İbrahim Karagül
* Kırım’dan Suriye’ye, Baltık’tan Akdeniz’e “Büyük Güçler Çatışması” * Bir harita alıp masaya koyun: Türkiye’den büyük hesap yok * Soros’un para trafiği: Peki iki veliaht kimleri fonluyor?
Rusya ile Ukrayna arasında önceki gece başlayan, çatışmaya kadar uzanan, Kerç Boğazı’nın denetimi üzerine çıkan kriz, sadece iki ülke arasında bir kriz değildir. Dünyanın yalnız bırakması durumunda Ukrayna’nın istilâsına kadar uzanacak bir durum, böyle küçük çatışmalarla bir anda başlayabilir.
Bu da Doğu ile Batı arasındaki güç mücadelesinin en önemli cephelerinden biridir. Ukrayna Batı’nın Doğu, Doğu’nun Batı sınırıdır, yeryüzünün çok önemli fay hatlarından biridir. Dolayısıyla Doğu-Batı güç hesaplaşmasının en keskin cephelerinden biri olacaktır, zaten de öyledir.
Kırım’dan Romanya’ya, Baltıklar’dan Akdeniz’e hiçbir kriz yerel değildir!
Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi, dünyanın bunu kabul etmemesi, Karadeniz üzerinde yürütülen güç mücadeleleri, ABD/NATO ve AB ile Rusya arasında Baltıklardan Doğu Avrupa’ya ve Akdeniz’e kadar uzanan hesaplaşma, yine ABD ve NATO’nun Polonya’dan Romanya ve Bulgaristan’a kadar yaptığı askeri yığınak, Avrupa ordusu tartışmaları, merkezi güçler arasındaki keskin, şimdilik dolaylı, hesaplaşmaların görüntüleridir.
Kırım’dan Ukrayna’ya, Romanya ve Bulgaristan’a kadar Kuzey ve Batı Karadeniz üzerindeki stres her geçen gün daha da artacaktır. Ortadoğu’da olduğu gibi burada da çatışma ve krizler hiçbir şekilde yerel değildir. Yerel anlaşmazlıklar üzerine biçimlendirilmiş küresel ölçekte çatışmalardır.
Bunun bir adım sonrası, şimdilik sakin görünen Doğu Karadeniz olacaktır. Bugün Doğu Akdeniz nasıl büyük ölçekli güç mücadelelerine sahne oluyorsa, bir süre sonra benzer bir mücadele Doğu Karadeniz’de de başlayacaktır.
Türkiye D. Akdeniz’de gücün merkezine müdahale ediyor..
Benzer örneklere devam edelim:
Doğu Akdeniz’de, İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi ile Yunanistan’ın başını çektiği, İtalya ve bazı Arap ülkelerinin de katıldığı yeni enerji denklemi kurma çabası, buna bağlı olarak Doğu Akdeniz’in dünyanın en güçlü donanmalarının yığınağı haline gelmesi Karadeniz’de yaşanandan onlarca kat tehlikeli bir krizin habercisidir.
Türkiye’nin Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis gemileriyle başlattığı sismik araştırma ve sondaj çalışmaları, bu paralelde Türkiye donanmasının Akdeniz’de aldığı pozisyon, yeni enerji denkleminin merkezinde yer alma, büyük güç mücadelesinin ana eksenine müdahale girişimidir.
Akdeniz’den Hazar’a ulaşma ve “Büyük Güçler Çatışması”
Suriye savaşı tamamen Doğu Akdeniz savaşıdır. Bu savaşın çıkarılması, bugünlere taşınma şekli, İran’dan Akdeniz’e bir koridor inşa etme, Doğu Akdeniz’den ve Suriye üzerinden Hazar’a kadar bir yol bulma hesabıdır. ABD ve İsrail’in, PKK ve DEAŞ üzerinden Türkiye’nin güneyini çevreleme hesabı, bir kuşatma harekâtıdır, Akdeniz’den İran ve Hazar’a harita çalışmasıdır.
Yine S. Arabistan, İsrail, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden kurulan “ABD-İsrail Ekseni”, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e, Baltıklardan Suriye’ye, Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e uzanan, Türkiye’nin tam merkezinde yer aldığı “Büyük Güçler Çatışması”nın parçasıdır. Cemal Kaşıkçı cinayeti üzerinden asıl tartışma konumuz doğrudan Türkiye’yi hedef alan işte bu yeni güç yapılanmasıdır. Suudi ve BAE’li iki veliaht üzerinden bölgeye servis edilen bir yeni cephe inşasıdır.
1974’teki Kıbrıs harekâtı, KKTC’nin jeopolitik değeri: Bazı şeyler sonra anlaşılır..
Dikkat ederseniz, bütün bu çatışma alanlarının tamamı Türkiye’nin çevresindir. Karadeniz, Türkiye’nin kuzeyidir ve önümüzdeki dönemde çok daha sıcak tartışma ve restleşmelere sahne olacaktır. D. Akdeniz Türkiye’nin güneydoğusudur. Dünyanın en büyük askeri yığınağının yapıldığı bu bölgede olan her şey, ülkemizin güvenliğinin birinci derecede önceliğidir.
Doğu Akdeniz’deki gerilim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve zamanla Ege Denizi’ni de içine alacaktır. 1974 Kıbrıs müdahalesi ve KKTC’nin jeopolitik değeri işte şimdi önümüzdedir.
Batı kapılarını kapatma, Doğu’da terörle vurma
Romanya ve Bulgaristan’a yapılan ABD yığınağı Türkiye için, geleceği için tehdittir. Suriye’nin kuzeyindeki koridor ülkemizi kuşatma amaçlıdır ve açık edilmemiş savaş ilanıdır. Bu yığınaklar da Türkiye için Batı kapılarını kapatma amaçlıdır.
Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden Güneydoğu’ya ve Karadeniz’e doğru uzanan terör dalgası tamamen bu küresel çatışmanın parçasıdır, Türkiye’yi içeride boğma hesabıdır. 15 Temmuz müdahalesi de, Gezi terörü de bu amaçla planlanıp uygulanmış bir içeriden çökertme girişimidir.
Bir harita alıp masaya koyun: Türkiye’nin etrafı yangın yeri
Basra Körfezi-Kızıldeniz arasındaki bütün ülkeleri savaşa sürükleyecek olan, birkaç yıl içinde patlamasından endişe duyulan planlama ve hazırlık Müslümanların iki kutsal şehrini hedef almaktadır ve doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmektedir.
Ülkemiz böyle bir krize müdahale etmekten çekinmeyecektir, böyle bir tarihsel ve dini sorumluluğu vardır. Suriye’nin kuzeyinden kuşatma planının bir ayağı da Türkiye’nin bölge ile ilişkisini kesip bu müdahaleyi engelleme çabasıdır.
Coğrafyamızı en geniş haliyle gösteren bir harita alıp, çatışma ve kriz noktalarını işaretleyin. Yeryüzünün en sancılı, en kaotik çatışma ve kriz alanlarının Türkiye’nin yakın çevresinde olduğunu, adeta dört bir yanımızda olduğunu göreceksiniz. Bu kadar büyük kriz alanlarıyla uğraşmak zorunda olan, baş etmek zorunda olan bir ülkeyiz.
Düşmanın biri gidiyor diğeri geliyor, ihanetin biri bitiyor diğeri başlıyor..
Çok zor bir coğrafyada, çok zor yönetilen bir ülkede, ihanetin en fazla olduğu coğrafya ve ülkede yaşıyoruz ve bu ülkeyi ayakta tutmaya, daha da güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası, güç ve özgürlük adası olarak dimdik durmaya çalışıyoruz. Düşmanların biri yeniliyor diğeri sahneye geçiyor. İhanet edenlerin biri tasfiye ediliyor diğeri ikame ediliyor.
Türkiye’nin güçlü olma, güce yatırım yapma, devlet iktidar alanını ve toplumsal dayanışmasını güçlendirme dışında hiçbir seçeneği yok. Türkiye’nin çevresinde ve içerideki ihanet ve tehditlere karşı “Acımasız Direniş” dışında hiçbir seçeneği yok.
Soros’un para trafiğini kim yönetti? 15 Temmuz’u kimler finanse etti?
İki veliaht bugün kimleri fonluyor?
Türkiye’nin savunma kalkanlarını güçlendirme, “iç işgalciler”i etkisizleştirme dışında hiçbir seçeneği yok. Türkiye’nin hala AB söylemleri pazarlayıp “Türkiye’de toplumsal ayrışma” edebiyatı yapan yabancı “aydın” kimliklerine kulak kabartma lüksü yok.
Gezi olayları için Soros’tan ülkemize akıtılan paranın trafiğine ilişkin ipuçları ortaya çıkmaya başladı. 15 Temmuz’u kimler finanse etti? Terörü kimler finanse ediyor? Bugünlerde örtülü müdahale için çalışanlar içeride kimleri fonluyor? Veliaht Muhammed bin Selman ve Muhammed bin Zaid üzerinden kimlere dolaylı para aktarılıyor ve nelerin hazırlıkları yapılıyor? Türkiye’nin bu içeriden operasyonculara artık tahammülü yok.
“Masum muhalefet” ve “hakkı söyleme”: Yoksa bu da yeni bir müdahale mi?
Coğrafyanın bekasının tartışıldığı bir dönemde, küçük hesaplarla, çıkar kavgalarıyla, bir yerlerin servisçilerinin “demokratik muhalefet” adı altında yürüttüğü örtülü operasyonlarla, AK Partili görünüp, içeriden “hakkı söyleme” görüntüsü altında sinsi senaryolarda rol alanlarla vakit geçirme lüksü yok.
Kırım’dan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den Yemen’e, enerji kavgasından askeri hazırlıklara, Basra Körfezi’nden Türkiye’deki iç operasyonlara kadar hiçbir şey yerel değildir, dar ölçekli değildir, her siyasi ajanda masum değildir, bazı “içeriden eleştiri”ler bir dış müdahale aparatıdır.
Sadece etrafınıza bakın. Her şeyi göreceksiniz!
Bu yüzden Türkiye hep teyakkuz halinde olacaktır, olmalıdır. Tarihin öyle bir kırılma döneminde yaşıyoruz ki, bazı uluslar kaybolup gidecek bazıları yeniden yükselişe geçecektir. Bir sabah uyandığımızda Baltıklardan Karadeniz’e, Basra’dan Kızıldeniz’e onlarca ülkeyi birbiriyle savaşırken bulabiliriz. Bu, hiç olmadığı kadar muhtemeldir.
Öyleyse Türkiye, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük mücadelesini vermektedir. Bu mücadeleyi sulandıracak, bulandıracak, zayıflatacak her girişim tehdittir. Yüz yıl sonra, yeniden yükselişe geçme dışında seçeneğimiz olmadığı gibi, bu mücadeleye omuz verme dışında hiçbir meşru zemin söz konusu değildir.
Sadece etrafınıza bakın yeter. Her şeyi göreceksiniz!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021