı olarak nitelediğimiz şey, aslında deliliğin ta kendisi midir?
Fuentes, zaman kipleriyle oynayıp, okuyanda, şimdinin geçmişle, gelecekle birbirine geçtiği, her türlü zaman mevhumunun kaybolduğu, zamana ilişkin zeminin tamamen ayaklar altından kaydığı bir atmosfer yaratmıştı Aura’da.
Zaten de Fuentes, romanlarını, Batı’nın zamanı “düz bir çizgi” gibi ilerleyen anlayışına karşı, zamanın döngüsel, “ilahi dönüşlerle”, helezonlarla dolu, çapraşık bir kavram olduğunu ileri sürmek için tasarlamıştı. Son romanı, Arzu ve Kader’de, “Geçmişi arzulamak. Geleceği hatırlamak. İşte ölümün paradoksu bu. Sadece bunu anlayabilmek için ölmeniz gerekiyor” diyordu.
Fuentes’in ölümüyle, onun bir yazar olarak zamana yaklaşımını “anımsamak” ve Türkiye’nin son dönemdeki “geçmişle hesaplaşma” çabalarına denk gelince bulmacanın eksik kalan parçasını,Freud’un meşhur bir rüya analizi tamamladı.
Bir hastasının, psikanaliz seansında Freud’a anlattığı rüya şöyleydi; bir çocuk ateşli bir hastalıktan ölüyor. Babası da, onun ölümünden sonra uykuya dalıyor. (Buraya kadar, hikâyenin “gerçek” kısmı.) Rüyasında çocuk, babasına alevler içinde gözüküyor ve ona yalvarırcasına “Baba, görmüyor musun yanıyorum” diyor.
Freud’un bu rüyayı dert edinmesinin sebebi, travmanın doğasını anlamaktı. İnsanlar, kaza geçirip de, bu olaydan fiziksel olarak etkilenmeden kurtulsalar bile, günler, aylar, yıllar sonra kazanın “görünmeyen” yara beresini içlerinde yaşıyorlardı.
Filozof Lacan da, bu rüyayı, yaşanan travmanın acısının, yanan çocuk imgesiyle kendini ifade etmesi, acının “duyulma”, kendini duyurma arzusu olarak yorumlamıştı.
Türkiye’de de, darbeler, çatışmalar, kutuplaşmalar öyle adaletsizlikler, haksızlıklar, travmalar yaşatmış, öyle acılara sebep olmuş ki, geçmişe yönelik okumalarımızda da, özen, titizlik ve itina gerekiyor. Aslında dile getirilmeye çalışılan, farklı biçimlerde hep aynı; “Görmüyor musun yanıyorum...”
Vatikan ve Gladio
Geçen hafta, 30 yıllık bir esrarengiz olayın eski defterleri yeniden açıldı. 1983’te Roma’da 15 yaşındakiEmanuela Orlandi, müzik dersine gitmek için evden çıkıp sırra kadem basmıştı. Kayıp Orlandi’nin, Vatikan’daki bir kilisede gömülü mafya patronunun mezarında gömülü olduğu ihbarı yapılmıştı. Bu kilisedeki mezarlar, şimdi araştırılmaya başlandı.
Orlandi’nin, Mehmet Ali Ağca’nın serbest bırakılması talebiyle kaçırılıp rehin tutulduğu iddialarından, hemen hepsinin odağında Gladio’nun bulunduğu bir sürü başka komplo teorisine, birçok tez var. Bir kez daha gerçek ne, hayal ne? Kesin olan, asıl, bir gün Gladio’nun gayrı resmî patronu NATO’nun arşivleri açılınca, Avrupa ve Türkiye’nin Soğuk Savaş tarihinin de, yeniden yazılacağı.
Başkanlık sistemi mevzuu
Bugünlerdeki başkanlık sistemine geçiş tartışmalarına, herşeyden evvel, “ahlaki” bir eleştiri getirmek istiyorum.
Güç kültürünün, güce tapınma ve gücün kölesi haline gelmenin, güce boyun eğme ve kapılmanın bu kadar yaygın olduğu, hatta bu durumun “ülke siyasetinin başlıca sorunu” diye nitelenebileceği Türkiye’de, başkanlık sistemine geçilmesi çok temelden ve kalıcı tahribatı olacak bir adım.
Hele ki, Kürt sorununun “çözümünün”, başkanlık sistemi ile mümkün olabileceği iddiası, “biz, ülkenin temel insan hakları meselesini demokratik bir çerçeve içinde çözemiyoruz, illa ki, tepeden inme, dayatmacı bir güç lazım” manasına geliyor.
Tabii, dayatmacı hiçbir çözüm de, aslında çözüm değil; sadece sorunun bin bir şekilde yeniden üretilmesinden başka bir anlamı da yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024