Ümit KIVANÇ
Dipteki hak-adalet, dayanışma akıntılarıyla, demokrasi ve bizzat adalet kavram ve kurumlarını yok etme girişimlerinin yarattığı, yüzeydeki yıkıcı-kırıcı kaosun karşılıklı etkileşiminde en büyük rolü oynayabilecek insan faaliyetlerinden birinin -gazeteciliğin- karşı karşıya kaldığı vaziyetten sözetmeliyiz. Uluslararası Af Örgütü’nün idamlar-infazlar raporunu ele aldığım geçen yazımda belirttiğim üzre, bu raporla Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün (RSF) 2020 Basın Özgürlüğü Endeksi üstüste geldi. Buraya tıklayarak, Endeks’in dünya haritalı sayfasına ulaşabilir, her ülkenin üzerine tıklayarak, basın özgürlüğü sıralamasındaki yerini belirleyen başlıca bilgileri alabilirsiniz.) Bunların ikisini eşzamanlı konu etmenin anlam taşıdığına inanıyorum.
İnsanlığın dönüşüm evrelerinden birinde gazeteciliğe büyük ve anlamlı rol atfetmek, mesleğimizi yüceltmek amacıyla yaptığımız şişirme değil şüphesiz. Son yılların gelişmeleri gösteriyor ki, klasik düzgün gazetecilik tanımında geçen ünlü ifadeyle “olayların haber olmasını istemeyen birileri”, gazetecilik faaliyetini bizzat gazetecilerin çoğundan bile daha çok ciddîye alıyor, önemsiyor; bu yüzden her gördüğü yerde ezilmesinin farz olduğuna dair tutkulu inanç duyuyor.
Gazeteciliğin çıkar amaçlı bültencilik, iş âleminden para tırtıklama aracı vs. derken bizzat başka alanlardaki işlerin yardımcı aleti olarak kullanılıp değerinin düşürülmesi bütün dünyada mesleğin muazzam hasar görmesine yolaçtıktan sonra, bir de, bizdeki gibi, bizzat gazeteci sıfatlı kimselerin akıl ve zekâ yoksunu kıç yalayıcılar olarak sahneye fırlayıp izansız, vicdansız propaganda aygıtı vazifelileri rolünü iştihayla oynamaları, “haber”, “haber alma”, “halkın haber alma hakkı” gibi kavramları gülünçleştirdi. Üstelik gerçekte kelimenin ölüm-kalım çağrıştıran anlamıyla “hayatî” hale geldikleri zamanda.
Bunların yarattığı “itibarsızlaşma” krizine rağmen, köklü demokrasi, hukuk, kuvvetler ayrılığı kurum ve geleneklerinin bulunmadığı ya da fırsat yakalayabildikleri her ülkede, muktedirler, basından fazlasıyla çekiniyor, öncelikle onu işlevsiz, güçsüz kılmaya girişiyorlar. Yola gelmez saydıklarını sindirmeye, ezmeye çalışırken, haysiyeti ve kapasitesi müsait olanlara teşvikler, ödüller ve “ötekiler gibi olma” korkusundan örülme tasmaları takıveriyorlar. Birçok ülkede “basın” alanı, buyrukla çalışan propaganda aygıtlarınca işgal ediliyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, 2020 Basın Özgürlüğü Endeksi’ni sunuşunda, gazetecilik için hayatî ölçüde kritik dönemde bulunduğumuza dikkat çekiyor. Önümüzdeki on yılın, “basın özgürlüğü” kavramının geleceğini -belki de, geleceği olup olmayacağını- belirleyeceğini öne sürüyor. Bu nedenle, Türkiye’nin 180 ülke arasında 154. sırada yeraldığı Endeks’teki verilerden çok, RSF’nin tesbit ve uyarılarını aktarmayı yeğleyeceğim.
Kazakistan, Tacikistan, Azerbaycan, Türkmenistan…
Endeks’e ve ifade özgürlüğü ölçütleri bakımından kendi halimize dair en kısa yoldan söylenebilecek şeyin özü, bizden daha iyi ve daha kötü durumdaki ülkeleri saymak olur. Polisin ve siyasetçinin bile, Türkiye’de yaşamamız yüzünden birtakım haklara yapısal nedenlerle sahip olamayacağımızı yüzümüze vurmak için kullandığı “burası orası değil” klişesindeki masal diyarı Norveç’in basın özgürlüğünde dünya birincisi oluşu bizde haber değeri taşımaz; geçiyorum. Ancak Jamaika’nın altıncı, Kosta Rika’nın yedinci sırada yeraldığı bir özgürlükler sıralamasında 154. olmanın müstakbel cihan hakimiyeti bakımından bazı pürüzler yarattığı sanırım inkâr edilmeyecektir. Kezâ, ne coğrafî imkanlar ne ekonomi ne nüfus bakımından Türkiye’nin asla kıyaslanamayacağı Uruguay (19.), Surinam (20.), Namibya (23.), Gana (30.), Burkina Faso (38.), Botswana (39.), Senegal (47.), Romanya (48.), Gürcistan (60.), Ermenistan (61.) ve Yunanistan’ın (65.) listedeki yerleri de, kabul edelim ki, insanın ilginç düşüncelere dalmasına ve mazallah cihan hakimiyeti ülküsünden uzaklaşmasına sebebiyet verebilir. Türkiye’yi, zaman zaman şu ya da bu açıdan kıyaslandığı Güney Kore (42.) ve Arjantin (64.) ile yanyana getirmek de problemsiz değil.
Bunlar yerine, bizden daha kötü durumdaki Ruanda (155.), Özbekistan (156.), Kazakistan (157.), Singapur (evet, o!, bazılarına göre harikalar diyarı, 158.), Tacikistan (161.), Irak (162.), Libya (164.), Mısır (166.), Azerbaycan (168.), Bahreyn (169.), Suudi Arabistan (170.), İran (173.), Suriye (174.) ve Türkmenistan’ı (179.) sıralayabiliriz. (“Basın özgürlüğü” bakımından Küba’nın sondan dokuzuncu sırada yeralmasını dert edinen solcular olarak daha sonra Zoom veya Google Meet’te biraraya gelir, konuşuruz; ortamı meşgûl etmeyelim, nasıl olsa üç-beş kişiyiz. Ancak bizden çok daha kalabalık birilerinin, Türklük, İslâmlık dendiğinde mangalda kül bırakmayan faşizan ahalinin de ekrandaki toplu konuşma programlarıyla halledilemeyecek meselesi var, görüldüğü üzre.)
Beş kriz
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü (RSF), başta aktardığım üzre, önümüzdeki onyılı gazeteciliğin istikbali açısından ölüm-kalım yılları olarak görüyor. Nâçizâne, yeryüzünde kurulu insan uygarlığının nasıl bir ortama doğru evrildiğine dair verileri, öngörüleri izlemeye, gazeteciliğin konumuna ve koşullarına kafa yormaya çalışan bir yorumcu-aktarıcı olarak, bendeniz de haddim olmayarak böyle düşünüyorum.
(Özellikle mesleğin yakın geleceğini merak eden meslektaşlara seslenerek araya not iliştireyim: Gazeteciliğin içinde bulunduğu ölüm-kalım koşullarını daha çok güncel veriler eşliğinde ve ışığında ele almaya çalıştığım kitabıma göz atarsanız, tesbit ve görüşlerimi isabetsiz bulsanız da, bu konuda hükme varmak için gereken pek çok veri ve bilgiye rastlayabilirsiniz. “Gazeteciliğin kendine, neoliberalizm ve sanal âlemin basına ettikleri”ni konu alan kitap, O Meslek Bunalımda, şu anda P24’ün sitesinde pdf formatında bulunuyor, okunabiliyor, indirilebiliyor. Oradaki verilere göz atarsanız, gazetecilik mesleğinin bugüne kadar bilindiği içeriği, şekli, alışıldık kurumlaşması, örgütlenmesi ve yürütülüş tarzıyla devam edemeyeceğini siz de teslim edersiniz.)
RSF, bizi bu ölüm-kalım uçurumunun eşiğine getiren ortamı beş büyük krizin belirlediğini öne sürüyor: jeo-politik kriz, teknolojik kriz, demokrasi krizi, güven krizi, ekonomik kriz.
Saldırgan liderlerin yarattığı gerilim
Jeo-politik krizin başlıca müsebbibi, RSF’ye göre, palazlanan otoriter rejimlerin saldırganlığı. Biliyoruz ki, bu saldırganlık dünyanın çeşitli bölgelerinde, saldırganın gücüne göre dengesizlikler yaratıyor. Saldırgan otoriter liderler kendi halklarını tedirginlikle mâlûl seferberlik hali içerisinde yaşattıkları gibi, etraflarındaki başka yöneticiler ve halklarda da tedirginlik, savunma güdüleri, velhâsıl, çatışma potansiyeli yaratıyorlar. Gazetecilik açısından, her türlü seferberlik halinin tektipleştirme ve haber alma-verme özgürlüğünü sınırlama sonucu yarattığına özellikle dikkat çekmeliyiz.
Muktedirlerin elinde dizginsiz teknoloji
RSF’nin tanımladığı ikinci kriz, teknolojik gelişmenin doğurduğu tehlikeli koşullar. Teknolojik gelişme elbette kendi başına kriz doğuracak bir etken değil. Makineleşme yüzünden artan işsizlik nasıl makineleşmenin kabahati değilse, şimdi yeryüzündeki bütün bireyleri kesintisiz izleme-denetleme imkânı yaratan teknoloji de kendiliğinden suçlu değil. Kabahat toplumsal örgütlenmemizin eşitsizliğe dayalı oluşunda. Bu yüzden RSF, büyük isabetle, teknolojik krizi “demokratik güvencelerden yoksunluk” koşuluna endeksliyor. Teknolojiyle ne yapacağımıza yalnız bugünün muktedirleri karar verecekse, tek merkezden buyrukla yönetilecek, belki insanlara birtakım özgürlük alanları bırakılan, ama onlarda da belirli sınırların dışına çıkılmaması sürekli denetlenen bir toplum düzeninde yaşayacaksak, gazetecilik diye bir mesleğin ebediyen yok olması dışında ihtimal kalmaz. Kimbilir, belki de gazetecilik bizzat böyle bir gidişata direnişin odaklarından biri haline gelecektir. Herhalde insanlık, bunca birikiminin bir avuç muhteris zalim tarafından berhava edilmesine kolay razı olmaz.
Kutaplaştırma hakikat arayanı değersizleştiriyor
RSF’nin üçüncü başlığı, demokrasi krizi. Sınır Tanımayan Gazeteciler bu kriz konusunda doğrudan, nevzuhur otokrat müsveddelerinin hakim olabilmek için, toplumların bir kısmını gözden çıkarıp düşmanlaştırmalarını sorumlu görüyor. Elele giden kutuplaştırma ve baskı politikaları, bizim pek iyi bildiğimiz üzre, yeni otokrasi özentilerinin başlıca hakimiyet yöntemi. Bu da gazetecilik mesleği açısından çok ağır bir ortam yaratıyor. Zira kutuplaşma, iki tarafın da işine gelmeyen, görmek-duymak istemediği her şeye karşı önce duyarsızlaşmasını, giderek düşmanca tutum benimsemesini besliyor. “Şüphe mesleği” gazeteciliği, “hakikat arama işi”ni iki taraf da sevmiyor. Paralel olarak, baskı politikalarını etkili şekilde uygulayabilmek için yeni otokrasi özentileri öncelikle kuvvetler ayrılığı gibi denetim mekanizmalarını, devlet işlerinin yürütülmesinde anayasal-yasal düzlem ve çerçevenin esas alınmasını, yani düpedüz hukuku ortadan kaldırmaya girişiyorlar. Adalet kavramının yok edilmesi, yargının hükmedenin silahı olduğunun alenen ilanı ve tanınması bu yeni diktatörlük rejimlerinin özelliklerinden. İstenmeyen haberciliğin doğrudan, gazetecileri hapse atarak, yıldırarak, bazen öldürerek cezalandırılmasının yanısıra, hukuksuz, ölçütsüz ortam, hakikat arama işini baştan baltalıyor.
Gazetecilerin kendi yarattığı kriz
Krizler arasında RSF’nin “güven krizi” başlığını verdiği mevzu herkesten çok gazetecileri alarma geçirmesi gereken bir duruma işaret ediyor: Örgüte göre bu kriz, “medyaya karşı duyulan şüphe ve hattâ nefretin büyümesi”. Yeni otoriter rejimlerin, parlamento denetimi ve hukuk kurumuna darbe vurmadan bile önce kalkıştıkları ilk iş, bağımsız basını yok etmek oluyor. Çünkü propagandanın tasavvurları için hayatî olduğunu biliyorlar. İnsanların akılla mantıkla değil “sembollerle” harekete geçirildikleri, Sigmund Freud’un -kitabının müsveddelerini okuyan- yeğeni Edward Bernays ve onunla birlikte “Halkla İlişkiler”in kurucu babalarından sayılan Ivy Lee tarafından özel maksatla formüle edileli, bu yaklaşım, Joseph Goebbels başta, Nazilerin elinde ölümcül bir kitle seferberliği mekanizmasına dönüşeli, fazlasıyla azıyla, yüz yıl kadar zaman geçti. İktidarların propaganda aygıtına dönüştürdükleri sahte basın, şüphesiz sahici gazeteciliğin varoluşuna yönelmiş bir katil kemirici. Gazetecilerin 1980’lerden beri artan ölçüde, alttakilerle değil üsttekilerle aynı sınıftan görülmesi, çoğunun kendini de böyle görmesi, devletten düzenden sorumlu sayması, sesi çıkamayanın sesi olma vasfını terk etmesi zaten toplumsal faaliyet olarak gazeteciliğe yönelik yaygın şüphe ve güvensizlik doğurmuşken, otokrat özentilerinin yarattığı ortam sahiden ölümcül sonuçlar yaratabilir.
“Kaliteli gazetecilik” parasız yürümüyor
Ve son olarak, basınla ilgili sorunlar konuşulurken çoğu defa arka plana itilen ekonomik-malî meseleler. Yani ekonomik kriz. Korona virüsü salgınının yaratacağı söylenen dünya ekonomik bunalımı değil burada sözü edilen. Özel olarak, RSF’nin tanımıyla “kaliteli gazeteciliği göçerten”, medya ekonomisi krizi. Her şeyin “bedavaya” elde edilebildiği sanal âlem insanlar arası iletişimin esas kanalı ve kaynağı haline gelmişken, haber alma amacıyla tek kuruş harcamaksızın, isteyen herkes dünyadaki her şeyden haberdar olabiliyorken, doğru dürüst haber toplama-aktarma organizasyonları kurmak zorunda olan düzgün yayın organları hayatını nasıl sürdürebilecek? Cevabı henüz bulunmamış bu sorunun işaret ettiği durum, şüphesiz, bağımsız gazeteciliği yok etmek isteyenlerin gireceği zahmeti büyük ölçüde azaltıyor. Bu soruna doyurucu, garantili bir çözümün henüz bulunmadığını da hatırlatayım.
RSF gibi kuruluşlara çok şey borçluyuz. Bu defa da, sorunlarımız ve geleceğimize dair derli toplu düşünebilmemiz için önümüze böyle bir tesnifi koyduğu için. Tabiî “basın özgürlüğü endeksi”nin yanısıra.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUİçerisini iyi anlamak için dışarıya bak! 9.09.2019 Tüm Yazıları

















































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024