İbrahim Karagül
Dünyanın en kalabalık nüfuslarını barındıran Asya’nın nükleer gücü Çin ile Hindistan arasında Himalayalar’daki sınırda yaşanan çatışmaları hafife almayın.
Hindistan’ın Ladakh eyaleti ve Tibet sınırlarında olan stratejik Galwan Vadisi’ndeki son çatışmada yirmi Hint askeri öldü. Bazı kaynaklar, kırk iki Çin askerinin de öldüğünü iddia ediyor. İki ülke arasındaki üç bin beş yüz kilometrelik sınırda 1975 yılından bu yana çatışma olmamış, kimse ölmemişti.
Çin’in yükselişi, Hindistan’ın dengeleyici rolü Peki neden şimdi?
Sorunu sadece sınır anlaşmazlığı olarak algılarsak üzerinde durmaya değmez. Masalar kurulur. Tansiyon düşürülür. Çünkü sınır çatışmaları her zaman olur.
Ama Çin’in yükselişini, küresel hegemon olma arzularını, Hindistan’ın “Batı yanlısı” olarak dengeleyici güç olarak öne çıkarılmasını, iki ülkenin dünyanın en kalabalık ülkeler olmasını, ağırlık merkezi olma niteliklerini, bir sınır çatışması ile provoke olacak ülkeler olmayacaklarını bilirsek, başka türlü düşünmemiz gerekir.
Bölge, bir bölümü Pakistan, bir bölümü Hindistan arasında kalmış Keşmir’le de alakalı. Keşmir ise Hindistan-Pakistan arasında büyük savaşlara neden olan bir bölge. Son yıllarda Çin ile Pakistan arasında yapılan askeri ortaklıklar ve anlaşmalar, Hindistan ile ABD ve İsrail arasındaki askeri ortaklıklar dikkate alınmalı.
Olayı düşünme biçimimizde bunlar bile daha mikro ölçekli kalıyor.
Dünyanın en ürkütücü jeopolitik savaş kuşağı. Onlarca ülke tehlikede.
Kore’den Avustralya’ya onlarca ülkeyi içine alan, Pasifik’ten Hint Okyanusu’na uzanan bölgede dünyanın en korkutucu jeopolitik kavgası yaşanıyor.
Aslında bu hesaplaşma ABD ve Avrupa ile Çin arasında, yani Batı ile Doğu arasında. Bu hesaplaşma Hindistan ve Pakistan dışında, Güney ve Kuzey Kore, Japonya, Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Burma, Malezya ve Endonezya’yı içine alıyor.
Bu ülkelerin tamamı, Doğu-Batı arasındaki güç kavgasında, ABD ve Avrupa’nın Çin’i çevreleme planları karşısında, Pasifik/Güneydoğu Asya güç savaşlarında bir pozisyon belirlemek zorunda kalacak. Görünüşe göre üçüncü bir şık olmayacak.
Batı siyasi aklı, Hindistan’ı Çin’e karşı sahaya sürüyor
Hindistan; Asya’da ABD/Batı ittifakının öncü ülkelerinden biri. Japonya, Güney Kore ve Avustralya da Çin’i sınırlayan ülkeler arasında.
Soğu Savaş döneminde ve sonrasında Batı ittifakında yer alan Pakistan ve Endonezya ise, ABD nüfuzundan çıkma arayışında. Asya’daki yeni güç yükselişine yaklaşıyor, onunla askeri ve ekonomik ortaklıklar kuruyorlar.
Batı siyasi aklı, Çin’in karşısında Hindistan’ı sahaya sürüyor. Onu askeri, ekonomik ve teknolojik olarak destekliyor. Böyle bir dönemde Çin’in Hindistan’la çatışmayı büyütmek istemeyeceği açık. Ama Hindistan krizi yükseltecektir. İşin tanımlanış biçimi böyledir.
Güney Asya, Pasifik bölgesi patlayacak..
Atlantik Ekseni, yani ABD ve Avrupa küresel düzeni tek başına yönetme gücünü ebediyyen kaybetti. Yüzyıllardır devam eden tartışmasız imtiyaz artık yok.
Belki son dört yüz yıldır ilk kez Batı’nın hakimiyetine meydan okuyacak, Batı dışı güçler oluştu, oluşuyor. Ama Batı, bunu asla hazmetmedi, etmiyor da. Hesaplaşmayı kendinden uzak coğrafyalara yayıyor.
Bugüne kadar Ortadoğu’da, Afrika’da güç çatışmaları yürütülüyordu. Ama görünen o ki; çatışma Güneydoğu Asya, Pasifik bölgesinde patlayacak ve çok tehlikeli bir hal alacak.
Doğu Türkistan ve Tibet konusu: Çin’i en zayıf yerinden vurmak.
Çin, bir taraftan Indo-China gibi arka bahçesinde ABD nüfuzunu kırmaya çalışırken diğer tarafta Afrika, Latin Amerika, Ortadoğu ve Avrupa içlerinde hesaplaşmayı göze almış görünüyor.
Hindistan-Çin sınır çatışması bu hesaplaşmayı bir üst lige taşıyor şimdi. ABD ve Batı, en güçlü kartını sahaya sürdü. Bugünkü Hindistan yönetimi, Batı’nın bu açığını biliyor, oradan güç devşirmeye çalışıyor.
Ama bunun çok riskli bir hesap olduğu açık. Uzun sürecek bir Çin-Hint krizi Hindistan’ın çöküşüne, Hindistan-Pakistan savaşına neden olabilir. Bunlar olurken Tibet ve Doğu Türkistan meselesi özellikle sahaya sürülecek. Bu da Çin’in en zayıf tarafını oluşturuyor.
Mesaj Kuzey Kore üzerinden verildi..
Hindistan-Çin sınır çatışması ile aynı zamanda Kuzey Kore’nin sınır hattına saldırması, diyalog için kullanılan binayı havaya uçurması, Güney Kore’yi tehdit etmesi asla rastlantı değildi. ABD’ye, Batı ittifakına verilen mesajdı. Hiçbir şekilde iki Kore ile sınırlı bir durum değildi. Tamamen Hindistan-Çin gerilimi ile bağlantılıydı.
Şu an için ABD de Çin de birbirini yokluyor, tartıyor. Ama bu tartma biçimi öncekilere göre çok sert sözler ve yöntemlerle yapılıyor. Bu da bir şeylerin yaklaştığı hissini uyandırıyor.
Rusya’dan sonra Çin’i çevrelemek.İşler tersine döndü. Onlar Batı’yı vuruyor.
Soğuk Savaş sonra erdikten sonra ABD ve Batı ittifakı, Balkanlar Doğu Avrupa ve Orta Asya üzerinden Rusya’yı çevrelemişti. Şimdi aynı şeyi Çin’e karşı yapıyorlar. Pasifik ülkeleri, Hindistan ve Güney Asya ülkeleri üzerinden Çin’i sınırlamaya çalışıyorlar.
Ama Batı’nın eli eskisi kadar güçlü değil. İşler biraz tersine dönmüş gibi. Rusya Doğu Avrupa, Kuzey Denizi, Baltıklar, Ortadoğu ve Akdeniz’de elini güçlendirmeye karşı atağa geçti. Çin ise Afrika, Latin Amerika, Avrupa içi, Güney Asya ülkeleri, Indo-China ülkeleri, Pasifik ve Hint Okyanusu’nda ağır müdahaleler yürütüyor. Batı’nın sütün nüfuz alanlarını vuruyor.
ABD’yi ve Avrupa’yı şehirlerinde vurmak.
Salgın sonrası ABD’deki iç gerilimler, Avrupa’daki çaresizlik görüntüsü, ırkçılık ve sömürgecilik sembollerinin saldırıya uğraması, kitlesel protesto ve toplumsal patlama riskleri, işte bu büyük hesaplaşmadan besleniyor.
Trump; “Terör örgütleri şehirlerimizde” derken, aslında bu örgütleri kimlerin evlerine taşıdığını elbette biliyor olmalı. Onlar Pasifik’te Çin’i sıkıştırırken o da bilinen her yerde, ABD ve Avrupa içinde bile Batı’yı sıkıştırıyor.
İşte bu restleşme boyutu yüzyıllardır ilk kez oluyor. Çünkü güç haritası ilk kez bu kadar yayıldı. Hindistan ABD/Batı adına Çin’e sataşırken Kuzey Kore de ABD ve Batı’ya karşı Günel Kore’yi tehdit ediyor. Her iki blok da Filipinler çevresinde savaşa görebilecek ölçüde birbirini tartıyor.
Bu zıtlaşmayı, yukarıda saydığım bütün bölgelerde görebiliriz.
Yeryüzündeki bütün fay hatları harekete geçecek. Kim çöker, kim yükselir!
Büyük ölçekli bakışları keşfedemezsek, güç haritasındaki değişimin fotoğrafını çekemezsek bir adım sonrasını görmemiz mümkün değildir.
Çin ve Hindistan, dünyanın zirvesindeki çatışmayı “masa kurarak” çözse bile kriz büyüyecektir. Masa değil, güç hesaplaşmaları bize bunu söylüyor. Böyle olunca da ilk etki, Pakistan, Kore, Tibet ve Doğu Türkistan üzerinde olacaktır.
Doğu ile Batı, ABD/Avrupa ile Çin ve Asya küresel güç hesaplaşması daha çok uzun süre devam edecek. Yeryüzündeki bütün fay hatları hareketlenecek. Bu da bir çok ülkeye yıkımlar getirecek ya da yükseliş imkanları sağlayacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021