Yalçın AKDOĞAN
AK Parti iktidara geldiği günden itibaren pompalanan iki konu vardır. Bu iki konu AK Parti’ye karşı bir direnç ve muhalefet üretmek için pervasızca piyasaya sürülür. Hatta üretilmek istenen sadece siyasi muhalefet değildir, aynı zamanda iç ve dış zinde güçlerin AK Parti’yi devirecek eylemlere girişmesi için üretilen bir tahriktir. Değişmeyen bu iki tahrik konusu nedir?
Bir, rejim değişimi; iki, eksen değişimi.
Birincisi içeriye dönük tahrik için köpürtülür, ikincisi dışa dönük bir tahrik için kaşınır.
AK Parti’nin ilk yıllarında etkili olan derin devlet yapılanmalarının, statükocu güçlerin ve seçkinci çevrelerin irtica üzerinden yapmaya çalıştığı Türkiye’nin bir rejim sorunu yaşadığı algısını üretmekti. Ulusalcı zihniyetin asker-sivil bürokrasi, iş dünyası, medya ve STK’lar üzerinden oluşturmaya çalıştığı baskılar zaman içinde anlamını kaybetti. Hem AK Parti’nin böyle bir niyetinin olmadığı daha iyi anlaşıldı, hem de bu vesayet odakları güçten düştüler.
AK Parti iktidara geldiğinde küresel güçler de alkış tutmamışlardı. Onları tahrik için üretilen propaganda da Türkiye’nin eksen değiştirdiğine yönelikti.
Son dönemde bu iki başlığın tekrar gündeme getirildiğini ve farklı şekillerde yeniden kızıştırılmak istendiğini görüyoruz.
Özellikle Türkiye’nin bölgesel etkinliğinden ve Suriye’ye yönelik operasyonlarından rahatsız olanlar Türkiye başka eksene kaydığı paranoyasıyla Batılı bir kısım güçleri tahrik ediyorlar. PKK/PYD konusunda ABD ve AB’ye yönelen eleştiriler veya Şangay meselesi gibi konular bağlamından saptırılarak yansıtılıyor.
Amaç, içeride ulusalcı kesimleri (yeniden palazlanmak isteyen derin devlet yapılanmalarını), dışarıda ise başta ABD, AB ve NATO olmak üzere küresel aktörleri veya onların zinde güçlerini AK Parti’ye karşı kışkırtmak ve yeni bir tehdit algısı üretmek…
Birileri açıkça ‘Türkiye elden gidiyor, müdahale edin’ mesajları vererek belli güçleri harekete geçirmeye çalışıyor.
Görülmesi gereken gerçek şudur: Türkiye için, ülkemizin bölgesel menfaatleri ve ulusal güvenlik hassasiyetleri için, demokrasimizin gelişimi için, bağımsızlık ve istiklalimiz için asıl tehdit ve tehlike bu zihniyettir ve onların uydusu olmak istedikleri güçlerdir.
Türkiye eksen değişikliğiyle tanımlanabilecek bir ülke değildir. Türkiye’nin çıkarları ve ilişkileri Afganistan’dan Sudan’a, Brüksel’den Washington’a, Suriye’den Rusya’ya kadar birçok ülkeyi ve bölgeyi kapsayan bir boyut taşır. Ne AB üyeliği ve ABD ile müttefiklik ilişkisi bu kapsamı gölgeleyebilir, ne de Türkiye’nin Rusya başta olmak üzere diğer ülke ve kuruluşlarla ilişkisi diğerlerini ortadan kaldırabilir. Güney sınırında yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye ulusal güvenliği neyi gerektiriyorsa onu yapacaktır. Konu bazlı ittifaklık ilişkisi bugün her ülkenin geliştirdiği bir yöntemdir. Bu yüzden 'eksen kayması' tezviratı üzerinden Türkiye’yi sağa sola şikayet edenlerin yaptığı, kendi ülkesi aleyhine bir ihanet işbirlikçiliğinden başka bir şey değildir.
İçeriye yönelik tahrikler ise Başkanlık sistemini odağına alıyor. Rejim değişecek teranesi üzerinden ‘acaba yeni bir ulusalcı dalga üretebilir miyiz’in arayışı içindeler.
Bu anayasa değişikliğinin Türkiye’de rejimden kastedilen şey neyse onu değiştireceği falan yok.
Türkiye’de rejim lafını sakız yapanlar veya rejim bekçiliğine soyunanlar demokrasi hassasiyetinden daha ziyade laiklik hassasiyetine vurgu yaparlar. Çünkü Türkiye’de demokrasiyi askıya alanlar hep rejim bekçiliğine soyunanlar olmuştur. Peki, Türkiye’nin bugün laiklik sorunu var mı? Ya da kastedilen şekliyle soralım: AK Parti’nin veya hükümetin laiklikle bir sorunu var mı? Sistem değişikliği demokrasiye veya laikliğe halel getiriyor mu? Tek kelimeyle GETİRMİYOR.
Laiklik krizlerini Türkiye aşmıştır ve bugün toplumun da, iktidarın da böyle bir sorunu da, gündemi de yoktur. Sorun algısına sahip olanlar, dün de bu sorunu sun’i bir şekilde üretenlerdir.
Türkiye’nin kendisine dayatılan rolü kabul etmesi, bölgede oluşturulmak istenen yeni düzende daha zayıf, daha korunaksız, daha küçülmüş bir hali kabul etmesi anlamına gelir. Türkiye’nin aleyhine oluşacak sonuçları sineye çekmeyi gerektirecek bir ilişki biçimini kabul etmesi intihar olur. Dostluk ve müttefiklik kazanmayı gerektirir, kaybetmeyi değil...
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.05.2019
17.05.2019
8.05.2019
2.05.2019
1.05.2019
19.04.2019
17.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
4.02.2019