Merve Şebnem Oruç
Gezi olaylarından önce sıkı dostken, sonrasında farklı kamplarda bulmuştuk birbirimizi, aramıza buz gibi bir soğukluk girmişti. FETÖ'cü değildi, PKK sempatizanı değildi, Batı sevdalısı hiç değildi. Çokça farklı yanımız olmasına rağmen bir o kadar da ortak yönümüz vardı; ama hemfikir olduğumuz en önemli nokta ikimizin de bu ülkeyi çok sevdiğiydi; birbirimizden şüphe etmediğimizdi.
Birbirimizi de çok severdik, ama aynı düşmüştük işte. Bir zamanlar kardeşim gibiydi, sırdaşımdı; yalnız hissettiğimde gidip kapısını çaldığım, hasta olduğumda ilaç getirmesini istediğim, aldığı gömleği beğenmeyip hiç sahip olmadığım erkek kardeşim gibi “Bununla mı dolaşacaksın şimdi yanımda!” diye azarladığım ama başkası hakkında kötü bir laf edecek oluverse ağzının ortasına şaplağı indirecek gibi olduğumdu. Ayrı düştükten sonra asla kötü söz söylemedik, birbirimizi hedef almadık. Ama hiç konuşmadık. Ben aramadım. O da aramadı. Ben gitmedim. O da gelmedi.
Konuşmadıkça uzaklaştık. Uzak kaldıkça yalnızlaştık. Yalnızlaştıkça savunmasızlaştık. Hasta olduğumda kimi arayacağımı, dertleşmek istediğimde yokluğunu nasıl dolduracağımı bilemedim aylarca. Üşümek gibiydi yalnız kalmak. Evinin duvarlarının yıkılması gibiydi dostunu kaybetmek. 16 Temmuz günü ekranda adını görünce yüreğim titredi, telefonu açıp kulağıma götürürken aynı anda boğazıma bir yumru indi, gözyaşlarım boşandı. Dakikalarca ağladık karşılıklı tek bir söz edemeden... Neden sonra kırık dökük iki cümle kurabildik... O “Hakkını helal et, bilemedim,” dedi. Ben, “Helal olsun, olur bazen öyle,” dedim. “Sen de helal et. Ben de anlatamadım.”
Sonra arada sırada mesajlaşır olduk.
Dün bir kez daha telefonum çaldı. Her zaman buluştuğumuz yerde görüşebilir miyiz diye sordu. Bıraktım elimdeki her şeyi, erteledim doktor randevumu; koştum gittim. Onu karşımda görünce yine o garip yumru boğazıma çöküverdi, tutmaya çalıştığım gözyaşlarım çeşme olup akıverdi. Sarıldık, sessiz sessiz ağladık dakikalarca.
“Ayrı dünyaların insanları” olduğumuzu tembihlemişlerdi bazıları bize, kutuplaştığımız, uzaklaştığımız söylenmişti. Evvelinde o çılgın bir Galatasaraylıydı, ben hasta bir Fenerbahçeli; deli gibi sataşırdık birbirimize. O sandıkta MHP'ye oy verirdi, ben AK Parti'ye; sonu gelmez hararetli tartışmalar yaşardık saatlerce... Gençlikten çıkıp olgunluğa erişir ve kendi kişiliğimizi bulurken yaşam tarzlarımız değişmişti, o 'seküler' dedikleri mahallenin sınırları içinde kalmıştı, bense 'muhafazakar' dediklerinin... Ama yine de böylesi test edilmemişti dostluğumuz.
Ne kadar farklı olsak da, ne kadar ayrı mahallelerde otursak da, aynı ülkenin çocuklarıydık. 15 Temmuz'daki darbe girişimi benim de irademe karşı yapılmıştı, onun da... Geçen hafta Beşiktaş'taki çifte terör saldırısı bana da yapılmıştı, ona da... Beşiktaş'ta da, dün Kayseri'deki terör saldırısında da, evvelindeki onlarca saldırıda da, ikimizin, hepimizin kardeşleri hedef alınmıştı.
Oturduk, bir kahve içtik. Gözümüzün önünden martılar geçerken perdeler de kalkıyordu bir bir... Birbirimize, kardeşlerimize, ülkemize dua ettik. Gezi'den bu yana neleri elimizden aldıklarını, neleri kaybetmemize neden olduklarını konuştuk. Farklılıklarımıza rağmen yıllar evvel kurduğumuz köprünün bu ülkenin sıvası, mayasıydı; önce bunu hedef almışlardı, köprülerimizi yıkmayı, bağlarımızı parçalamaya çalışmışlardı. Az kalsın bunu da başarıyorlardı; önce birbirimizi kaybetmiş, ama sonunda yine bulmuştuk.
Terörün hesap edemediği aslında anlayamadığı ve hissedemediği şeyler. Onlarda olmayıp bizde olanlar en güçlü yanımız; sezgimiz, bağlarımız ve vatan sevdamız. Yalan dolanlarıyla aklımızı bulandırsalar da, türlü tezgahlarıyla bizi birbirimizden uzaklaştırsalar da, her saldırdıklarında son darbeyi vurduklarını sanıp bizi koparacaklarını sansalar da, aksi oluyor ve birbirimize sarılıyoruz. Ayılıyor ve kendimize geliyor ve daha da fazla kenetleniyoruz.
İşte bu yüzden ne kadar çabalarsalar da bizi birbirimize düşüremeyecekler. PKK'sı, PYD'si, YPG'si, TAK'ı, Tuku, tüm elemanlarını üstümüze salsa da; FETÖsü, Daeş'i, DHKPC'si, hepsi bir araya gelse de, Doğu'dan ve Batı'dan tüm destekçileri varlarını yoklarını onlara desteğe harcasa da milletimizi bölemeyecekler. İç savaş çıkaramayacak, yeni bir darbeye girişseler de başaramayacaklar. Devleti millete, askeri hükümete, Türkü Kürde, Kürdü Türke düşman edemeyecekler. Bayrağımızı indirip vatanımızı parçalayamayacaklar. Ne yaparsalar yapsınlar, biz buradayız, burada kalacağız.
Ezanlarımızı susturmayı, camilerimizi kapatmayı, sokaklarımızı, caddelerimizi boşaltmayı, bu ülkeye diz çöktürmeyi başaramayacaklar. Tüm terör tehditleriyle, toplarıyla, tüfekleriyle, tanklarıyla, patlayıcılarıyla gelseler de bu halkı teslim alamayacaklar. Ekonomik saldırılarıyla, derecelendirme kuruluşlarıyla, dolarlarıyla, Eurolarıyla, medyadaki tetikçileriyle de gelseler bizi pes ettiremeyecekler. Bizi davamızdan, sevdamızdan, vatanımızdan vazgeçirmeyecekler.
Biz kararlıyız. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilan ettiği milli seferberlik halinde teröre karşı safları sıklaştıracağız. Farklılıklarımızla birbirimizi sevip en çok birbirimize tutunacağız; aramıza sokmaya çalıştıkları ayrılıkçılara birlikte dur diyeceğiz. Bu ülkede savaş yokmuş gibi yaşamaya devam edip, her an savaş çıkabilirmiş gibi hazırlıklı ve teyakkuzda olacağız. Bir yandan günlük yaşamımızı bizden çalmalarına izin vermeyerek hayatı devam ettirip öte yandan direncimizi sağlamlaştıracak, gücümüzü artıracağız. Çünkü başka Türkiye yok, bizim gidecek başka yerimiz yok; burayı gözümüz gibi, canımız pahasına savunacağız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018