Süleyman Seyfi Öğün
Aslında Soğuk Savaş devrinin bugünün dünyâsına göre en mühim farklardan birisi de, “çıkarların” ideolojik kablolarla gizlenmesiydi. Bu durum da, moral beklentileri kışkırtıyordu. Meselâ “Batı” kampının ideolojik değişkenleriyle düşünen ortalama bir zihin, birgün düşmanın (komünizm ve komünistler) ezileceğini ve “hür” bir dünyânın hayâta geçirileceğini umut edebiliyordu. Bunun hilâfına; “Doğu” kampının ideolojik vasatlarıyla düşünen bir başka ortalama zihin ise, günün birinde düşmanın (kapitâlizm ve kapitâlistler) ezileceği “sosyalist” bir dünyânın inşâsının mümkün; hattâ kaçınılmaz olduğuna îman ediyordu.
Soğuk Savaş’ın sona ermesinden başlayarak “düşman” konusunda bir belirsizlik yaşandı. Varşova Paktı çökmüştü ama muzaffer “Batı”nın NATO‘su bütün haşmetiyle ayaktaydı. Dünyâ hızla kapitalistleşiyordu. Buna hiçbir îtiraz gelmiyordu. Düz bir basitlemeyle, bu gelişmeleri “târihin sonu”na yoranlar bile çıkmıştı. Kısa zamanda, özellikle 11 Eylül’ün ardından anlaşıldı ki, Kapitâl-Dünyâ “düşmansız” ve savaşsız varolamazdı. İyi de , yeni “düşman” kim olacaktı? Evet adı konmuştu: Bu; El Kâide ile özdeşleştirilen İslâmdı. Ama, bu nihâyetinde bir adlandırmaydı. Hâlbuki Soğuk Savaş sırasında “Sosyalist Kamp” devletleri, partileri ve ordularıyla son derecede belirgindi. Yeni düşman olarak tanımlanan El Kâide ise varlığını yeraltında sürdüren gizli bir gerilla ordusuydu. Üstelik küreselleşmeyle son derecede uyumlu olarak, sosyalist kamp güçleri gibi belli bir coğrafyada değil; dünyânın her yerinde varlık gösteriyordu. Evet ortada; “Medenî” Batı Değerleri ile “Gayr-ı medenî” İslâm değerleri arasında, sanki yarı-ideolojik bir ayırım vardı. Ama bu ayırım o kadar da ideolojik değildi. Daha çok “birikmiş”, “daha fazlasıyla da biriktirilebilir”; popüler önyargılar düzeyinde ısıtılan ve popüler duygulanımlarla kışkırtılan bir tablo vardı. Düşman terör gibi gösteriliyordu. Ama buna artık inanmak için çok saf olmak lâzım.
Terörün artık, siyâsal-endüstriyel olarak imâl edilmiş kullanışlı bir âlet olduğunu biliyoruz. En mâhir kullanıcılar da, onu üretenlerden başkası olamazdı. Terör net-work’ü, dünyânın dört bir yanına yayıldı. Böylelikle, herhangi bir devlet veyâ milletin kendi “çıkarları” doğrultusunda karar alabilme gücü taşıması engellenmiş oluyordu. Hem dünyânın en tatlı kârlarını elde eden militer endüstriler için ihtiraslı müşteriler temin ediliyor; hem de hegemonik çıkarlara îtiraz edebilecek güçler, terör yollanarak hizâya getirilebiliyordu. Terörü tamamlayan ikinci halkanın -yeri değil, ama söyleyelim- “renkli devrimler” pazarlaması olduğu artık çok âşikâr bir şekilde görülüyor.
Terörün yayılmasıyla paranın saçılması arasında da çok ilginç bir zaman çakışması ve bağlantı görülüyor. Finansal sermâyenin küreselleşmesiyle ortaya çıkıyor. Özellikle bölgesel palazlanmalar (Çin, Hindistan, Meksika, Brezilya ve Türkiye gibi) bu iki âletle dizginlenmek isteniyor. Lâtin Amerika’nın payına düşen daha çok “Renkli Devrimler”. Asya ve Afrika için ise biçilen kaftan doğrudan terör.
Dikkât çekici olan, terörün kaynağının Afganistan olmasıdır. Afganistan, kozmik bir benzetmeyle söyleyebilecek olursak dünyânın “kara deliğidir”. El Kâide, Tâliban, DEAŞ buradaki fabrikalarda üretildi ve dünyânın başına belâ edildi. İlk başlarda Rusya, Kafkasya’da görüldüğü üzere bu terörle kuşatıldı. Coğrafya büyüdükçe türevler de şekillendirildi. Meselâ dönemsel olarak Ortadoğu önplâna çıkınca El Kâide geriletilmiş, bunun yerini DAEŞ almıştır. Afrika ayağında ise Boko Haram’ın olduğunu biliyoruz.
Artık NATO’nun açılımları bellidir. Bu açılım ile terörün dağılımı ve kullanımı arasındaki bağıntıya dikkât çekmek gerekiyor. Açılımın kıt’asal boyutları mevcut. Paylaşımın coğrafyası Afrika ve Asya. Bu çok âşikâr. Ortadoğu ise kavşak. Onun için bölgemize alabildiğine yükleniyorlar.
Çok daha dikkât çekici olan husus ise, bu âletin ilk başlarda yarı-merkez ve çeper coğrafyalarda kullanılırken, zaman içinde doğrudan merkez küredeki rekâbetlerde de kullanılmaya başlanmasıdır. Kıt’a Avrupasının denklemden çıkarılmasında terör kullanıldı. Uzun süre Fransa ve Belçika odaklı terör eylemlerini izledik. Dalga hafif tertip Almanya’ya da dokundu. Ama şimdilik operasyon mâlî düzeyde sürdürülüyor. Yarın ne olur bilinmez. Macron’un gelişi Fransa’yı biraz rahatlatacak gözüküyor. Ama Afrika’nın paylaşımında neler olacağı, Fransa-terör ilişkisinin geleceğini de belirleyecektir.
En tipik gelişme, Çin-Türkiye ve Rusya’nın başat rolü oynadıkları İpek Yolu’nun kuvveden fiile geçirilmeye başlandığı aşamada yaşandı. Usame Bin Ladin’in oğlu örgütü toparlamak ve yeniden etkinleştirmek için çağrı yaptı. Anlaşılıyor ki, Kıt’a Avrupası’nın denklem dışı bırakılmasında yol arkadaşlığı yapan iki büyük güç ABD ve Britanya arasındaki sürtüşme şiddetleniyor. Britanya, Ortadoğu ve Asya’yı ABD’ye bırakmak istemiyor. Çin ile yakınlaşıyor ve İpek Yolu’na destek veriyor. Nedense, hemen ardından açık terör ve siber terör saldırılarına mâruz kalıyor. Demek ki, artık dünyânın yolları eskiden olduğundan daha sarp. Çıkarlar ise kablolarından arınmış, yüksek voltajlar taşıyan çıplak teller gibi. Hangi telin nerede ve hangi telle kısa devre yapacağı muamma.. Bakalım yaşarsak daha neler göreceğiz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019