İbrahim Karagül
Bazen tarihin de coğrafyanın da yükünü kaldırmakta zorlanırız. Dinin, vatanın, medeniyetin, kimliğin bir milletin omuzlarına yüklediği sorumluluk çok ağır gelir.
Bu yük bizi bazen diriltir, güçlendirir, şahlandırır. Bazen ezer, yok olmakla yüz yüze bırakır. Öyle ki, tarih dışına itilmeye ramak kalır. Ama her tükenişten sonra yeniden yükseliriz, güç biriktiririz, yeniden o iddialara sarılırız, genelde de hep o iddianın gücüyle ayağa kalkarız.
Çok zor sınavlarımız olur. Büyük kahramanlarımız, büyük kavgalarımız olur
Çok zor sınavlardan geçeriz, çok ağır bedeller öderiz. Büyük iddialarımız olur, büyük davalarımız, büyük hesaplaşmalarımız. Çok büyük kavgalarımız olur. Kavgaya girmekten kaçınmayız, uzak durmayı sevmeyiz, “bize ne” demeyi hiç bilmeyiz.
Bu yolda büyük kahramanlar çıkarırız, büyük liderler çıkarırız. Onları omuzlarda yükselten toplumsal fedakarlıklar göz yaşartıcıdır. O kahramanlar da, o liderler de, etrafındakiler de, onlara güç ve şevk veren millet de bir ilahi kader yolunda yürür. Her şeyin farkındadır. Asla pes etmezler, asla yenilgiyi içlerine sindirmezler.
Biz tayin etmeyiz. Mücadele kaderdir!
Bunlar çoğu zaman bizim tayin ettiğimiz şeyler değildir. Bir kaderdir. Ondan kaçamayız. Bu amaçla güç biriktiririz, bütün gücümüzü bu alana istifleriz. Ayakta durmaya çalışırız. Kendimizle birlikte coğrafyamızı ayakta tutmaya, gönül bağı kurduğumuz herkesi ayakta tutmaya çalışırız.
Coğrafya, siyasi genetik, tarihsel hafıza, bir kimlik, nesilden nesile, kuşaktan kuşağa geçen bir görev, bir sorumluluk tayin eder bize. Siyasi aklımız, yürüdüğümüz yol budur. Benliğimiz, idrakimiz budur. Kültürel kimliğimiz ve tarihimiz budur. Coğrafya aidiyetimiz budur.
Son bin yılın mirası bu, bizden başka omuzlayacak kimse yok.
İşte bu millet, bu ülke, yüz yıl sonra bir kez daha böyle bir yükü omuzladı. O kader yeniden bizi buldu. O iddia, o sorumluluk, o siyasi genetik yeniden önümüze kondu.
Dünyaya bakıyoruz, coğrafyamıza bakıyoruz, ülkemizi hedef alan saldırılara bakıyoruz. Bu kaderden kaçma lüksümüz olmadığını görüyoruz. Yüzyıllarca Batı’da Doğu’da, Güney’de el üstünde tuttuğumuz ne varsa bir kez daha bize ait bir kimlik ve sorumluluk olarak, bizim için bir kadere dönüştüğünü görüyoruz.
Türkiye böyle bir yükün, sorumluluğun, şanlı bir görevin mücadelesini veriyor. Kendi içinde, bölgesinde, dünyanın her köşesinde aslında aynı yerde duruyor, aynı yerden konuşuyor, aynı yerden bakıyor. Coğrafyamızdaki son bin yılın mirasını bizden başka omuzlayacak kimse yok. Bin yıldır olmadığı gibi yine yok, yine olmayacak.
“İslam’ın kanlı sınırları” ve içeriden işgalciler…
On beş yıldır Türkiye içinde yüzleştiğimiz saldırılar, güçlendikçe Batı ile yaşadığımız yol ayırımı ve hesaplaşmalar, kendimize geldikçe coğrafyamızdaki “yabancı”ların karşımıza dikilmesi, dirildikçe “içeriden işgalciler”in farklı farklı formatlarla yeniden ve yeniden örgütlenmesi bundandır.
Yirminci yüzyılda “İslam’ın Kanlı sınırları” var diyorlardı. Keşmir’di, Filistin’di, Doğu Türkistan’dı, Doğu Afrika’ydı ve böyle bir çok çatışma alanıydı. Müslüman coğrafyanın dış sınır çizgisi çatışmalarla örülüydü.
“Savaşı İslam’ın kalbine taşıyacağız, İslam kendi içinde çatışacak” dediler. Büyük oranda başardılar da. Dış işgallerle, saldırılarla biçimlendirilmiş etnik çatışmalara, mezhep kavgalarına, dar iktidar savaşlarına sürüklediler.
“İslam bütün medeniyetlerle çatışma halinde” tezi işleniyor.
Şimdi başka bir şey deniyorlar. İslam’ı ve Müslüman coğrafyayı çepeçevre bir düşman duvarıyla kuşatmaya, Müslümanları bütün medeniyetlerle çatışma haline sokmaya çalışıyorlar.
Batı’nın yüzlerce yıllık savaşını dünya geneline yayıyorlar. İsrail’in varoluş hesaplaşmasını dünyaya yayıyorlar. İslam’a karşı Budist dünyayı, Hindu dünyasını da harekete geçiriyorlar.
“İslam kendi içinde savaşacak” tezinden sonra “İslam bütün medeniyetlerle çatışma halinde” tezini işliyorlar. Batı’dan, Güney’den ve Doğu’dan kuşatma, çevreleme harekatı bu. İnsanlığın zihinlerinde “ortak düşman” inşa etme projesi bu.
Böyle bir dünyada dik duran tek güç Türkiye!
Çok büyük bir tehditle karşı karşıyayız. Adım adım, etrafımızda kalın duvarlar örüyorlar. Müslümanları küresel bir tehdit ilan etme, insanlığın ortak sorunu haline dönüştürme yolunda adım adım ilerliyorlar.
Böyle giderse Çin’le, Hindistan’la Müslüman dünya arasında ciddi çatışma alanları oluşturacaklar. İşte o zaman Batı’nın Müslüman dünyaya ve tabi Türkiye’ye saldırıları çok daha ağır hale gelecek.
İşte Türkiye böyle bir dünyada dik duran, güç biriktiren, olağanüstü direnç gösteren, istikamet tayin eden tek ülke. İşte tarihin, coğrafyanın üzerimize yüklediği sorumluluk bu. İşte o büyük mücadele dediğimiz, tarihsel hesaplaşma dediğimiz şey bu. İşte asla kaçamayacağımız kader bu.
Tarihin yükünden sıvışanlar, bu ülkeyi yalnız bırakanlar..
Hal bu iken; tarihin yükünden, coğrafyanın sorumluluğundan, bu siyasi genetikten sıvışmak isteyenler olması normaldir. Mücadeleden yorulanların, zorlananların, bedel ödemek istemeyenlerin olması normaldir. Ama bütün bunları başka başka kılıflar altında gizlemeleri, başka ajandalara savrulmaları, başka hesaplaşmalara girmeleri normal değildir. Bu dehşet verici bir siyasi körlüktür. Yüzyıllardır verilen mücadeleden kaçmaktır. Türkiye’yi yalnız bırakmaktır.
Küçük çıkar hesaplarıyla, iktidar hesaplarıyla, dar çevre hesaplarıyla, öfkeyle, küskünlükle, bir takım şikayetlerle yüzyılların mücadelesinden yüz çevirmek, ona karşı gizli gizli tavır almak, örtülü “içeriden” operasyonlara kapı aralamak dehşet verici bir yanılgıdır. Bugünün dünyasını, bölgesini, Türkiye’sini anlamamaktır. Bazıları içinse bilinçli bir ihanettir.
Yüzyıllardır devam ettirilen en büyük mücadele, dava budur..
Bu ülkenin öncüleri, kahramanları, bilinç abideleri, kanaat önderleri, bu vatanın sinir uçlarına kadar yayılmış gizli kahramanları, liderliği ve feraseti bu güce sahiptir, yola devam edecektir. Büyük yürüyüş devam edecek, Türkiye’nin direnişi devam edecektir. Milletimiz ve siyasi kimliğimiz, tarihin, coğrafyanın, kimliğin kendisine yüklediği bu sorumluluktan, bu kaderden asla yüz çevirmeyecektir.
Yüzyıllardır devam ettirdiğimiz en büyük mücadele, dava budur. Kimse başka cümlelerle, başka gerekçelerle, bahanelerle, masumiyet rolleriyle bu gerçeğin üstünü örtemez.
Herkes nerede durduğuna bir kez daha baksın. Herkes davasının ne olduğuna bir kez daha baksın. Herkes “ne kadar Türkiye” olduğuna bir daha baksın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021