Gürbüz ÖZALTINLI
Başından beri, AKP’nin nasıl bir parti olduğunu anlamaya çalışmanın önemine inananlardan oldum. Modernizmin gerek Marksist, gerekse Kemalist versiyonlarından neşet eden kategorik klişelerin, fanatik ruhları tatmin etmekten başka bir verim sağlamayacağını düşündüm. “Burjuva partisi”, “karşı devrim hareketi”, “gizli gündemli İslamcı parti”... Bunlar olsa olsa sıradan siyasal rekabetin malzemesi olabilir, durumu anlamanın değil.
Konu üzerine düşünürken bugün de en önemli gördüğüm özellik şu: AKP, politik pragmatizmi, ideolojik angajmanlarının çok üstünde olan bir parti. Türkiye politikasında bu kapının açılışı küreselleşmeye eklenme sürecine karşılık gelir ve ilk aktörü Özal’dır. Özal, soğuk savaşın sonlarına yaklaşıldığı, yeni bir dünya düzeninin oluşmaya başladığı dönemin siyasetçisi olarak sahne aldı. Türk modernleşmesine eklenen soğuk savaş koşullarının, ideolojilerle yorgun düşürdüğü bu topluma pragmatizmi önerdi. Büyük başarı elde etti.
AKP’nin bunu başarması birçoğumuza şaşırtıcı gelebilir. Çünkü o, oldukça katı bir ideolojik gelenekten geliyor. Oysa bunda şaşıracak pek bir şey yok. O, muhalif yükselen bir sosyolojinin iktidar arayışının temsilcisiydi. Zenginleşen, dünyayla iş yapan, siyasal güce talip bu sosyolojiyle, kültürel olarak dışlanmış, refahtan pay alamamış memnuniyetsiz büyük kitlelerin gücünü birleştirmeden iktidara gelmesinin mümkün olamayacağını görmesi zor olmadı. “Milli Görüş” paradigması, ne dünyaya açılmaya ne de refah ve saygınlık arayan geniş kitlelerin desteğine elverişliydi. İslami siyasetin elitleri, 28 Şubat’ın sert dokunuşunun da kışkırttığı sorgulamayla yeni bir yön tutturdular. Batı’lı siyasal kavramlara el attılar. “Demokrasi”, “Millet iradesi”, “İnsan hakları” vurgulu yeni bir söylem geliştirdiler. Din, topluma kural koyan bir ideoloji olmaktan çıkıp, insanların inançlarını engellenmeden yaşayacağı bir “özgürlük” alanı olarak ifade edilir oldu. Bu ideolojik esnemeye, devleti topluma yukarıdan bakan bir hükmetme aygıtı değil, refah taşıyan bir hizmet aracı olarak görme politikaları eşlik etti. Sağlık, eğitim, ulaştırma, konut gibi sektörlerde ciddi atılımlar yapıldı ve toplum bunu gündelik yaşantısında hissetti. Sonuçta ortaya, “ideolojik bir topluluk” değil, devasa bir “faydacılık buluşması” çıktı.
Diğer aktörler bu dönemi tam ters yönde giderek yaşadılar. İdeolojik olarak daha da katılaştılar. Milliyetçi hareket Kürt sorunu üzerinden iyice sertleşti. Devlet ve partisi, “emperyalizme hizmet”temasına sarılıp aynı milliyetçi ideolojiyi kendi kanalından yeniden üretti. Yanı sıra otoriter laikliğe alabildiğine abandı. Bu cephe referandumla havlu attı. Sonuçta geride “taş gibi” bir ulusalcılık ve derin “İslamcılık” nefretiyle yüklü kırmızı bir harita kaldı.
Geride bir şey daha kaldı. Bir türlü bitirilemeyen Kürt savaşı.
Bu savaş, bütün bu “faydacılık buluşması”nı berhava edebilecek, tahrip gücü yüksek bir mayın gibi duruyor.
AKP bu mayını, ideolojilere geri dönerek etkisizleştiremez.
Doğrusu ben, dozu kaçmış, giderek bir kimliğe dönüşebilecek “Türk-İslam”cılığın ortada duran kanlı bir Kürt meselesi varken, ihtiyaç duyulan politik esneklikle bağdaşmayacağını ve krizi arttıracağını düşünüyorum. Dahası, işi etnisiteler arası çatışmaya sürüklemeye çalışan PKK’nın yararına olacağına inanıyorum. Bunun AKP tarafından da görülebilir olduğunu ümit ediyorum.
Bugün Erdoğan’ın göze batan kimi milliyetçi, ya da İslami sembollere başvuran tutumlarını, dünkü pragmatizmini aşan, yeni bir strateji değeri yüklenebilecek yönelim olarak görmüyorum. Bunlar koşullara bağlı olarak hep vardı ve sanırım hep de olacaktır.
Ancak, yeni olan şudur: Artık AKP tek başına, Kürt sorununda diğer aktörlerden bağımsız olarak rol üstlenmek istemeyecektir. AKP’nin yaşadığı tecrübeden çıkarttığı sonuç bu yolun derin tuzaklarla dolu olduğu ve gücünü aştığıdır.
Evet, dün böyle düşünmüyordu ve çok sert bloklaşma koşullarında yalnız kalmak pahasına Kürt açılımı başlattı. Bu süreçte izlediği yöntemler tartışılabilir. İşe “dağdan dönüşler”le başlamak doğru muydu? Bazı temel kültürel hakların tanınmasında daha erken davranarak inisiyatif alma cesareti neden gösterilemedi? Kürt siyasetçilerine karşı ataerkil, lütfeden, kibirli dil neden bir türlü terk edilemedi? PKK’yı bölmek ya da tasfiye etmek gibi hayaller, süreci teslim mi aldı? Bunlar konuşulabilecek sorular.
Bugün geldiğimiz yerde, PKK kendisinin yöneteceği bir coğrafya için tam boy savaşa girmişken, sorun bölgesel boyut kazanmışken, muhafazakâr blokta soruna ilişkin derin çatlak ortadayken, CHP’nin (ulusalcı prangalarıyla) yerel seçimlerde İzmir ve İstanbul hesapları yaşamsalken, AKP’den PKK’yı tatmin edecek adımlar atmasını beklemek mümkün değildir.
Aygün olayından sonra Haluk Koç hâlâ, sorunun bu noktaya gelmesinden AKP’nin Habur girişimini, Oslo görüşmelerini sorumlu tutuyordu. Barış görüşmelerinin PKK’yı cesaretlendirdiğini söylüyordu. Aynı eleştiriyi, muhafazakâr kesimde gücünü herhalde küçümseyemeyeceğimiz çevrelerden de duyuyoruz. Cemaat’in bu konudaki politikaları artık bir sır değil. Ergenekon uzantılarının ellerindeki imkânları nasıl kullanacaklarını ise sanırım konuşmaya bile gerek yok.
Sonuçta, geldiğimiz noktada savaşın bitirilmesine en yakın duran partinin AKP olduğuna inananlardanım. Hem iktidarla ilgili çıkarları bu savaşın bitirilmesini gerektirdiğinden, hem deideolojik esnekliği en yüksek parti olmasından ileri gelen bir pozisyon bu. Sorun başta PKK olmak üzere diğer aktörlerin hesaplarında ve ideolojik prangalarında.
Bu aktörler pozisyonlarını değiştirmedikçe sonuç almak zor.
Çünkü, iş AKP’nin tek başına başarabileceği bir iş olmaktan çıktı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023