Ahmet ALTAN
Suriye’yle savaş geldi kapıya dayandı.
Biz kendi özgür irademizle mi savaşa doğru yürüyoruz yoksa olaylar mı bizi savaşa doğru sürüklüyor, bunu tam kestiremiyorum doğrusu.
Ama Kofi Annan’ın “iki günlük” mühlet vermesi, Başbakan Erdoğan’ın “oraya geliriz” demesi, Suriye’den atılan kurşunların bizim sınırın içindeki insanlara değmesi, savaş ihtimalini saat be saat güçlendiriyor.
Beşşar Esed eğer pozisyonunu değiştirmez ve ölümleri durdurmazsa galiba savaş patlayacak.
Bugün bütün dünya “tek bir ekonomik sisteme” sahip.
Komünist Çin’den kapitalist Amerika’ya kadar bütün ülkeler aynı ekonomik sistemin içerisinde, aynı sistemin kurallarına göre hareket ediyor.
Bütün dünya “tek bir pazar” halinde.
Herkes malını orada satıyor, herkes malını oradan alıyor.
Ekonomi böyle bütünleştiğinde, “idari yapıların” da bütünleşmesi kaçınılmazdır.
Hiç kimse bu sistemi tek başına bozacak bir yöntem izleyemez.
İzlemeye kalktığında mutlaka bir belayla karşılaşır.
Diktatörlerin teker teker devrilmesi, onların “eski zamanlarda” kalmasından kaynaklanıyor, bütünleşen dünyada kendilerine yer olmadığını kavrayamıyorlar.
Onların körlüğünü de insanlar canlarıyla ödüyorlar.
Suriye, değişimiyle bütün bölgeyi etkileyebilecek bir ülke.
En büyük korku da Suriye’den başlayan bir “mezhep savaşının” bütün Ortadoğu’ya yayılması.
Bir “Sünni-Şii” çatışmasının patlak vermesi.
Peki, bu önlenebilir mi?
Ortadoğu, “yapay” bir idari yapıya sahip.
Bir tür “dondurucuda tutulmuş” paket gibi.
Özellikle Soğuk Savaş döneminde, iki ayrı kamp kendi çıkarları doğrultusunda oranın bu yapay şekillenmesini destekledi.
Soğuk Savaş bitti, şimdi paket “dondurucudan” çıktı.
Ortadoğu kendi gerçeğiyle karşı karşıya kaldı.
Din ve mezhep, bu bölgede dünyanın diğer bölgelerine kıyasla daha önemli bir yer tutuyor.
Ortadoğu çok büyük bir zenginliğe sahip ama bu “parasal zenginliği” üretime, yaratıcılığa, gelişmeye döndürmeyi başaramadı, diktatörlerin baskısı altında ezildi ve kimliksiz kaldı.
Batı’nın çok güçlenmesi, İsrail’in bölgede Batı’nın temsilcisi olarak tehditkâr bir güce dönüşmesi, Ortadoğu’da ciddi bir kimlik bunalımı yarattı.
Ortadoğu, Batı’yı, “sanayileşmiş” daha sonra da “bilgi çağına geçmiş” ülkeler bütünü olarak değil, genellikle “Hıristiyan gâvurlar” olarak görüyor.
Kendi ezilmişliğini de “Hıristiyanların” kötülüğüne bağlıyor ve çareyi “din” etrafında bütünleşmekte görüyor.
Ortadoğu’daki insanların büyük bir çoğunluğu için kurtuluş, “bilgi çağına” geçmek, üretim tarzını değiştirmek, yeni bir idari yapı kurmak olarak değil, “dinine” sarılmak olarak anlaşılıyor.
“Buzlukta” tutuldukları süreçte, “yeni dünyaya” hazırlanma imkânını bulamadılar.
Şimdi aniden gerçeklerle karşılaşınca tam ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Geleceğe yönelik hazırlıkları olmadığı için, gelecekle karşılaştıklarında haliyle “eski alışkanlıklarına” sığınıyorlar, eski alışkanlıklarının en kuvvetli olanı da dinleri ve mezhepleri.
Suriye’de yönetimin değişmesi halinde İran önemli bir müttefikini kaybedecek ve bölgede yalnızlaşacak.
Bundan kurtulabilmek için İran’ın tek çaresi, bölgedeki Şii’lerin önderliğini ele geçirmek.
Irak’taki, Suriye’deki, Lübnan’daki Şiilerle bir cephe kurmak.
Bunu da yapıyor.
Bir cephe kuruyor.
Ama bu İran’a güç kazandırırken aynı zamanda onu “savaşın” ikinci hedefi haline getiriyor.
Suriye’deki çok büyük çoğunluğu Sünni olan “muhalefetin” en önemli destekçilerinin Katar ve Türkiye olması ise otomatik olarak Sünni-Şii çatışması olarak çıkıyor ortaya.
Savaşın asıl nedeni dünyanın değişmesi ama savaşın görünür yüzü “mezhepsel” mücadele olarak belirecek.
Mezhep savaşlarının nasıl kaoslara yol açtığı da tarihte açıkça görülür.
O yüzden Suriye’deki değişim, dünyanın bütünleşmesindeki “en kritik” aşamalardan biri olacak.
Doğrusu ya bunun mümkünse savaşsız çözümlenebilmesini isterim.
Ama hayat, bizim isteklerimizi, iradelerimizi aşıyor.
Suriye’de bir bela zaten yaşanıyor şu anda ve bu bela büyüyecek.
Çünkü Suriye, hayatın gerçekleriyle çatışıyor.
Ben, diktatörlere karşı bütün dünyanın ortaklaşa hareket etmesinden, diktatörler tarafından ezilen halka diğer halkların yardım etmesinden yanayım.
Bütün dünyayı “bir ya da iki” ülkenin temsil etmesi ise sorunu daha da büyütüyor.
Buradaki soru da bu zaten.
Türkiye savaşa tek başına mı girecek yoksa bütün dünya ortaklaşa mı karar verip harekete geçecek?
Ayrıca, Türkiye böyle bir savaşı taşıyabilir mi?
Sosyal yapısı, ekonomisi, ordusu böyle bir savaşı kaldırabilir mi?
Böyle bir savaşta Kürt meselesi, Alevi sorunu nasıl hayata yansır?
Tehlikeli bir dönemeçteyiz.
Savaşsız bir çözüm olmasını dilemekten ve her türlü belaya hazır olmaktan başka bir çaremiz yokmuş gibi gözüküyor.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018