Yüksel TAŞKIN
CHP’nin yerel seçimlerden bu yana siyasette gündem belirleyici riskler aldığı görülüyor. Ankara ve Hatay gibi büyükşehirlerde gösterilen adaylar ve bunlara gösterilen teveccüh, hem CHP liderliğinin hem de tabanın esneme kapasitesinin arttığını gösteriyor. Türkiye’de iktidar olabilmenin yolu, kendi bahçenizin dışına açılabilmek; açılırken “doğal tabanınızdan” kayıp vermemekten geçiyor.
CHP için hem yerel seçimler hem de cumhurbaşkanlığı seçimleri, farklı toplum kesimlerine uzanmak açısından elverişli seçimlerdi. Bugün itibarıyla yaklaşık yüzde 30 oy potansiyeli olan bir partinin, yerel ittifaklar kurmasından daha doğal ne olabilir? Bunun tam tersinde ısrar siyasal öngörü eksikliğine işaret ederdi. Yerel seçimlerde kurulan ittifaklar, daha çok merkez sağ ve milliyetçi seçmenlerle oluşturulabildi. Aynı mahalli yan yana gelişlerin Kürtlerle yakalanamaması ise elbette olumsuzlar hanesine yazıldı.
CHP’nin kendi dışına açılma hamlelerinin kısa vadede seçim kazandırmasa bile uzun vadeli faydaları olacağına inanıyorum. Türkiye’de çok rahatlıkla dile getirilen “yüzde 30 sol, yüzde 70 sağ seçmen” tespitinin yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Bu özünde siyasal değil, kültürel bir yarılmaya işaret ediyor ve bu yarılmayı yok sayarak, siyaset yoluyla aşmaya çalışmak, son derece olumlu bir çabadır.
Nasıl ki HDP, “Kürtler ve diğerleri” ayrışmasını kabul etmeme yönünde bir Türkiye siyaseti inşa etmeye çabalıyor, CHP’nin de yüzde 30’luk “modernist” kesime sıkışmamayı hedef hâline getirmesi son derece doğru bir stratejidir.
CHP’nin mevcut tabanı, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına bazılarının umduğu gibi sert tepki vermemiş, bekleyip görmeyi tercih etmiştir. Bu taban başarı hikâyesine susamış olduğu için seçim kazandırabilecek adayları hızla sahiplenebilme refleksi gösterebilmektedir. Bu da demektir ki İhsanoğlu’nun bundan sonraki performansı dikkatle izlenecek, kendisinde bir pırıltı görülmesi durumunda hızla sahiplenilecektir.
Bunun tam tersi de mümkündür. Taban yeterince heyecan duymaz, seçim kazanma umudunu hissetmezse, bizlere özgü, hızla kabuğuna çekilerek yok sayma hâline sığınacak ve heyecansız bir kampanya AKP’nin zaferini kolaylaştıracak.
Böyle bir heyecanı artırabilecek unsurun, cumhurbaşkanı adayının özellikle farklı toplum kesimlerini aynı anda peşine takabilecek bir imkân olarak popülizm yapma kapasitesi olduğuna inanıyorum. Bunu sözgelimi Bekaroğlu yapabilir, mütedeyyin ve Kürt seçmenlerin gönül tellerine dokunabilirdi.
Bu açıdan bakıldığında İhsanoğlu tercihi bazı riskler barındırıyor. İhsanoğlu’nun merkez sağ, milliyetçi muhafazakârlık ve İslamcılık arasında oluşturduğu ilginç sentez, daha çok Soğuk Savaş dönemini andırır bir kimlik bileşimi sunuyor. Bu sentez, ANAP’ta da belli bir tabana tekabül ediyordu. Bugün ise sözkonusu sentezin siyasette bir karşılığı yok.
İhsanoğlu’nun bu eksikliğini aşabilmesi için, kamuoyunda az bilinen bir figür olmasını bir avantaja çevirerek bir hikâye anlatabilmesi lazım. Bu hikâye, ılımlılık üzerine bina edilebilir. Ülkenin istikrarına katkıda bulunma potansiyeli öne çıkarılarak, istikrarsız bir Türkiye’den endişe edenlerin desteği alınabilir. Elbette bunun siyaset dilindeki karşılığı, bir “devlet adamı” kimliğine vurgu yapmaktır. Bu kimlik, yukarıdan bakan devletlû bir seçkinden ziyade, en aşağıdakilere hakkaniyetle, adaletle yaklaşacak bir birleştiricilik üzerine oturtulmalıdır. Bu da günümüz Türkiye’sinde kürsüden popülizm yapabilmekle mümkündür.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017