Kemal CAN
Genç kuşaklar (50 yaş altı) pek hatırlamaz. Nereden hatırlasınlar, üzerinden kırk yıl geçti. 12 Eylül 1980 sonrası karanlığının hâlâ devam ettiği günlerde, insanların nefes almak, kafa açmak, konuşup karşılaşmak için çok az imkanları vardı. Tek televizyon kanalından pompalanan ağır propaganda bir yanda, başka ses duymayı, yan yana gelmeyi imkansız kılan sansür ve yasaklar diğer yanda. İnsanların önemli bir kısmı hapiste, bazıları yurtdışına çıkabilmiş, büyük çoğunluk sessiz ve tedirgin. Dönemin kudretlilerinin çevresine toplanmış pop figürler ve saldırgan fikir erbabı başka havada. (Bunları herhangi bir benzerlik imasıyla anlatmıyorum) O günlerde insanların temas fırsatı buldukları, farklı bir şey duyabildikleri, başka türlü var olabildikleri fazla alan yoktu. Hafif hafif kültür dergiciliği hareketlenmiş, edebiyat-sanat sığınak olmaya aday bir canlılık kazanıyordu. Daha sonraki yıllarda önemli bir ivme sağlayacak haber dergiciliği de daha doğmamıştı. İşte o günlerde, zamanın teknolojisi de o kadarına el verdiği için, alternatif zeminler yaratılmaya çalışılırdı. Açık oturumlar, panellerle farklı fikirleri; kooperatifler, örgütlenme yasaklarının etrafından dolaşacak dayanışma çemberleriyle de az ve çaresiz olunmadığı hissini bulmaya çalışırdı insanlar.
Sonraki yıllarda –özellikle de son zamanlarda- bu doğrudan temas alanları sadece azalmadı, aşağılama sınırına varan bir gözden düşürme saldırısına uğradı. (Gezi sırasında bambaşka bir hareketlenme olarak ortaya çıkan ama sürdürülemeyen forumları, yıllardır büyük bir inatla bir arada olmayı sürdürerek saygı kazanan Cumartesi Anneleri gibi istisnaları sayabiliriz) Hemen her alanda doğrudan temas, biraz daha ayrıntı, biraz daha fazla zaman için pek yer kalmadı, kalmadığına kolay “ikna” edildi herkes. Garip ve nedensiz bir “acele”, çürütücü bir yüzeysellik/geçicilik, teknolojik zorlama –bazen de kolaycılık- eşliğinde üzerimize çullandı. Ancak Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı ve halen içinde bulunduğu süreç, yaşanan mağduriyetler, bu zamane ittirmelerinin dışında yeniden sahici temas alanları aranmasına yol açtı. Birlikte durmanın, dayanışmanın ve mücadeleyi paylaşmanın/yaymanın yaratıcı biçimleri denendi, kısmen de başarıldı. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirinin imzacıları olan Barış Akademisyenleri, hem yaşadıkları -onlara yaşatılanlar- hem de başarmayı denedikleriyle bu konudaki önemli örneklerden.
Tam dört yıl önce 11 Ocak 2016’da açıklandı “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi. Önce bin 128 akademisyen imzaladı. Devletin en tepesinden verilen talimatla başlatılan saldırı sonrasında imzacı sayısı 2 bin 212’ye çıktı. Başka çevrelerden de destek kampanyaları ile genişledi. Ancak iktidar, bu sorgulama ve itiraz cüretini cezalandırmaya, hukuk tanımaz bir taarruzla geriletmeye kararlıydı. Öyle olmadı ve geri basan olmadığı için, olay ibretlik bir intikam davasına, hukuksuz bir cezalandırmaya dönüştü. Yüzlerce akademisyen için davalar açıldı, KHK ile görevlerine son verildi, pasaportlarına el konuldu, bilimsel çalışmaları engellendi, evleri basıldı. Daha ileri gidildi, gözaltılar, tutuklamalar ve hapis cezaları verildi. Daha da ileri gidildi çalışmaları, hayatlarını insanca devam ettirmeleri, en temel haklarını kullanmaları engellendi. Tehdit edildiler, saldırılara uğradılar. Geçtiğimiz ay başında yayınlanan TİHV Akademi’nin raporunda bunların ayrıntılı bir dökümü ortaya konuluyor. Binlerce mağduriyetle örülü bu dört yıllık dava, Barış Akademisyenlerinin tek tek beraat etmeleriyle hukuksal açıdan çöktü ama yaşatılmaya devam eden mağduriyetler sürüyor.
Barış İçin Akademisyenler olayını sembol haline getiren, sadece yaşananlar ve yaşayanlardan ibaret olmaktan çıkartan bir başka önemli mesele de, mağdur olmaktan özneye dönüşmeyi deneyen –galiba da beceren- bir pratik oluşu. Barış İçin Akademisyenler, geri çekilmek veya mağduriyete kapanmak yerine, başka türlü direnmeyi, aktif özne olmayı denediler. Akademinin dört duvardan, atıldıkları kurumlardan ibaret olmadığını göstermek istediler. Dayanışma Akademileri, dernek, kooperatif gibi örgütlenmelerle birçok şehirde başka dayanışma ve mücadele pratikleri yaratmaya çalıştılar. Yan yana durdular, paylaşmayı seçtiler, zaman ayırdılar, zamanlarını üretmeye ayırdılar, yüzlerini birbirlerine ve kendi dışlarına çevirmeyi ihmal etmediler, ortak sıcaklıkla dışarıya çıkacak bir enerji üretmeye çalıştılar. İşte bütün bu deneyi ve yaşanan dört yılın çıktılarını paylaşmak, zenginleştirmek için (İstanbul Tabip Odası’nda 11 Ocak’ta –bugün- 13:00’da) bir toplantı, panel ve forum düzenleniyor. Emek, hak-hukuk mücadelesini ve mücadele olanaklarını, kendi deneyimlerinin süzgecinden geçirerek paylaşmak ve çoğaltmak istiyorlar. 1930’lardan başlayan barış sözünün taşıyıcıları oldukları inancıyla, yaşananları daha geniş bir zaman dilimi için kullanışlı -mesleki deformasyon etkisi- bir derse çevirmeyi deniyorlar.
Bana bu toplantının haberini ve davetiyesini ulaştıran çok eski ve değerli arkadaşım, geçirdiği dört yılın yaşattığı mağduriyetten çok, emekle üretilmiş sıcaklığından bahsetmeyi tercih etti. Uğradıkları haksızlık ve mesnetsiz saldırının yarattığı endişenin, karanlığın, yan yana durmayla nasıl hafiflediğini, mücadelenin ve temasın verdiği güven hissini anlattı. Barış İçin Akademisyenler, verdikleri hukuk mücadelesinin ilk kısmını kazandılar, hepsi birer birer beraat etti. Geri alacakları bütün hakları, yeniden buluşacakları öğrencileri, onların ortak olmadıkları suçun ve onlara reva görülen haksızlığın sorumlularının verecekleri hesap için ise mücadele devam ediyor. Ancak onları akademiye aynı insan olarak döndürmeyecek olan, yaşanan bu dört yıllık deneyim. Başta diğer KHK’lılar olmak üzere çeşitli mağduriyet grupları için de ilham verici olabilecek, ders çıkartılacak bir deneyim bu. Yazının başında bahsettiğim gibi, zorluk zamanlarında hak mücadelesinin önemli sığınaklarından biri, mecburiyetlerden doğan doğrudan temas alanları oluyor. Birlikte, yan yana ve paylaşarak durabilmek ve mümkünse bunu aktararak yaygınlaştırabilmek önem kazanıyor. Teknolojik imkanların sağladığı etkileşimler, ne kadar baş döndürücü bir hıza kavuşursa kavuşsun, ne kadar büyük gürültü çıkartırsa çıkartsın, dokunmak veya dokunabilecek kadar yakınlaşabilmek kadar yüksek güven hissi sağlamıyor. Alınmış yüzlerce “like” ile bir tane “eline sağlık” sesi arasındaki fark gibi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025