Vahap COŞKUN
Gerek söylemi ve gerek yenilenen yönetim kadrosundan ötürü ABD’nin Suriye’de kalıcı olacağına dair kanaatlerin yükseldiği bir dönemde Başkan Trump beklenmeyen bir açıklama yaptı ve ABD güçlerinin “çok yakında” Suriye’den çıkacağını söyledi. Trump’a göre, ABD’nin Suriye’de olmasını gerekli kılan vazifenin –yani IŞİD’in yenilmesinin- sonuna gelinmişti. Ayrıca ABD bu topraklara çok para akıtmıştı, artık buraları ile başkaları ilgilenmeye başlamalıydı.
Ohio’da seçmenlere karşı söylenen bu söz herkeste büyük bir şaşkınlık yarattı. Ama herhalde en fazla şoke olan ABD yönetiminin Trump dışındaki aktörleriydi. Dışişleri Sözcüsü Nauert’in “Suriye’den çıkma konusunda bir bilgimiz yok” demesi, yönetimin Trump’ın çıkışına ne kadar ne kadar hazırlıksız yakalandığının bir göstergesiydi.
Trump’ın beyanatına denk düşecek şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Paris’te PYD heyetini kabul etti. Görüşmenin ardından Menbiç’e Fransa’nın yerleşeceğine dair haberler medyaya düştü. Gerçi bu haber daha sonra Fransa tarafından yarım ağızla da olsa yalanlandı. Ancak hızla akan bu gelişmeler Suriye’de denklemin yeniden değişiği ya da değişmeye yakın olduğuna yönelik yorumları artırdı.
ABD’siz bir Suriye
Cevap arayan üç temel sual var. İlki, eğer Trump dediğini yapar ver ABD’yi Suriye’den gerçekten çıkarırsa nelerin olacağıdır. ABD’nin olmadığı bir Suriye hangi neticelere gebedir? Böylesi bir gelişmenin başlıca dört sonucu olacağını düşünüyorum:
Bir, ABD’nin sınırlayıcı etkisinin sıfırlanması Esed’in, Rusya’nın ve İran’ın elini rahatlatır. Suriye üzerinde bu aktörler daha rahat hareket etme imkânı bulur, dolayısıyla Suriye’nin geleceğine dair onların sözleri daha fazla para eder.
İki, PYD/YPG’ye verilen desteğin kesilmesi ABD ile Türkiye arasındaki münasebetleri geren en önemli faktörü ortadan kaldırır. ABD’nin Suriye’den çıkması, Türkiye ile ABD’nin Suriye’de karşı karşıya gelme ihtimalini bertaraf eder, bu da ilişkilerdeki tansiyonu düşürür. ABD’nin yerine Fransa gibi bir Avrupalı güç ikame edilirse, o vakit ikame edilen güç ile Türkiye arasında hararet yükselir.
Üç, ABD’nin boşalttığı alan Fransa tarafından doldurulamaz. Macron, Putin gibi, ülkesini tekrar, belirleyici bir uluslararası kuvvete dönüştürmeyi amaçlıyor. Ancak bunu Suriye’de gerçekleştirebilmesi çok güç; zira sahada çok sayıda aktör var. Üç ülke (Rusya, İran ve Türkiye) hem orduları hem de vekil güçleriyle uzun bir zamandır Suriye’de boy gösteriyor. Fransa’nın sonradan gelip bu oyuna doğrudan dalması ve bu ülkelere kendi planını kabul ettirmesi mümkün gözükmüyor.
Dört, ABD’nin çekilmesi en çok PYD/YPG’nin belini büker. En büyük destekçisini kaybetmesi, PYD/YPG’nin Suriye’deki denklemindeki gücünü önemli miktarda kaybetmesine yol açar. Fransa gibi bir başka ülke PYD/YPG’nin hamiliğine soyunabilir. Ancak bu yeni hami ABD kadar caydırıcı bir güç üretemez; salt Menbiç ve Fırat’ın Doğusu gibi sınırlı bir alanda bile PYD/YPG’ye ABD’nin sağladığı korumayı sağlayamaz.
ABD, Suriye’den çıkar mı?
Elbette bütün bunlar, ABD’nin gerçekten Suriye’den çıkması halinde konuşulabilecek olasılıklar. O halde ikinci soruyu sormak gerekiyor: ABD, Suriye’den gerçekten çıkar mı?Sahada olup-bitenler böyle bir sonucu mümkün kılacak mahiyette midir? Yanıtı bulmak için üç noktaya dikkat edilmelidir:
Birincisi, Trump’ın kesin bir tarih vermekten imtina etmesi ve “çok yakında” gibi ucu açık bir ifade kullanmasıdır. Açık bir tarih değil de muğlak bir ifadeye başvurulmasının nedeni belli; çünkü Suriye’den çekilme hususunda ABD’de kristalize olmuş bir plan yok. Dolayısıyla Trump’ın çekilmeyi telaffuz etmesi, çekilmenin kısa bir sürede olacağı anlamına gelmez.
İkincisi, yeni atamalarla şekillenen yönetim katındaki ekibin izleyeceği düşünülen siyaset, Suriye’den çıkmaya değil Suriye’ye yerleşmeye işaret ediyor. Odak noktasına İran’ı yerleştiren bir siyasetin, İran ve Rusya’yı Suriye’de daha kudretli kılacak bir adım atması akıl kârı olmasa gerektir. Eğer ABD öngörüldüğü gibi Ortadoğu’da ana hatları İsrail’in güvenliğini tahkim etmek ve İran’ı baskılamak olan bir çizgi üzerinde ilerleyecekse, bunu ancak Suriye’de kalıcı olmakla başarabilir.
Üçüncüsü, sahada -Trump’ın söylediklerinin aksine- bir hareketlilik var. ABD, Menbiç’e takviye yaptı. Menbiç ve Fırat Kalkanı bölgesini ayıran cephe hattında devriye gezmeye başladı. Ayrıca sadece Menbiç’teki değil Suriye’nin diğer bölgelerindeki askeri üslerini de tahkim etti. Tüm bu hareketlilik hiç de kısa vadede Suriye’yi terk edecek bir ABD resmine gönderme yapmıyor.
Keza ABD’de savunma ve dış ilişkilere yön verecek derecede etkili mahfillerin de Suriye’den çıkma fikrine pek de sıcak bakmadıkları biliniyor. Bu çevreler Obama yönetiminin Ortadoğu politikasını iki taraflı eleştiriye tabi tutuyorlar. Bir taraftan, Obama’nın Irak’tan erken çıkmasının yanlış olduğunu ifade ediyorlar. Diğer taraftan da Suriye rejiminin ABD tarafından ilan edilen kırmızı çizgileri (kimyasal silah kullanımı) alenen ihlal etmesine rağmen Obama’nın gerekli ve yeterli cevabı vermemesinden şikâyet ediyorlar. Bu yanlış kararlarla ABD’nin Ortadoğu’daki nüfuzunun azaldığını, buna mukabil meydanı boş bulan Rusya ve İran’ın bölgedeki gücünün azamiye çıktığını savunuyorlar.
Sivil ve askeri aktörler, Obama’nın düştüğü yanlışa Trump’ın düşmemesi gerektiğini belirtiyor ve bu bağlamda Suriye’den çıkmanın ABD’nin menfaatine olmadığı kanaatini taşıyorlar. Kabinenin ağır topu Mattis’in Suriye’de kalma yanlısı olduğu biliniyor. Geçen yıl Özel Temsilci McGurk’un Suriye’den çıkma önerisine en sert muhalefet Mattis’ten gelmişti. Trump’ın malum açıklamasından sonra Pentagon Sözcüsü de “Pentagon’un IŞİD’in yenilmesi stratejisi değişmedi” diyerek Başkan’dan farklı bir yerde durduklarını gösterdi.
“Verin parasını kalalım”
Bütün bu verilerden şöyle bir sonuca ulaşılabilir: ABD’nin Suriye’den derhal çıkması beklenmemeli; böyle bir beklenti gerçekçi değil. Ben de ABD’nin yakın zamanda Suriye’den çekileceğini düşünmüyorum. Bu analiz üçüncü bir sorunun cevaplanmasını gerektiriyor: Peki, öyleyse Trump’ın bu açıklamayı neden yaptı?
Bana göre Trump’ın iki gayeye matuftu. Birincisi iç politikayla ilgilidir. Her ne kadar büyük bir sürpriz olarak karşılansa da Suriye’den çıkmak fikri Trump’ın kafasında her zaman vardı. Seçim kampanyasında Trump, ABD askerin gerekli gereksiz coğrafyalara gönderilmesine karşı olduğunu ve başkan seçildiği takdirde askerleri geri çekeceğini belirtiyordu.
Trump, özetle, “Her yere asker gönderiyor, buralara servet yatırıyor, ama herhangi bir kazanım elde etmiyoruz. O halde oralarda ne işimiz var? Böyle boşa harcama yapmak yerine parayı ülkenin alt yapısını yenilmek için kullansak çok daha güçlü oluruz” diyordu.
Başkanlık seçimleri bu söylemin halk nezdinde hatırı sayılır bir alıcısının olduğunu gösterdi. Dolayısıyla Trump’ın karşısında seçmenleri bulunca, seçimlerdeki bu vaadine sarılması anlaşılabilir.
İkincisi ise, dış politikaya ve bilhassa bölgedeki müttefiklerine yöneliktir. Trump, başta Suudi Arabistan olmak üzere Ortadoğu’daki müttefiklerinden Suriye’de yaptığı harcamanın karşılanmasını istiyor.
Bir başka deyimle Trump, Suriye’de bulunmalarının maliyetini petrol zengini ülkelerinin boynuna yıkmayı amaçlıyor. Ve bunu açıkça da dillendiriyor. Suudi Arabistan’ın verecekleri kararla çok ilgili olduğunu ve kendisinin de onlara “Eğer bizim Suriye’de kalmamızı istiyorsanız, parasını ödemeniz gerekecek” dediğini söylüyor. Hülasa Trump meseleye bir işadamı mantığıyla yaklaşıyor ve bir yere bir koyduğunda karşılığını hemen almak istiyor.
Eğer muhataplarına bunu yaptırabilirse ABD hem Suriye’de kalacak hem de bunun bedelini başkalarına ödetecek. Yani ABD her halükarda kazanacak.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025