Yıldıray OĞUR
Cumartesi günkü Özgür Gündem gazetesinin manşeti “AKP-DAİŞ Karargâhı”ydı. PKK’ya yakın Dicle Haber Ajansı’nın haberini manşet yapan gazetenin iddiası büyük görünüyordu.
Spotlardan okuyalım:
“AKP’nin Tel Abyad’dan çıkarılan tecavüz ordusu DAİŞ çetesine Akçakale’de karargâh olarak tahsis ettiği evin yeri belirlendi. Ev askerin hemen yanı başında ve sınıra yakın.”
“DAİŞ’le ortaklığını artık gizleme gereği duymayan AKP, Akçakale sınır kapısını gören bir evi DAİŞ çetecilerine tahsis etti. DİHA’nın çektiği görüntülerde DAİŞ'çiler ve bombalı saldırılarda kullanılan plakasız araçlar dikkat çekiyor.”
“Önceki gün DİHA ve Evrensel gazetesi muhabirlerini 'Kafanızı Keseriz' diye tehdit eden DAİŞ’çilere Urfa Valisi İzzettin Küçük’ün Akçakale ziyaretinden hemen sonra yer tahsis edildiği belirtiliyor. A.A. adlı ev sahibine ise ayda 100 bin lira kira ödendiği kaydediliyor.”
Haberde fotoğraflar da var. Neredeyse “karargâhın” kapısının önüne kadar gidip çekilmiş fotoğraflar bunlar. Büyük cesaret! Evin önünde sere serpe oturan “İŞİD’çilerin” rahatlığı da dikkat çekici. O halde neden belirlendi diye başlayan haber “belirtildi”, “kaydedildi” gibi belirsiz ibarelerle ilerlemiş diye dikkatli okurlar muhakkak şüphelenmeye başlamıştır. Fotoğraflarda görünen “tek göz oda”dan ibaret ev de (pardon karargâh) 100 bin lira aylık kirasıyla Türkiye’nin en pahalı evi olmalı. Bu fiyata Boğaz'da en görkemlisinden bir yalı bile tutabilirmiş IŞİD.
Tabii ufak bir mesele var. Haberin bir yerinde evin “IŞİD’in Girê Spî’yi (Tel Abyad) işgal ettiği dönemde inşa edildiği” ve “ilçe halkı tarafından tanınmayan kişilere kiralandığı” yazıyor. Haberin başka bir yerine göre ise kira değil tahsis bu: “Urfa Valisi İzzettin Küçük’ün Akçakale ziyaretinden hemen sonra yer tahsis edildiği belirtiliyor.”
100 bin lira eden bir evi devletin bedava tahsis etmesi bir görev suiistimaline girebilir tabii!
Haberin en eğlenceli kısmı ise burası: “Akçakaleli A.A. adındaki seyyar satıcı tarafından kendisine ait arazi üzerine inşa edilen bu ev, inşaatın bitmesinin hemen ardından ilçe halkı tarafından tanınmayan kişilere kiralandı. Daha önce geçimini seyyar satıcılık yaparak sağlayan A.A.nın son zamanlarda herhangi bir işle de meşgul olmamasına rağmen lüks bir araç sahibi olması ise bu soruları daha da büyütüyor.”
Biraz taşra dedikodusundan kimseye zarar gelmez.
Peki kim A.A. Her şeyi yazmışsınız bari adını da yazsaydınız.
Dün biraz araştırdım. A.A. diye kodlanan ve “işportacı” denen kişi Abdülvahap Akdoğan. 40 yıldır o yerin sahibi bir aileden gelen, ticaretle uğraşan Akçakaleli tanınmış bir esnaf.
Karargâh dedikleri yer de iş yeri. Patlatılan araçları tanıma konusunda uzman olduğu anlaşılan muhabirlerin “DAİŞ'çiler ve bombalı saldırılarda kullanılan plakasız araçlar dikkat çekiyor” dediği trafik dışı kalmış, çekme belgeli araçları satıyor. Daha doğrusu bu ara pek satamıyor. Çünkü sınır kapısı uzun süredir ticarete, alım satımlara kapalı. Abdülvahap Bey haber için şöyle diyor: “Kesinlikle yalan. IŞİD, PKK, PYD hepsi bizim için aynı.. Böyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Bu arabalar çekme belgeli. Evimiz burada, herkes burada bekliyorken, misafirlerimiz varken Suriyeli de, Türk de vardı, gelip resim çekmişler. Bu IŞİD’dir diyerek. Bizim IŞİD’le ne alakamız var. Araçların hepsi bize ait. Bizim şirketler var. Şirketler üzerine yasal, kayıtlı araçlar bunlar. Rastgele gelmişler, resim çekmişler.”
Ama Akçakelilerin bu ara PKK medyasıyla sınavı burada bitmiyor. Yine bir DİHA haberi, Özgür Gündem Evrensel gibi gazetelerde çıkmış. Okuyalım:
“Girê Spî’nin özgürleştirilmesinin ardından içinde kimyasal maddelerin olduğu belirtilen ve DAİŞ’e gönderilmek üzere Akçakale’ye getirilen variller, Akçakale Sınır Kapısı’na yakın bir noktada bekliyor. Söz konusu sokakta ve sınır kapısına çok yakın bir noktada üzerine branda çekilmiş ve içinde kimyasal madde bulunduğu ileri sürülen variller, sahipsiz bir şekilde duruyor. Her gün önünden binlerce kişinin gelip geçtiği varillerle ilgili olarak şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmış değil.”
Haberde yine yakın çekim bir fotoğrafta mavi variller görülüyor. Aslında haberi yapan muhabir Pulitzer’e iki üç adım mesafeye kadar gelmiş. IŞİD’in kimyasal deposunu görüntülese ertesi gün New York Times’ta birinci sayfada olacak. Ama yakınına kadar geldiği varillerden hâlâ “kimyasal madde bulunduğu ileri sürülüyor” diye bahsederek bu şansını kaçırmış. Belki de varillerden birini açsa çamaşır suyu kokusunu alıp böyle bir utancın altına adını yazmayacak.
Çünkü Akçakale Sanayi Bölgesi’nde yeni açılan çamaşır suyu ve sıvı temizlik madde üreten bir tesisin ambalaj işlerini yapan bir dükkanın önü burası. Evet içeridekiler kimyasal madde. Çamaşır suyu ve pembe renkli temizlik sıvıları. Bunları markalı ambalajlarına koyarak geçimlerini sağlayan dükkan sahipleri haberlere hem gülüyor hem kızgın: “Yalancı gazeteci gelsin” yanıma diyor biri. Diğeri bidonlardan birini açıyor çamaşır suyunu eline döküyor ve yıkıyor. Şişesi bir milyonmuş. Esnaflardan biri “ABD silah yapıyor, biz çamaşır suyu, yoksa bizim işimize de mi göz koydular” diyor.
Ama haberlere bakılırsa o işi yapan Akçakaleliler de var. Yine DİHA haberi, Özgür Gündem ve bilumum sol gazetede çıkan bir haber. Haberi dün HDP’li taze vekiller, Ekonomist muhabirleri de RTliyordu. Ciddi bir şey olmalı, okuyalım:
“Özgürleşen Girê Spî'den (Tel Abyad) kaçan DAİŞ çetelerinin Akçakale'deki bir evi karargâh olarak kullandığı iddiaları ve sınır kapısının hemen dibinde üzeri branda ile örtülmüş mavi variller içerisindeki kimyasal maddelerin ne olduğu ve neden orada bekletildiği cevap bulmazken, bu kez de Girê Spî'de herhangi bir altyapı ve inşaat çalışması olmamasına rağmen özel olarak üretilen borular objektiflere yansıdı. Akçakaleliler, inşaat çalışması olmayan Girê Spî'ye bu boruların bombalı saldırılarda kullanılmak amacıyla gönderildiğini ileri sürdü.”
IŞİD’in silah olarak kullandığı, özel üretim çelik borular. Irak’ta ABD’nin, Suriye’de Rusya’nın son model silahlarıyla dolu onlarca askeri depoya, büyük karargâha el koymuş, uçurabilse jeti bile olan örgüt ille de yerli silah diyor demek ki.
Boruların bölgede her yerde bulunan su sondajı için kullanılan dalgıç kolon boruları olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Boruların fotoğrafının çekildiği yer yine Akçakale sanayi sitesinde bu boru işiyle uğraşan bir dükkanın karşısında boş arazi. Dükkan sahibi boruları oraya koymuş.
Yine de Akçakalelilerin ucuz atlattığı yalanlar bunlar. Az ötede Ceylanpınar’da az kalsın o yalanlar ölümle bitecekti.
İlçe merkezinde Kürtlerin, çevre belde ve köylerde Arapların yaşadığı Ceylanpınar da sınırda, karşı taraf Rasulayn. Uzun süre IŞİD, Nusra’dan sonra YPG güçlerinin eline geçti. Tam çatışmaların olduğu sıralarda, hemen seçimden önce başladı çatışmalar. İlçenin BDP’li belediye başkanı, 2014 yerel seçimleri öncesi ilçe sınırları köylere doğru uzatılınca telaşa kapılıp belaltı bir seçim kampanyası başlattı. Sınırın öbür yanı Rojava, Nusra-YPG arasında çatışmalarla el değiştiren Rasulayn olunca, sınırın bu tarafını kaybetmek istemeyen PKK da medyasıyla bu kampanyaya destek verdi aylarca. Eski BDPli başkan basın toplantısı düzenleyip, AK Partili belediye başkan adayı Menderes Atilla’nın Nusra liderleriyle çekilmiş fotoğrafları olduğunu iddia ettiği fotoğraflar açıkladı. Fotoğraflardan birinde kamuflaj ceketli, silahlı bir adamla yan yana görünüyordu Atilla. Fotoğraflara bir de Mehmet Ağar’la çekişmiş fotolar eklenince oldu eski JİTEM'ci yeni Nusracı belediye başkan adayı. Adından anlaşılacağı gibi merkez sağcı bir aileden gelen Atilla, babası üç dönem, ardından abisi 10 yıl Ceylanpınar belediye başkanlığı yapmış, kendisi 2 dönem ANAP, iki dönem de DP ilçe başkanlığı yapmış bir siyasetçi. Yani Ağar’la fotoğrafı JİTEM’den değil, DP ilçe başkanlığından.
Peki Nusracılarla fotoğrafları? İşin en eğlenceli kısmı orası. Hâlâ “işte AKP-IŞİD işbirliğinin belgesi” (Artık Nusra moda değil) diye dönen o fotoğraftaki silahlı, kamuflaj ceketli adamın adı İzzettin El Firati. Suriyeli meşhur bir arabesk şarkıcısı. Kliplerinden birini izlemek Nusracı ya da IŞİD’çi olmadığını anlamak için yeterli: https://www.youtube.com/watch?v=kb-WAW59v5U. Haberler üzerine akrabası olan şarkıcı El Firati ile basın toplantısı düzenleyen Atilla “Fotoğrafın 2012 yılında sınırın öteki tarafında Resulayn’a yardım götürdüklerinde çekildiğini, İzzettin El Firati’nin diğer başka Suriyeliler gibi Özgür Suriye Ordusu’nda bir süre savaştığını fotoğrafın o sırada çekildiğini anlattı. Nusracı olarak gösterilen diğer kişi ise Suriyeli ünlü aşiretlerden, eski milletvekilli, ÖSO çizgisindeki Nevvaf El Beşir’di.
Ama bütün bunlar kara propagandayı durdurmadı. Sınırın bu tarafındaki kritik bir ilçeyi kaybetmeyi kabul edemeyen örgüt bu kez seçimde hile iddiasıyla ortalığı karıştırdı, iddiaların arkası gelmedi. Ama az kalsın bu yalan haberler belediye başkanı Menderes Atilla’nın canına mal oluyordu. Başkan Atilla, 13 Temmuz 2014'te makam aracının geçişi sırasında patlatılan bombalı suikasttan son anda kurtuldu.
Onun kadar şanslı olmayanlar 6-8 Ekim olayları sırasında IŞİD'çi avına çıkmış çeteler tarafından öldürüldüler. O olaylarda kitleleri dolduruşa getiren de aylarca süren “Türkiye-IŞİD’e destek veriyor”, “AKP, Hüdapar IŞİDçi” kara propaganda haberleriydi. Aksaray’daki ciğerciyi IŞİD lideri, Süleyman Şah’a giden ikmal konvoyunu IŞİD’e giden silah konvoyu yapan, bütün teamülleri ayaklar altına alıp İçişleri’nden Valiliğe arz edilen sahte belgelerle “Nusracılara iyi bakın” genelgeleri üreten kötücül bir gazetecilik faaliyetinin acı sonuçları… (Bu haberlerle ilgili daha önce bu köşede çıkmış bir yazı http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yildiray-ogur/581021.aspx)
Sadece gazetecilik faaliyeti deyip bütün suçu örgüt medyasına atmak adil olmaz. KCK lideri Cemil Bayık, Alman Gazetesine “IŞİD’in gerçek halifesi Bağdadi değil, Erdoğan” dedikten sonra gazetecilerinin ne haberi yapması beklenebilir ki?
Alman gazeteciyi bile “Müzakere yürüttüğümüz bir siyasetçi için nasıl böyle konuşuyorsunuz” diye isyan ettirmişti bu cevap.
PKK ve HDP’liler için aslında günlük sporlardan biri bu temelsiz iddiaları, propagandaları dolaşıma sokmak, bunlar üzerinden siyaset yapmak. Adana/Mersin HDP merkezlerine bombalar için ilk dakikadan Erdoğan’ı suçlayan Demirtaş, bombaları koyan DHKP-C kökenli bir militan çıkmasına rağmen DHKP-C’ye teşekkür eden genel başkan yardımcısı, Diyarbakır’daki mitinginde bombayı ilk dakikadan AK Parti’ye ve Erdoğan’a bağlayan HDP’liler, bombacı IŞİD’çi bir Kürt Alevisi çıkınca cemaatçi polislerle birlikte “arkasında MİT var” diyebilen HDP’li vekiller…
HDP’li bir grup içinden birinin ağır silahlarla tarayıp öldüdüğü iki Hüda Par'lıyla ilgili haberi “HDP konvoyuna saldırı” diye vermiş, YDGH'ciler tarafından defelarca tehdit edildikten sonra öldürülmüş Hüda Par’a yakın bir hocanın faalini, provokasyon diye örtmeye çalışmış 90’ların Anadolu’dan Görünümü’ne taş çıkartan bir performans bu.
Maalesef bu Kürt Ertürk Yöndem performanslarının merkez medyada da alıcısı çok.
YPG’nin eline geçmiş bir Türkiye kökenli IŞİD’çinin sorgu kaydını Economist’in Türkiye temsilcisi, Hizbullah’a yakın Al Monitor sitesinde Türkiye-IŞİD ilişkisi itirafları diye haber bile yaptı. Bir Radikal yazarı, kara propaganda mahir bir gazeteciye dayandırıp Yüksekova’da 3 asker ve 5 polisin öldüğü bir çatışmayı Ankara’nın örtbas ettiği gibi bir iddiayı neredeyse sıfır karineyle köşesine taşıyabildi.
Sadece Türkiye ve AK Parti’ye karşı çalışmıyor propaganda makinesi. En son dün KCK Dış İlişkiler Birimi, Barzani’nin kanalı Rudaw’ı MİT’çilerin kurduğunu iddia etti. Daha önce de PKK’ya yakın bir site Barzani’nin seçimlerde AKP’ye 2 milyar dolarlık yardım yaptığını yazmıştı. (2012 seçimlerinde Obama ve Romney’nin kampanya bütçesi toplamının iki katı) Tabii Özgür Gündem’in Musul işgalini Barzani’yle IŞİD’in birlikte Amman’daki bir toplantıda kararlaştırdığı manşetini de unutmayalım.
Aslında hepsini unutalım. Savaşlarda önce hakikat öldürülür. Tek bir şeyi unutmayalım; Hakikatin bu kez canına kıyanların derdi barışla…
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025