Berrin Sönmez
Öğrenim hayatından koparılıp erken yaşta evliliğe zorlanan kız çocukları bir vakit gelip boşanmak isterlerse de “güçlenmesinler” diyerek nafaka hakları kısıtlanacak. Neden? Aileleri güçlendirmek için mi?
Çehov’un silahı misali nafaka konusu. BoşanMA Komisyonu nafakanın erkek tarafını dinleyerek, ele aldığı hemen her konu gibi kadın karşıtı söylemle raporlaştırmıştı. Patlaması kaçınılmazdı, bekleniyordu ama bu başlıkla değil. Yandaş medya haberi, “müebbet nafakaya çözüm” başlığıyla sununca bir kere daha vuruldu kadınlar. Komisyon çalışmalarını yürütürken kadınlara fazla yer vermedi. Nafakanın kadın tarafına itibar edilmedi. Ve şimdi bir de nafaka üzerine komisyonun bakanlığa sunduğu görüşler doğrultusunda yeni bir düzenlemenin Adalet Bakanlığı’nca hazırlanmakta oluşunu kamuouyu “müebbet nafaka” başlığıyla duydu. Tam da komisyona görüş bildiren nafaka karşıtı erkeklerin ağzıyla kurulmuş başlık ve elbette haber metni de. Sadece gazetecilik merakıyla bile olsa – etik demeye dilimiz varmaz oldu- kendilerine nafaka verilmesine hükmedilmiş kadınların sözüne yer verilmemiş. Tıpkı komisyon gibi. Komisyon da nafaka almakta olan kadınları dinlememişti. Nafakanın “ömür boyu cezalandırılıyoruz” diyen erkek tarafının ağzıyla müebbete hükmetmiş haber dili de.
Nafaka hakkının kadın hayatındaki yeri gerçeği yansıtmayan ezber yorumla yer aldı komisyonun, iktidarın ve yandaş medyanın dilinde. Onlara göre “kadınlar nafakadan güç alıp boşanabiliyor”muş. Hiç alakası yok ama gerçekten böyle olsa bile kadının güçlenmesi için düzenlemeler yapma görevi var iktidarın. Oysa şimdi bakanlık kendi yorumlarıyla güçlendiren uygulamayı yok etmeye, kadını gene kendi yorumlarıyla güçsüz bırakmaya yöneliyor. Yönetim kadını güçlendirmekle yükümlü. Anayasanın verdiği görev bu ve kadınların güçlenmesi için yapılacak düzenlemelerin, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı amir hükmüyle birlikte. Kadın gerçekten nafakadan güç alıyorsa bu güçlenme yolunu ortadan kaldırmayı hedefleyen düzenleme düpedüz anayasa ihlali. Saymadık bu kaçıncı anayasa ihlali, geçelim.
Gelelim işin aslına. Haberde, Ayşe Keşir başkanlığındaki BoşanMA Komisyonu raporunda ve şu an Adalet Bakanlığı’nca yürütülmekte olan yeni düzenleme hazırlığında baş rolü yoksulluk nafakasıoynuyor. Yüz binlerce nafaka mağduru “eski koca” yakınmalarıyla habire vurgulanan yoksulluk nafakası. 2015’de 187 bin küsur nafaka hükmü varmış. Takip eden yılda da benzer yüksek rakamlar yansıdı rapora, habere ve muhtemelen bakanlıkta yürütüldüğü duyulan çalışmaya da. Kamuoyuna öyle sunuluyor ki sanki bu yüz binlerle ifade edilen nafaka hükmünün tümü ömür boyu sürecek yoksulluk nafakası. Hayır işin aslı böyle değil. Tüm nafaka hükümlerinin içinde ömür boyu yoksulluk nafakası yüzde onu bile bulmayan düşük oranlarda kalıyor. Ama boşanma komisyonu erken evliliklerle ilgili hapis cezalarına af getirilmesini isteyen gece yarısı önergesine zemin hazırlamak için yaptığı gibi sorunun küçük bir parçasına mercek tutarak devasa boyutlarda göstermekle soruna ilişkin gerçekliği çarpıtıyor.
Muhalefet bir önerge verse de bakanlık kamuoyuna gerçek rakamı açıklamak zorunda kalsa keşke. Ömür boyu yoksulluk nafakasının tüm nafaka ödemeleri içindeki yerinin ne kadar düşük olduğu anlaşılır. Gerçekte düşük olan ömür boyu nafaka oranı devasa sorunmuş gibi sunularak yapılmak istenen şeyin kadınların kendi hayatlarına dair karar verme hakkını yok etmek olduğu çıkar ortaya. Erken evliliklere cezasızlık getirmek için topluma devasa sorun olarak sunulan üç bin aile gibi yoksulluk nafakası da bahane edilerek kadınların boşanma hakkı elinden alınmak isteniyor. Yoksulluk nafakası bahane edilerek nafaka hakkına getirilecek kısıtlamayla kadınlar çaresizce mevcut evliliği sürdürmeye, kendi hayatlarını yeniden kurma çabasından caydırılmaya çalışılacak.
Pazartesi günü KEFEK, salı günü Sağlık Komisyonu’nda görüşülen çocuğun cinsel istismarını önlemeye yönelik yasa tasarısı cezaya 12 yaş kademesi teklif ediyor malum. Önümüzdeki günlerde de Meclis Adalet Komisyonu ele alacak yasa teklifini. Biz de istismar ve nafaka konularına birlikte bakalım. Zamanlama ve kadınların kazanılmış haklarını aşındırma bakımından örtüştükleri için.
Kanunla suç olarak tanımlanmış olan fiili, mağdurun yaşına göre farklı şekillerde cezalandırma absürtlüğü ile nafakanın sınırlandırılmasını bir arada düşündüğümüz zaman karşımıza çıkan tek şey kadın düşmanlığı. Fiil aynı fiil yani kim kime karşı işlemiş olursa olsun suç aynı suç. Ama suçun mağduru beş yaşındaysa farklı on iki yaşındaysa farklı on beş yaşındaysa daha farklı ceza verilecek, suçun failine. Cebir, şiddet ve silah faktörü de eklendi teklife. Ve böylece çocuklara yönelik aynı fiil 12 ve 15 yaş üstü için ille de suç olarak tanımlanmayabilecek ve dolayısıyla erken evlilikler kolaylaştırılacak.
Öğrenim hayatından koparılıp erken yaşta evliliğe zorlanan kız çocukları bir vakit gelip boşanmak isterlerse de “güçlenmesinler” diyerek nafaka hakları kısıtlanacak. Neden? Aileleri güçlendirmek için mi?
Tabii ki hayır. Aile değil mesele. Eğer mesele aile olsaydı erkeklere SMS yoluyla boşanma ayrıcalığı tanınmazdı. Kadının boşanma kararı verecek yetkinlikte olması, sorun saydıkları şey. Evlilik birliği içinde aileye sunduğu görünmez emeğin karşılığı olan nafaka hakkı sayesinde kendisine yeni bir düzen kurma becerisi geliştirmesi de sorun bu hesapça. Mesele aile kavramını ve aile kurumunu, kız çocuklarını diri diri gömecek olguya dönüştürme gayreti. Okumasını, meslek edinmesini engellediği kadının boşanma kararı vermesini güçleştirip her engele rağmen boşanırsa nafaka hakkını kısıtlamanın başka izahı olamaz. Ülkedeki işsizlik oranını, işsizler içinde genç işsizliğin yüksekliğini ve genç işsizlik oranları içinde kadınların neredeyse yüzde 30’u aşan oranını bilmez gibi Aile Bakanı da “nafaka bekleyeceklerine çalışsınlar” diyebiliyor bu ülkenin kadınlarıyla alay eder gibi. Ancak 250-300 TL dolayındaki yoksulluk nafakasıyla kadınlar bolluk içinde yaşıyormuş gibi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025