İbrahim Kiras
Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde ana muhalefet partisinin izleyeceği yolun şimdiden tartışılmakta oluşunda bir anormallik yok tabii ama tartışmaların içeriğinin ve taraflarının pozisyonunun normal olduğunu söylemek de zor.
Öncelikle realiteden kopuk bir tartışma bu. CHP’nin taş çatlasa yüzde otuza çıkabilen kemik seçmeniyle yüzde ellinin üstünde oy almayı gerektiren cumhurbaşkanlığı seçimini istediği adayı koyup kazanmasının mümkün olduğu hayali bir evrende yaşanıyor bu tartışma… “Neden sağcı bir adaya oy verelim” tepkisi… “Koskoca CHP kendi içinden bir aday çıkaramıyor mu” isyanı… “İki AK Partiliden birini mi tercih edeceğiz” yakınmaları...
Oysa CHP liderinin uygulamaya çalıştığı siyasi strateji oldukça basit… Ortada vadeli stratejisi, yüzde 25 oy oranına sahip olan partisini toplumun geniş kesimlerinden oy alabilecek hale getirmek. Kısa vadede ise amacı partisinin etki gücünü toplumun geniş kesimlerinin siyasi temsilcileriyle yürüttüğü işbirliği sayesinde yükseltmek.
Kılıçdaroğlu’nun en büyük başarısı herhalde İstanbul ve Ankara belediyelerini bir bakıma çeyrek asır sonra AK Parti’nin elinden almış olması, diye yazmıştım geçenlerde… Bu başarıyı partisinin oylarını arttırarak değil fonksiyonel bir muhalefet bloğu inşa edip muhalif seçmenin kimi yerde aralarındaki ideolojik uçurumlara rağmen ortak hareket etmesini sağlayarak elde etti.
***
Kılıçdaroğlu’nun “çatı aday” stratejisine “İkinci Ekmeleddin vakası” benzetmesiyle itiraz eden solcu aydınları ciddiye almak zor. Çünkü 2014’te CHP ile MHP’nin Erdoğan’ın karşısına ortak aday olarak çıkardığı kişinin profilini bugün adı geçen siyasi aktörlerle mukayese etmenin yanlışlığı bir yana, aslında 2014’teki seçimde adayın “kimliği yüzünden” bir fiyasko yaşanmış olduğunu söylemek de doğru değil. Hiçbir siyasi kimliği ve toplumsal karşılığı olmayan bir adayın yalnızca dindar kişiliği sayesinde AK Parti tabanından oy alabileceğinin düşünülmesi büyük bir basiretsizlikti. Dindar birinin aday yapılması değil.
Üstelik o tarihte MHPCHP bloğunun oy oranıyla cumhurbaşkanlığı seçiminde alınan oy oranı aşağı yukarı aynıydı. Demek ki İhsanoğlu profiline CHP tabanında ciddi bir itiraz oluşmamıştı. Demek ki “şu aday olursa oy vermeyiz” veya “bu aday olmazsa oy vermeyiz” falan diye konuşanların CHP tabanını temsil nitelikleri yok. Çünkü aşağı yukarı aynı kişiler o zaman da “Elim kırılsa sağcı adaya oy vermem”, “Ekmeleddin’in Tayyip’ten ne farkı var! İkisi de sağcı, ikisi de şeriatçı…” diye konuşuyorlardı. “Stratejik oy kullanma” konusunu tartışmaya yanaşmıyorlardı. (Ama CHP tabanını 2015’te HDP için stratejik oy kullanmaya çağıranlar da aynı kişilerdi.)
2014’teki seçimin sonucu elbette memnuniyet verici değildi CHP açısından ama hiç değilse -çoğunlukla CHP’nin daha solunda yer alan- uzlaşma karşıtı bir aydın zümrenin parti tabanı üzerindeki etkisinin de sınırlı olduğunun görülmesi Kılıçdaroğlu yönetiminin elini rahatlattı.
Hatırlarsanız, aynı gruplar siyasi kökeni itibarıyla Mansur Yavaş’a ve hatta aile kökeni ve dinî kültürü itibarıyla Ekrem İmamoğlu’na da itiraz etmişlerdi. CHP yönetimi bunlara kulak asmadı. Çünkü tabanın da kulak asmayacağını biliyordu. (CHP tabanının büyük ölçüde siyasi ve sosyal realitelerin farkında olarak oy kullanması bu tabanın diğerlerinden daha yüksek fazilet sahibi bir kitle olmasından değil. Liderler kendi tabanlarını öbür kesimlere düşman etmek için ekstra çaba göstermezlerse sıradan insanların kendi komşusuna veya akrabasına siyasi gerekçelerle düşman olması zorlaşır. Bunu da not olarak ifade etmiş olalım.)
***
Son yerel seçimlerde İmamoğlu ve Yavaş’ın yerine “klasik CHP’li” profilinde adaylar çıkarılmış olsaydı İstanbul ve Ankara seçimleri kazanılabilir miydi? Ondan önce, “sağ partilerle” bir araya gelerek Millet İttifakı teşkil edilmiş olmasaydı bu sonuç alınabilir miydi? Ondan da daha önce İYİ Parti’nin seçime girebilmesini sağlamak için yapılan hamle benzeri girişimler gerçekleştirilmiş olmasaydı ne olurdu?
Bu sorular ülkemizin politik ve sosyolojik realitelerinin ifadesi… Ancak bütün bu politik ve sosyolojik realitelere karşılık, CHP tabanı üzerinde etkisi sınırlı olsa da sesi her zaman çok çıkan -tabandan ayırmak için “CHP çevresi” diyebileceğimiz- bir kesim de var ki onlar Uğur Dündar veya İlker Başbuğ aday gösterilirse cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılabileceğini savunuyorlar. Bu isimlerin yüzde ellinin üstünde oy alabilmesinin nasıl sağlanacağını ise dile getirmiyorlar.
Çoğunlukla bürokratların, artık görevde olmayan bazı profesyonel siyasetçilerin ve eski tüfek gazetecilerin oluşturduğu bu kesimin yanısıra bir de “daha solcu” aydınlardan ve CHP’nin daha solundaki kimi parti ve örgütlerin mensuplarından oluşan bir çevre daha var CHP hinterlandında. Bunlara göre ise, toplumsal ve siyasi çelişkinin sürmesi ve giderek keskinleşmesi lazım ki giderek bilinçlenen halk kitleleri bir gün ayağa kalkıp sorunu çözsün…
Bu iki kesimin dışında bir de “CHP’nin adayı Kılıçdaroğlu olmalı” diyenler var… Bunlar tabii ki Kemal Bey’i sevdikleri için değil, tam aksine CHP liderinin son yerel seçimde ilk önemli başarısını getirmiş olan siyasi stratejisinin sürdürülmesini engellemek için bunu gündeme getiriyorlar. Zaten iktidar partisi de aynı şeyi söylüyor, neden Kılıçdaroğlu aday olmuyor diye soruyor her vesileyle…
Diğer yandan, tartışmanın birtakım isimler üzerinden yürütülüyor olması belli bir amaca yönelik gibi görünüyor ve açıkçası sağlıklı bir sonuca hizmet etmiyor. Zaten bir sonraki seçime hangi şartlar altında nasıl bir atmosfer içinde gideceğimizi ve kimlerin adaylığının öne çıkacağını şimdiden bilmenin imkânı da yok. Bildiğimiz tek şey şu: Ana muhalefet partisinin mevcut oy oranı itibarıyla Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi başına ve “klasik CHP’li” profilinde bir adayla başarılı olma şansı yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026