Merve Şebnem Oruç
Sağlık konusunu iyiyken hatırlamıyoruz ama kaybedince o bize geri kalan her şeyi unutturuyor. Şifa bulmak için kapı kapı gezenlerin hikayelerini, kocakarı ilaçlarından falcılara derdine derman arayanların yaşadıklarını artık pek duymuyor olsak da geçmiş onlarla dolu.
Çok değil 10-20 yıl önce, köydeki doktorun ilçeye, ilçeden ile, ilden büyük şehre gönderdiği hastaların rahatsızlıkları yollarda şiddetlenirdi. Bugün hemen hemen büyük küçük her şehirde bulunan tomografi cihazları ya da laboratuvarlar için dahi büyük şehirlere gitmek gerekirdi. Oradan oraya sevk edilen, sevk edildiği yerde aylarca, bazen yıllarca sadece muayene için bekleyen hasta hikayeleri abartı değil, vaka-i adiyedendi. Parası olan kendini tedavi için önce özel bir doktorun muayenehanesine, ardından yurt dışına atar, olmayansa korkunç durumdaki hastane kapılarında çare bekler dururdu. Özel hastane sayısı oldukça azdı; az olduğu için de çok pahalıydı. Hijyen açısından kelimelerle tarif edilemeyecek durumda olan devlet hastanelerinin, SSK hastanelerinin durumu, buralarda sıkça yaşanan sağlık skandalları ise televizyon programlarının gündelik konusuydu.
Galoşun zamanın parasıyla 25 bin TL'ye satıldığı günlerdi 90'lar. Hastane kapılarındaki kuyruklar sabahın 6'sında başlar; ayakta güçlükle durabilen nineler, dedeler o sıralarda saatlerce bekler, yorgunluktan düşer bayılırdı. En nihayetinde doktora görünebilsen de aynı sıra seni kan tahlili, röntgen kapılarında beklerdi. Ardından gelen ilaç yazdırma kuyruklarını, bulunmayan ilaçlar, fahiş fiyatlar takip ederdi. Hor görülmek, aşağılanmak, itilip kakılmaksa çok normaldi.
Bunlar o günleri hatırlamayan gençlere inanılmaz gelebilir ama büyükler bilir. Eminim ki, yaşı yeten hemen herkesin aklından çıkmayan, hatta psikolojik tahribata yol açmış bir hastane travması vardır. Elbette her hastalığın şifası yok ve elbette hastane hiçbir zaman güle oynaya gideceğimiz bir yer olmayacak. Ama yakın geçmişle kıyaslayınca bugünkü halimiz, sanki boyut değiştirmişiz gibi devasa bir farklılık gösteriyor.
Devlet hastanelerinde verilen hizmet kalitesinin artışından sayısı artan özel hastanelere, ücretlerinin büyük bir kısmını SGK'nın karşıladığı özel hastane masraflarından hekime, ilaca ve ileri teknolojili tıbbi cihazlara, bugün Türkiye sağlık alanında bölgenin önde gelen ülkelerinden biri konumunda, dünyanın pek çok ülkesine oranla da her geçen gün ilerleme kat ediyor. Bunu ortalama yaşam süresinin artışına bakarak da fark etmek mümkün. 50 yıl önce ortalama 50 yıl olan Türkiye'de yaşam süresi, 2011 yılında 74'e çıkmıştı; orada da durmadı ve dört yıl içinde 78'e ulaştı (TÜİK-2015 verileri). Bunu neredeyse Afrika'daki ortalama insan ömrüyle aynı seviyelerden Avrupa'daki ortalama insan ömrü seviyelerine ulaşmak olarak da açıklamak mümkün. Etiyopya, Benin, Nijerya, Sudan gibi ilaçsızlık ve tedavisizlikten, erken yaştaki çocuk ölümlerinden kaynaklanan sebeplerle ortalama insan ömrünün 45-55 yaş civarında olduğu ülkeler seviyesinden, İtalya, İspanya, Kanada, İsveç gibi ortalama insan ömrünün 80 yıl olduğu ülkeler seviyesine kısa zamanda gelmek ve bu süreyi her geçen yıl daha da artırmak, şüphesiz ayakta alkışlanacak bir durum.
İnsan hastalanmadığı müddetçe sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu unutuyor ya, hastanelerden uzak olduğu zaman içinde de sağlık sektöründe durmaksızın devam eden iyileşme ve gelişmeleri takip etmiyor. Geçtiğimiz haftalarda açılan Yozgat Şehir Hastanesi'nin ardından Cuma günü açılışı gerçekleşen Mersin Şehir Hastanesi'ni gezerken nereden nereye geldiğimizi tüylerim diken diken olarak fark ettim. Mersin Şehir Hastanesi, adete küçük bir tıp şehrine benzeyen devasa bir kompleks. Daha kapısına gelmeden sizi karşılayan dış görünüşü sayesinde, sanki bir hastaneye değil de beş yıldızlı bir otele gelmiş gibi hissediyorsunuz; içeri girdiğinizde ise büyüleniyorsunuz. Polikliniklerinde günde 12 bin hastaya hizmet verme kapasitesine sahip hastanede, gerçekten yok yok. Helikopter pistinden acile doğrudan hasta kabul hizmetinden mihmandar eşliğinde ücretsiz araç karşılama hizmetine kadar, bu milletin fazlasıyla hak ettiği seviyede bir hizmet anlayışıyla yola çıkılmış ve 370 bin metrekare kapalı alan olarak inşa edilmiş hastanede hem gururlanıyor hem de dünü hatırlayıp ağlamamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. 1300 yatak kapasiteli Mersin Devlet Hastanesi'nde 230 poliklinik odası, 51 ameliyathane, 210 yataklı yoğun bakım ünitesi , 30 yataklı diyaliz merkezi, 50 yataklı kemoterapi merkezi ve burada sayması zor olan çok sayıda son teknoloji cihaz var. 3858 araç kapasiteli açık ve kapalı otopark dahi düşünülmüş. Küçük bir katkı payının dışında hiçbir şey için herhangi bir ekstra ücretin ödenmediği bu hastane, Türkiye'de halihazırda başlamış olan sağlıkta dönüşümün ikinci devresine girildiğini gösteriyor. Dahası inşası tamamlanmak üzere olan ve inşaatına başlanacak olanlarla beraber bu hastanelerin sayısı kısa sürede Türkiye genelinde 26'ya ulaşacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “Benim 14 yıllık hayalim” dediği Şehir Hastaneleri'yle birlikte, Türkiye'de sağlık alanında geldiğimiz yeri bir köşe yazsında kelimelerle tarif etmek mümkün değil; siz iyisi mi hastalanmayı beklemeden yolunuzu düşürün ve kendi gözlerinizle görün. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın “Allah bir kaza bela vermezse 2020-2021'lere kadar Türkiye'deki bütün hastaneleri modernleştirmiş olacağız,” şeklindeki sözleri kuşkusuz Mersin Şehir Hastanesi'ni görünce hiç de hayal gibi gelmeyecek size de.
Kamu-Özel İşbirliği (PPP) modeli sayesinde gerçekleşen bu sağlıkta dönüşüme atılan ilk adım, sadece ulaştığı nokta bakımından değil, tüm engellemelere rağmen yapıldığı için daha da büyük bir alkışı hak ediyor. CHP'nin her şeyi olduğu gibi Şehir Hastaneleri projesini de Anayasa Mahkemesine götürmüş olduğunu hatırlayınca insan, polemik yapmak istemiyor ama, ister istemez “Nerede Kılıçdaroğlu'nun Başkanlığı dönemindeki SSK hastaneleri, nerede bu devrim, bu dönüşüm” demeden edemiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018