Hasan CEMAL
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in dünkü Hürriyet’in manşetinde yer alan “Benim tankım, topum, tüfeğim yok!” sözleri epeyce ilginçti, (Nuray Babacan’ın haberi).
Hatta nahoş çağrışımlar yaptığı söylenebilirdi.
Konu şu:
Mayıs ayının ilk haftasında bir AKP önergesiyle TBMM’de Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu kurulmasına karar verildi.
Meclis soruşturması, haklarında çok ciddi yolsuzluk ve rüşvet iddiaları olan eski bakanlardan Zafer Çağlayan, Egemen Bağış,Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar’la ilgili olarak yürütülecek.
Ama komisyonun çalışmaya başlaması için TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin komisyona gönderecekleri üyeleri belirlemesi gerekiyor.
Bu konuda AKP ipe un seriyor.
Komisyona kendi üyelerini bir aydır bildirmiyor. Bildirmediği için de komisyon kurulamıyor, yolsuzluk ve rüşvet iddialarının soruşturulması bir türlü başlamıyor.
Politika kulisine gelince deniyor ki:
“Tayyip Erdoğan, Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarını cumhurbaşkanı seçimleri sonrasına atmak istiyor.”

Neden korkuyorsunuz?
İpe un sermek niye ki?..
17 Aralık eğer Tayyip Erdoğan’a karşı bir komplo, bir darbe teşebbüsü ise bırakın çalışsın komisyon.
Ne diye engelliyorsunuz?
Madem bakanlarınız tertemiz, eski deyişle pir-ü pak, o zaman niçin korkuyorsunuz?
Üstelik, Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’na ilişkin karar sizin kendi önergenizle alınmadı mı?
Evet öyle.
Öyleyse, AKP Meclis Grubu olarak neden sahip çıkmıyorsunuz kendi önergenize?..
TBMM’nin Sayın Başkanı diyor ki:
“Tankım topum tüfeğim yok ki. Uyardık bekliyoruz.”
Nahoş çağrışımlar
Bir zamanlar meydanlara tank, top, tüfek çıkmadan yolsuzlukların hesabının sorulamadığına inanılırdı.
Ancak ‘ara rejim’lerle, siyasete ‘asker müdahaleleri’yle, yani ancak namlunun ucunda ‘yüce divan’lar kurulabildiğini düşünen yaygın çevreler vardı.
Bugün hâlâ var mı bilmiyorum.
İhtimal de vermiyorum.
Ama Meclis Başkanı Çiçek’in “Tankım, topum, tüfeğim yok ki!” diye dert yanması, böylesine bir bilinçaltı beni bir eskilere götürdü, ister istemez nahoş çağrışımlara yol açtı.
Geçiyorum bu konuyu.
Erdoğan yolsuzluk dosyalarından korkuyor
Ama bir gerçek çok açık:
Tayyip Erdoğan korkuyor!
Fazlasıyla kabarık olan, gitgide de kabarması beklenen yolsuzluk ve rüşvet dosyalarından korkuyor.
Hukuktan korkuyor.
Demokrasiden korkuyor.
Demokratik hukuk devletinde, yolsuzluk ve rüşvet dosyalarının birer birer gün ışığına çıkacağını bildiği için korkuyor.
Korku dağları beklediği içindir ki, HSYK eliyle yargı bağımsızlığına, kuvvetler ayrılığına ölümcül bir darbe indirdi.
Twitter’ı kapattı.
Youtube’u kapattı.
Yeni MİT Kanunu'nu çıkardı.
Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını gayri milli ilan etmesinin arkasında da yine Erdoğan’ın bu gerçek korkuları yatıyordu.
Sıra Anayasa Mahkemesi'ne gelir mi?
Ama Allah’tan Anayasa Mahkemesi var.
Her biri demokrasi ve hukukun üstünlüğüne birer darbe niteliği taşıyan ‘Tayyip Erdoğan hamleleri’ni Anayasa'ya aykırı bularak bir bir iptal ediyor.
Twitter’dan sonra Youtube yasağını da reddetti.
HSYK Kanunu'nun bazı kritik hükümlerinin iptalinden sonra, anlaşılan o ki, şimdi sırada MİT Kanunu var.
Peki ya Anayasa Mahkemesi de, zamanı gelip ‘fethedilirse’ ne olacak?..
Tayyip Erdoğan’ın demokrasi korkusu, hukuk korkusu öyle ki, yüksek mahkeme de bundan payını alabilir.
Tayyip Erdoğan (son Merkez Bankası örneğindeki gibi) kendinden bağımsız kurum görmek istemiyor, kendisinden farklı sesler duymaya tahammül edemiyor çünkü...
Yandaş gazeteciliğin mesleğe ihaneti
Bu bakımdan ilginç bir örnek dün Hürriyet’in Okur Temsilcisi köşesinde vardı.
Erdoğan’ın ‘bağımsız medya’dan hoşlanmadığını, yandaş medyaile nasıl rahat ettiğini apaçık gösteren bir örnekti bu.
Uçaktaki gazeteciler başlığını taşıyan değerlendirmesinde Faruk Bildirici şunları yazmıştı:
Başbakan Erdoğan’ın gazetecilerle uçak muhabbetleri iyiden iyiye güdükleşti.
Her şeye rağmen gazetecilik yapmaya çalışan gazete ve gazetecilerin yıllar içinde elenmesinin doğal sonucu bu. Artık o uçağa binebilecek gazetecilerin isimleri neredeyse sabit. Kimi medya kuruluşlarının temsilcileri uçağın değişmez “davetli”leri haline geldi.
O gazetecilerin bu ülkenin başbakanı ile saatler süren sohbetlerinden okurların merak ettiği sorulara yanıtlar çıkmayacağını, gelişmelerin perde arkasının didiklenmeyeceğini peşinen biliyoruz.
Erdoğan’ın Köln dönüşündeki uçak sohbetinden farklı bir soru yanıt, bir gazetecilik pırıltısı çıkacağını da ummuyordum doğrusu.
Ama gündemde birinci ağızdan yanıtlanması gereken epey soru birikmişti.
Her şey bir yana Erdoğan, hâlâ ne kendisininSoma’da bir kişiyi tokatladığı iddiasıyla ilgili tek söz etmiş, ne de Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in madenciyi tekmelemesi ile ilgili konuşmuştu.
26 Mayıs’ta gazeteleri merakla açtım. Erdoğan’ın uçağına Sabah, Akşam, Yeni Şafak, Star, Türkiye veAkit’ten temsilci ya da yazarlar alınmıştı.
Hepsinin yazdıklarını taradım, sohbet etmişler ama gündemin can alıcı sorularını sormamışlardı.Tekmelemeden, tokat atma iddialarından hiç mi hiç bahsedilmiyordu.
Hatta Okmeydanı’ndaki olayların üzerinde durulmasına rağmen Uğur Kurt’un polis kurşunuyla vurulması bile sorulmamıştı Başbakan’a.
Yine Erdoğan’ın kamuoyuna vermek istediği mesajları rahat aktarabilmesi için yardımcı olma yolunu seçmişti uçaktaki gazeteciler.
Hem de öyle bir yardımcı olma ki, sorular, sorudan çok panellerdeki moderatörlerin yol göstericiliğine benziyordu.
Hatta Erdoğan’a, Erdoğan’ın diliyle soru sormuşlardı:
“Geçmişte Almanya’ya ziyaretleriniz oldu. Şimdi bu karalama kampanyasını neye bağlıyorsunuz?”
Bakar mısınız, protestolar, tepkiler falan yok!
Varsa yoksa Almanya’da bir karalama kampanyası!
Sorulardan biri de Cemaat ile ilgiliydi:
“Gezi’den itibaren bir gerginlik yaratılmaya çalışıldı.Pensilvanya bu gerginliğin neresinde?”
Yine bir sorgulama, gerçeği yakalama çabası yok; nesnel bir dil yok.
Yine Erdoğan’ın yanında saf tutarak sormuşlar.
Yine komplo teorileri üretmişler. Habercilik refleksinin yerini hükümeti koruma refleksi almış.
Sevgili Faruk Bildirici’nin gazetecilik mesleğinin utanç verici hallerini sergileyen ve sorgulayan bu satırlarına ekleyecek bir şeyim yok.
Bugünlerin ‘yandaş gazeteciliği’nin gazetecilik mesleğine nasıl bir ihanet olduğunu tarih kocaman harflerle ve de hiç zorlanmadan yazacak.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024