Cengiz AKTAR
Avrupa Türkiye’de, Türkiye de Avrupa’da gündemde, mâlum. Ne var ki bu defa konu ilişkilerin nasıl, ne zaman ve kim tarafından kopartılacağı. Kopartılıp kopartılmayacağı dahi değil. Kopuş artık “yeni normal”. Tek taraflı da değil, tarafların hemen hepsi kopuş taraftarı. Aynı coğrafyada yaşadığımız sürece ilişki tabii ki bir şekilde devam edecek ama ilişkiden ne anlandığına bağlı. Türkiye açısından 19. yüzyılın başından itibaren bu coğrafyanın başat belirleyicisi olan Avrupa fikrinden, devlette ve toplumun varoluş kodlarında kopuş söz konusu olan. Ve bu, tarihî bir kopuş... Batılılaşma veya Batılılaştırma yerine Batısızlaşma veya Batısızlaştırılma. Keza Avrupa tarafı için eteklerdeki taşları dökme ve yeni bir ilişki çerçevesi belirleme vakti.
Türkiye, 1945 sonrasında vücut bulmaya başlayan kıtanın birliği amacıyla kurulan kurumların başından itibaren parçası, tarafı oldu. Zengin darbe müktesebatına ve zayıf ekonomisine rağmen Avrupa kurumlarıyla irtibatı hiç kesilmedi, sorunlar hep aşıldı, buzlar daima eridi. Zira devlet ve toplum “Avrupa istedi”. Devlet aklı hep bir adım geriden gelse de memleketin pozitif bir “Avrupa politikası” daima var oldu. Bugün bu istikamet, bu hedef artık yok. Avrupa’nın 1945’ten bu yana biriken ve birey ile toplum hayatını ilgilendiren her konudaki müktesebatına uyumdan eser kalmadığı gibi artık Avrupa ile negatif bir ilişki söz konusu. Bu, Türkiye’nin “farklıyım” iddiasını Avrupa’nın temelindeki norm, standart ve prensipleri açıkça reddederek ve bunların aksi yönünde politikalar uygulayarak yayılan bir tercih. Hukuk devletine karşı hukukdışılık; demokrasiye karşı otokrasi; denge denetlemeye karşı mutlak karar alma yetkisi; diyaloga karşı monolog; basın özgürlüğüne karşı sansür; ademi merkeziyete karşı merkeziyetçilik; barışçı yöntemlere karşı savaşçı yöntemler; bireyin önceliğine karşı otoritenin önceliği; çoğulculuğa karşı çoğunlukçuluk; şeffaflığa karşı mahremiyet; sekülerliğe karşı dinbazlık; saymakla bitmez bu zıtlaşma örnekleri…
Zira Avrupa norm, standart ve prensipleri rejimin muradı açısından ayakbağı. Dolayısıyla devlete hâkim olan zihniyet Avrupa’yı memleketin ve milletin gizli hasmı, kimi zaman açık düşmanı olarak anlıyor ve anlatıyor. Toplumdaki “Avrupa isteği” ise bu zihniyet karşısında giderek sönüyor. Referandumda “hayır cephesi” olarak adlandırılan potpuri içinde bu isteği sürdüren hatırı sayılır bir kitle olduğu gerçek ancak “cephenin” külliyen Avrupa istediği asla doğru değil. Türkiye, AKP ağzıyla söyleyecek olursak, ziyadesiyle “yerli ve millî”.
Memlekette Avrupa bu durumdayken Avrupa’da Türkiye ne durumda?
Avrupa esasen Türkiye’deki hükümetin giderek artan gönülsüzlüğünden memnun; rejim sayesinde Türkiye’nin nihayet yakasından düştüğüne seviniyor. Bu vizyonsuzluğu tartışmanın vakti maalesef çoktan geçti ve bundan sonra böyle bir tartışma olacak gibi durmuyor. Zira yazının başında belirttiğim “yeni normal” uyarınca mesele iplerin kopup kopmayacağı değil resmen ne zaman kopacağı. Kendi vatandaşını asmak için Avrupa’ya idam şantajı yapan, Avrupalı siyasetçilere duyulmamış hakaretler yağdıran, faşizmi anayasallaştırma muradındaki Türkiye rejimi kredisini tamamen tüketti. Bu çerçevede Avrupa’da Türkiyeli demokratların bekasından endişe edenlerin, “milyonlarca Türkiyeli Avrupa değerlerine sahip” ve “Avrupasız Türkiye ve Türkiyesiz Avrupa hep eksiktir” diyen öngörü sahiplerinin yapabilecekleri çok sınırlı. Rüya görmeyelim.
Avrupalı kararvericilerin ilişkiyi gözden geçirme talebi 2013’ten bu yana vardı. Şimdi referandumla birlikte talebin dozu arttı ve istisnasız bütün kurumlarda Türkiye ilişkisinin veya üyeliğinin sorgulandığı bir dönemdeyiz. Tek tek kurumlara ve bundan sonra olabileceklere bakalım.
Avrupa Konseyi’ndeki oylamayla Türkiye küme düştü ve izlemeye alındı. İzlemeden çıkabilmesi bugünkü şartlarda imkânsız. Zeynel Lüle’nin Avrupa Konseyi’nin taleplerini özetleyen yazısına bakmak kâfi.
Konsey bünyesindeki İşkenceyi Önleme Komitesi, İnsan Hakları Komiserliği, Venedik Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Parlamenterler Meclisi gibi siyasî ve hukukî kurumlarla köprüler zaman içinde atılacaktır. Rejim partileri AKP ve MHP’nin “milletvekilleri” haftabaşı Ankara’dan gelen “emir” ile bir daha gelmemek üzere yurda döndüler bile. Keza kurumların teftişleri tıpkı BM kuruluşları veya uluslararası stklarile yabancı habercilere yapıldığı gibi, kısıtlanacak, AİHM kararları uygulanmayacak ve sonundayüz binin üzerinde potansiyel müracaatla muhtemelen Sözleşmeye taraf olmaktan çıkılacaktır. Avrupa Konseyi ilişkisi bundan sonra derin dondurucudadır.
AGİT ile ilişki basın özgürlüğü ve seçim gözlemciliğiyle sınırlı olsa da her iki konuda da Ankara AGİT raporlarına tıpkı Avrupa Konseyi kararlarında olduğu gibi “yok hükmünde” muamelesi yapıyor. Referandumun eşit ve özgür (freeandfair) koşullarda yapılmadığı ibaresi yakında çıkacak olan gözlemci raporuna girdiği takdirde bu Avrupa Konseyi’nin Türkiye’yi düşürdüğü “izleme kümesi” ile uyumlu olacaktır. Nitekim bu kümedeki ülkelerde de seçimler eşit ve özgür koşullarda yapılmıyor.
Avrupa Birliği ilişkisi çoktandır kördöğüşü ve sağırlar diyaloğu lezzetinde cereyan ediyordu. Referandum sonrasında siyasî kararvericiler ilişkinin üyelik perspektifinden çıkartılarak yeniden tarif edilmesi üzerinde anlaşmış görünüyor. Müzakereler çoktan akamete uğramış olsa da kâğıt üzerinde sürüyor görünüyor. Muhtemelen bu hafta sonu yapılacak toplantılardan Komisyon’a yeni çerçeve için görev verilecek.
Yeni ilişkinin gümrük birliğinin gözden geçirilmesiyle belirleneceğini düşünenler var. Oysa bunun teknik ve siyasî zorlukları var. Gümrük birliği üyeliğe giden yolun merhalesidir. Üyelik olmazsa daima sakat kalır. Başlangıcından 21 yıl sonra birikmiş sorunlar gibi. Siyasî olarak da gümrük birliğinin tadilatını onaylamaya razı olmayan birçok üye devlet ve Parlamento var. Sonuçta, yeni çerçeve biraz daha hallice bir Serbest Ticaret Anlaşmasından öteye geçmezse şaşırmam.
Yatırım sermayesine gelince, yıllardır Türkiye ana kaynak olan Avrupalı yatırımcı için cazip bir ülke değil. Hukuken, mal ve can güvenliği, üretim normları, çevre ve sosyal sorumluluk açılarından…
Pek çok vatandaşın beklediği vize muafiyeti ise Kürd meselesi hallolmadıkça hayata geçmez. Yani görünür bir gelecekte değil… Her hal ve karda ilişkinin önümüzdeki yıllarda Türkiye için siyasî, iktisadî, kültürel herhangi bir anlam ifade etmeyeceğini bilmek gerek.
NATO
Daha farklı olsa da NATO ile ilişkiler daha iyi değil. Türkiye ABD açısından çözümlerin değil sorunların parçası olarak algılanıyor. Daha önce böyle bir ikaz duyulmuş olmamasına rağmen NATO Genel Sekreteri geçen gün toplu gözaltı ve açığa alma işlemlerine Türkiye’ye hukuk devleti ilkelerine tam riayet etmesi çağrısı yaptı. Unutmayalım NATO sadece askerî değil aynı zamanda siyasî bir kuruluştur ve Türkiye bugün üye olmaya kalksa yetersiz demokratik sicilinden ötürü, üyeliğe kabul edilmez.
Ama daha vahimi, sözü dinlenir ABD’li Council of ForeignRelations direktörü Richard Haass’ın basına da yansıyan ikazı. Türkiye’nin bir müttefik olabileceğini ama bir ortak olmadığını yazan Haass’ınsözlerinin havada kalmayacağı olasıdır.
Sonuçta Türkiye Avrupa’nın siyasetinde artık olmayacak, Avrupa da Türkiye’ninkinde.
Bu tablo ne Türkiye ne Avrupa için iyi. Türkiyesiz Avrupa, kıta dinsel ayrımcılığın antidotundan mahrum kalacak demek. Kıtanın doğu sınırında, Rusya ile birlikte sağı solu belli olmayan ikinci otokratik tehditle yaşayacak demek. Avrupasız Türkiye ise bugünkü hal ve gidişatın daha beteri demek. Avrupa’nın Aydınlanma’dan bu yana biriktirdiği müktesebatın buraya yansımaması demek.
Yazık oldu, geçmiş olsun…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020