Ahmet AY
Yazı dizimizin ilkinde DEAŞ ve FETÖ gibi terör örgütlerinin“arızalı dini yaklaşımdan” beslendiğini anlatmış ve İslam ile terörün yan yana zikredilmemesi gerektiğini belirtmiştik.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in, “Son yıllarda her gün öldürülen ortalama bin Müslüman'ın %90'ı, Müslümanlık iddiasında olan kimseler tarafından öldürülüyor. Bütün bunları sadece yabancı parmağıyla açıklayabilir miyiz?” açıklaması bizim söylediklerimizi destekliyor.
Yani “kimi Müslümanlar” maalesef “dinden!” asla murad-ı ilahiyi yansıtmayan çıkarımlarda bulunarak güç devşiriyorlar. Sayın Görmez'in de belirttiği gibi “öldürülen bin Müslüman'ın % 90'ını Müslümanlık iddiasında bulunanlar öldürüyor.”
Yani, bizim içimizden birileri örgütü için dinden çıkardığı delillerle Müslüman öldürmeyi büyük büyük sevaplar kazandıracak olan “Allah yolunda cihad!” olarak görüyor.
Bu nasıl oluyor?
İşin ABD ve diğer ülkeler tarafından organize edildiğini anlatmıştık, ama ilaveten ABD'nin Cumhuriyetçi Başkan Adayı Trump'ın “DEAŞ'ı Obama/ABD kurdu” sözünü hatırlamaz isek konu eksik kalır. Şimdi de dinden nasıl terör çıkarıldığına bakmak gerek.
Din metni de, dini metinler de tabiatı gereği insanın algısına göre şekil alır ve öyle anlaşılır. Ve biliyoruz ki insanların kültürü, örf ve adetleri, yaşam tarzı, eğitim ve bilinç düzeyi, coğrafi koşulları, aile yapısı, diğer kültür ve medeniyetlerle teması insanın din(i) anlayış ve algısını direkt etkiler. Bu yüzden tarih boyunca “rafine” bir din anlayışı hiçbir dönemde olmamıştır olamaz da.
Buna, bütünüyle toplumsal bağlayıcılık anlamında din adına son sözü söyleme yetkisinin kurum ve şahıslarda bulunmayışını eklediğinizde karşımıza insan sayısı kadar dinî algı(lama) çıkacaktır.
Kur'an ayetlerinin bağlamını, sebebini, tekil-tikel-genelliğini, an ve/ya çağlar üstülüğünü, kısacası coğrafyasını, ayetlerin muhattabiyetini dikkate almaz ve hele hele bu örgütlerin yaptığı gibi bir de din metnini kendi düşüncelerine, mezhebine, örgütüne, cemaatine, ideolojisine göre yorumlamaya kalkarsa “dinden!” bir şekilde kendi(örgütsel veya bireysel menfaati)ne uygun referanslar bulacaktır.
Yukarıda açıkladığımız kimi sapmaların yanı sıra indi, manipülatif ve ideolojik yorumlarla mürted, düşman, daru'l harb belirlemesi “sıcak savaş anı” için nazil olan ayetleri kendileri gibi inanmayan herkes ve herkesimle savaş ilanına gerekçe kılabilirler. Bazen de ayetlerden oluşturdukları ilgisiz bağlantı ve kombinasyonlarla daha vahim fetvalara sahip olabilirler. Mesela;
“Ey iman edenler! Sizden kim mürted olur/dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven, mü'minlere alçakgönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lutfu ve ilmi geniştir.”[1] Ayeti ile “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür”[2] ayetini beraber okuyup bağlamından, maksadından, nüzul dönemi ve sebebinden kopartınca korkunç cinayetlere gerekçe kılınabiliyor. Çünkü örgütlerde “mürtedlik” dinin-örgütün-cemaatin “sırları”na vukufiyeti gerekesiyle en büyük fitne olarak telakki ediliyor. Dolayısıyla hem farklı dinden olan hedef kitleyi “kendileriyle savaşılması gereken kafirler” diye, hem de örgütlerinden kopanları “mürted” ve de “fitne” (müsebbibi) gördükleri için “Fitne ortadan kalkıncaya kadar…” ayeti gereği kendileriyle savaşılmayı ve onları öldürmeyi farz görürler.
Yine; “Artık Allah yolunda savaş. Sen, kendinden başkası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın. Mü'minleri de teşvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). Allah'ın gücü daha çetin ve cezâsı daha şiddetlidir.”[3] Ayet-i Celilesi, düzenli harbin kaçınılmaz olduğu dönemde Hz. Peygamber as ile beraberindekileri yine kaçınılmaz olan savaşa teşvik için inmiş iken, DAEŞ gibi örgütlere Müslümanlara karşı “savaşın” emr-i ilahisine dönüşebiliyor. Elbette ki İslam ülkeleri kendilerine savaş açan devletlerle savaşmak durumunda kalır ise Müslümanlar yukarıdaki ayet(ler)in gereği gibi savaşmakla mükelleftirler. Ne var ki örgütler kendilerini hakkın ve hakikatin tarafı gördükleri için durum tespiti yapmayı da sadece kendilerine vazife bilirler. Kimin hak, kimin şer cephesinde olduğuna kendilerince hükmettikten sonra:
“Allah ve Rasûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası, ancak ya acımadan öldürülmeleri, ya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir...”[4] Ayetini kendileri için “öldürün” fermanı olarak kabul ediyorlar.
Zikrettiğimiz ve daha nice ayeti makasudullah çerçevesinden çıkarıp örgütün anlayışına uygun kullanınca ortaya Müslüman'ın Müslüman'ı öldürmesi çıkıyor. Allah Peygamber'e savaş esnasında savaşçı sahabeyi cesaretlendiren, teşvik eden ve savaşlarının sebeplerini açıklayan ayet/ler vahyediyor. Bu normal zamanlarda inen bir ayet değil, savaş anında Müslümanların neden savaştığını ve bu savaşta herhangi bir gevşeklik göstermemeleri gerektiğini açıklıyor.
Bütün dinlerin kaderi aynı:
Her dinin başına gelenden maalesef son din olan İslam da nasibini alıyor.
Öldürmeyeceksin diyen bir dinden, Kitab-ı Mukaddes'ten Siyonizm ve Filistin'i kan gölüne çevirme nasıl çıkarıldıysa,
“Sevgi dini”, hatta o kadar “sevgi” vurgusuna sahip ki “Biri sağ yanağına vurduğunda sol yanağını çevir” diyen bir dinden, İncil'den Haçlılık nasıl çıktıysa, I. II. Dünya Savaşları nasıl çıktıysa, Latin Amerika halkından milyonlarcasını katletmek nasıl çıktıysa,
“Bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmüş gibidir” diyen dinden de DAİŞ, BOKO HARAM ile FETÖ öyle çıkar(t)ıldı.
Oysa tahrif edilmemiş tek din metni/kitabı olan Kur'an-ı Mubin 1400 yıldır şiddet ve katli yasaklayan, bağlayıcı onlarca emir içeren ayetlerle seslenmekte. Kitab-ı Mecid'in ilk uygulayıcısı olan Muhammed Mustafa as yaşamı boyunca şiddet uygulamaktan men etmiştir. Savaşlarda bile “sivile (silahsız ahaliyle), yaşlıya, kadına, çocuğa, engelliye, hasta ve yaralıya dokunmayın, doğaya, eşyaya zarar vermeyin” emrini her seferinde tekrarlamıştır. Bu anlamda hem teorik (metin düzeyinde) hem de pratik olarak İslam sadece öldürmeyi, şiddeti ve terörü değil, her türlü baskıyı da “fitne” olarak kabul etmiş ve yasaklamıştır.
Elbette en önemli hak olan hayat hakkı konusunda dinimiz yaşa(t)mayı öncelemiş, yaşama hakkına riayet etmeyi en çarpıcı şekilde emretmiştir. Herkesin bildiği bir insanı nahak yere öldürmek bütün insanları öldürmüş gibidir, bir insanı yaşatan da bütün insanları yaşatmış gibidir İlahi ilkesi buna en güzel örnektir.
İşte nasıl olduysa bu dinden, Kur'an'dan DAEŞ ve FETÖ çıktı.
Yazı dizimize FETÖ'nün dinden, dini anlayıştan nasıl böyle bir örgüt çıkardığını yazmakla devam edeceğiz inşaallah.
F-Teoloji ya da Fetolojik Teoloji…
------------
1-Maide/54.
2-Bakara/193.
3-Nisa/84.
4-Maide/33.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
13.04.2019
8.02.2019
27.03.2019
25.03.2019
6.02.2019
21.02.2019
6.02.2019
4.02.2019
26.01.2019