Hasan CEMAL
Selim bana yılın son günü Beyrut’un güneybatısındaki Şatila mülteci kampını gezdirirken, sakin sessiz anlatıyor, ben dinliyorum. “Bizler çabuk yaşlandık” diye tekrarlıyor, “Zira çok yaşadık, çok gördük daha çocukluktan itibaren...”
Filistin mülteci kampında sabah vakti Selim anlatıyor, ben dinliyorum.
1965’te bu kampta doğdum.
İlk defa 14 yaşında elime silah aldım, gerilla oldum Filistin için.
17 yaşında katliamı yaşadım.
1982’nin 14-17 Eylül’ünde.
Üç gün sürdü katliam.
O kanlı üç günü hiç unutmadım.
Unutmayacağım da.
Kampta düzenlenen kermesle, okulda başarılı olan
öğrencilere hediyeler verilerek, motivasyonları yükseltilmeye çalışılıyor.
İsrail, Lübnan’ı Beyrut’a kadar işgal etmişti. Yaser Arafat Tunus’a çekilmek zorunda kaldı.
Bir gün Şaron’un askerleri kampı kuşattılar. Dışarıya kuş uçurtmadılar. Hiç durmaksızın bombaladılar kampı. Havadan attıkları fişeklerle geceyi de gündüze çevirdiler, katliam geceleri de aralıksız devam etsin diye.
Hıristiyan milislerin kıyımı üç gün üç gece devam etti.
Sistemli bir katliamdı.
Şatila mülteci kampında 20 bin Filistinli berbat koşullarda barınıyor, yaşamaya çalışıyorduk 1950’lerden beri.
Bir gece mesaj ulaştı.
Katliam başladı kaçın, kaçın dediler.
Üç gün gece gündüz demeden 3500-4000 Filistinliyi boğazladı Hıristiyan milisler.
Öldürdüklerini de yok etmeye çalıştılar. Büyük çukurlar açıp içine gömdüler. Bir daha bulamadığımız 300 şehidimiz vardır, kayıp adı altında...
Şatila Leningrad’ımız
Şaron’un askerleri kamptan dışarı kuş uçurtmadı. Hıristiyan milislerin ellerinden kurtulup dışarı kaçabilenleri de onlar öldürdü.
17 yaşındaydım.
48 saat çarpıştık.
Ailemizi kamptan Beyrut’un içine göndermeyi başardık ama...
Şatila bizim Leningrad’ımızdır.
Selim, Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde burslu olarak okumuş, bugün bankacı olarak çalışıyor. Selim, kamplarda daha çok Filistinli gencin burslu okuyabilmesi için de çaba gösteriyor.
Hasan Bey;
Bu topraklar trajediye doymak bilmiyor.
Sonra 1985’le 1988 arasında kamplar savaşı başladı. Bu defa Şiiler, Emel örgütü üstümüze geldi.
Şatila’yı yine aslanlar gibi savunduk.
Milimini alamadılar.
Ali, en yakın arkadaşım, bak şu resimdeki. Bir tek Ali’nin bu resmini indiremediler, vermedik Ali’yi...
Selim, yanaklarından inen gözyaşlarını siliyor, başını çevirip acısını içine gömmeye çalışıyor.
O anlatıyor, ben dinliyorum.
Şu resimdeki kardeşim Karroum 22 yaşındaydı öldüğü vakit...
Bak şu Haitham, kampın masa tenisi şampiyonuydu, bacağından vuruldu, kangren oldu, kurtaramadık.
Daha 16 yaşındaydı öldüğünde.
Bak duvardaki şu resme, baba ve iki oğlu... Şu da üç günde üç kardeşi ölen arkadaşımız... Şu da Cemal Qais, kardeşlerimden birinin en yakın arkadaşıydı.
Burada bizim şehitlerimiz yatıyor, Filistinli kahramanlarımız için yaptık bu kapalı, mütevazı şehitliği...
Hasan Bey;
Biz çabuk yaşlandık.
Çünkü çok şey gördük, çok acı tecrübeler edindik küçük yaştan itibaren...
Ama umudumu yitirdim mi?
Hayır, 48 yaşındayım, gelecek umudumu hep canlı tuttum.
Bakın her tarafta ‘özgür Filistin’ yazıyor. Özgür Filistin ateşi hiç sönmedi.
Sönmeyecek de.
Üç nesildir öyle.
Topraklarımızı İsrail işgalinden kurtaracağız. İsrail devleti 1948’de kuruldu Filistin topraklarında. Bizim topraklarımızın yüzde 77’sini ele geçirdiler. Kalan yüzde 23’ünde bile bağımsız bir Filistin devletine hayır diyebiliyorlar.
Allah aşkına söyle bana Hasan Bey;
Bunun neresi adalettir?
Bunun neresi insanlıktır?
65 yıldır sürüyor bizim direnişimiz.
Filistin devrimi bitmeyecek. Topraklarımıza döneceğiz.
Su deposunun tepesindeki şu kocaman anahtarı görüyor musun?
O anahtar bir semboldür, Filistin topraklarının sembolü.
Bu kampta, her evin en yaşlı erkeğinin belinden bir anahtar sarkar. O anahtar, İsrail işgaliyle bırakıp geldiğimiz evlerimizin anahtarıdır.
Günün birinde Filistin’deki evlerimize geri dönüleceğine dair inancımızı hiç kaybetmediğimizi gösterir, bellerinden asılı o anahtar...
Bugün kampta bir kermes var, yıl sonu kermesi. Okulda başarılı olan çocuklara hediyeleri veriliyor.
Çocuklar nasıl da cıvıl cıvıl.
Filistin’in geleceği onlar...
Özgür Filistin’in meşalesini gelecekte onlar taşıyacak.
Evet, yoksulluk diz boyu.
Gözle görülüyor.
Üç nesildir yoksulluğu yaşıyoruz.
Kampta hayat
Bütün Filistinliler içinde en yoksulu Lübnan’da yaşayan 300 bin Filistinli.
Lübnan vatandaşı olamıyoruz.
Çalışma izinlerimiz son derece sınırlı.
İşsizlik felaket bu yüzden.
Oy hakkımız yok.
Ama başımız dik.
Filistinliyiz, bundan gurur duyuyoruz.
Ve bu yoksulluğun içinde gelecek umudunu yaşatıyor, canlı tutuyoruz. (*)
Şatila kampında 20 bin Filistinli yaşıyor 65 yıldır.
Ama hâlâ doğru dürüst suyumuz akmıyor. Çöp yığınlarına baksana... Dapdaracık yollar... Su birikintileri... İnsanın içini acıtıyor değil mi?..
Mercimek kokusunu alıyor musun? Bizde mercimeği pilavla birlikte pişirirler, sizin kuru fasulye pilav gibi, çala kaşık gireriz çoluk çocuk.
Bak şu fotoğrafı görüyor musun? İsrail tankının ezdiği Amerikalı insan hakları aktivisti Rachel Korie...
Yan yana şu üç fotoğrafa bakar mısın?
Şu kız çocuğu küçücükken, 1976’da Şatila Kampında bir Fransız aile tarafından evlat edinilmiş. Filistinli kız büyümüş, geri dönmüş, şimdi bu fotoğraflarla gerçek ailesini bulmaya çalışıyor.
Yaşamak için acı çekmek!
Evet öyle Hasan Bey;
Bazıları için bu dünya acı çekmeden yaşanmıyor.
Benim aklımdan çatışmada kaybettiğim Ali hiç gitmiyor. En yakın arkadaşımdı. Bak yine onun, Ali’nin, can arkadaşımın resmi...
Selim bana yılın son günü Beyrut’un güneybatısındaki Şatila mülteci kampını gezdirirken, sakin sessiz anlatıyor, ben dinliyorum.
Gözyaşlarını yine benden saklamaya çalışıyor, elinden gelse içine akıtacak...
“Bizler çabuk yaşlandık” diye tekrarlıyor, “Zira çok yaşadık, çok gördük daha çocukluktan itibaren...”
İçim acıyor.
İyi seneler diliyorum.
Yarın da Beyrut’tan, “Ortadoğu’nun aynası”ndan devam.
————————————
* Şatila dahil Lübnan’daki 11 mülteci kampında yaşayan Filistinli gençlere yardım elini uzatmak isteyenlere duyuru. Unite Lebanon Youth (ULYP) isimli sivil toplum kuruluşu, sağladığı burslarla 41 Filistinli genci Türkiye ve KKTC’deki üniversitelerde okutuyor. Türkiye’de Yeditepe Üniversitesi’nde 3 Filistinli öğrenci, Bilgi Üniversitesi’nde 1 öğrenci, Koç Üniversitesi’nde 2 öğrenci burslu okuyor.
Türkiye devlet bursu ile de Gaziantep ve İnönü üniversitelerinde 2 Filistinli genç yüksek tahsil yapıyor. Bu sayıları arttırmak isteyenler şu iki adresle temasa geçebilirler:
www.unitelebanonyouth.org
Melek el Nimer - [email protected]
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Terörsüz Türkiye! İyi güzel, peki ya demokratik Türkiye?..
14.04.2025 - Ankara-İmralı-Kandil üçgeninde hava olumlu
3.03.2025 - Silahlara veda zamanı... Hoş geldin barış!
28.02.2025 - Erdoğan "eyy TÜSİAD" diye bağırdı, polis anında başkanları topladı!
20.02.2025 - Yine CHP'nin önemi üzerine..
13.02.2025 - Dostluklar insanı ayakta tutar!
28.11.2024 - CHP'nin önemi
12.11.2024 - Terör ve şiddete lanet olsun!
24.10.2024 - Açık mektup!
27.08.2024 - Ortadoğu cehennemine Gazze'ye BARIŞ gelecek mi?
20.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Onur Dinçer
Selçuklu devrinde Türk devleti diye bir mefhum yoktu. Türk devleti mefhumu modern devrin bir mamulüdür. Modern devre has mefhumlarla maziyi anlayamaz ve izah edemezsin. Türk kelimesi ise devirden devre ve mekandan mekana değişen manalarda kullanılmıştır, ama milliyetçilik öncesinde hiçbir zaman Türklük bir ülkü, bir ideal filan olmamış.
Ad Soyad Giriniz...
Türklük kavimaşkın bir ülküdür. Evet anayasada yer almaması devletimizi Türk devleti olmaktan çıkartmayacak zira Selçuklu anayasası yoktu. Devlet yine Türk devleti olarak kalacaksa, oradaki Türk ibaresini çıkartma isteği, Türk düşmanlığı olmuyor mu? İstenen devleti kimliksizleştirilmesiyle, Türk milleti hedef tahtasına oturtulmuş olmuyor mu? Zira Türk
Ad Soyad Giriniz...
gercekten yeniden yapilacak (ki eminim adim adim Turkiye oraya dogru gidiyor) anayasanin tum halk tarfindan ama halk dili ile anlatilmis olmasini cok isterim .....simdi ki anayasayi n ekadar cok biliyoruz ki ?her topluma esitlik verilip, adelet verilip verilmedigini gercekten biliyoruz mu ki? yoksa sadece bunlari bahane edip yen i bir anayasa mi cikarmak is? nicin kendimizi dislanmis hissedelim? simdiye kadar hissetmedik de...aaa turk mussun dediklerin de de hic bir zaman rahatsizlik duymadim