Murat BELGE
Türkiye’nin siyaset hayatında, siyaset dilinde “klişe” denebilir sözler çoktur; bunun nedeni de, sanırım, bir düzeyde bakıldığında çok dinamik ve değişken görünen siyasetinin, bir başka düzeyden bakınca görüldüğü gibi, aslında bir hayli "statik" olmasıdır. Bir belirli durumda, belirli bir somut konjonktür üstüne söylenmiş bir söz, bir daha, bir daha söylenebilir ve her söylendiğinde yerine oturur. Ana sorun, irili ufaklı sorunların “kronik” bir özellik kazanmasıdır.
Klişelerden biri, bir süre iktidardan uzak kalan bir partinin, hava değişip iktidara geldiğinde, karşılaştığı durumu “enkaz devraldık” diyerek betimlemesidir. İşin kötüsü, bu söz, her söylenişinde duruma uygun bir betimleme olabilmiştir. İlk ne zaman, hangi konjonktürde söylendi, hiç hatırlamıyorum şimdi, ama kimbilir kaç kere işitmişimdir. Şimdi 2022’ye girdik; toplum Erdoğan iktidarından başını kurtarmayı başaracak olursa, onun yerini alacak iktidarın da aynı klişeyi kullanmasını kimse yadırgamaz. Üstelik, bu şimdiki, klişenin belki en gerçekçi kullanımı olacaktır.
“En gerçekçi” çünkü bu sefer “enkaz” dendiğinde kastedilen toplumun tamamı. Şimdiye kadarki örneklerde “şikâyet” konusu genellikle ekonomiydi. Giden iktidar ekonomiyi kötü kullanmış, paraları harcamış, üretimi artıramamış, yani bu türlü bir beceriksizlik göstermiş olmakla suçlanırdı. Şimdiki olay çok daha yoğun ve karmaşık.
Ekonomi gene berbat. Düzeltmek üzere kim kolları sıvayacaksa, kolay gelsin, bayağı işi var. Ama olay ekonomiyi düzeltmekle bitmiyor. Tayyip Erdoğan iktidarı, başta yargı erki olmak üzere, devlet yapısının altını üstüne getirdi. Tayyip Erdoğan, başlıca marifeti onun bütün emirlerini yerine getirmek olan liyakatsız ama “militan kadro”ları devlet yapısına, her yere tayin etti, yerleştirdi. Böylece ortaya çıkan durum büyük enkazın bir başka parçası.
“Dış politika”, “dış ilişkiler”! Burada “değerli yalnızlığımız” hüküm sürüyor. Avrupa ile ilişkimiz berbat ve Türkiye’nin bir AB üyesi olması ihtimalinden ödü kopan, Avrupa sağının belirli kesimlerine yıllar yılı aleyhte kullanmalarına yetecek malzeme verildi. Bu malzeme Erdoğan iktidarı gitse de işe yarar: ne olsa, sözkonusu olan Erdoğan gibi birini iktidara getiren ve yıllarca orada tutan bir toplumun AB üyesi olması (Tabii bu durumda Macaristan’ın ya da Polonya’nın orada ne yaptığını sormak gerekiyor ama “sağ”la tartışıyoruz. Burada mantığın fazla işi olmaz).
Avrupa’yla, Amerika’yla aramızı bozduk da kiminle ilişkinin “iyisini” kurduk? Tayyip Erdoğan’ın en fazla hevesli olduğu İslam dünyasında mı parlıyoruz? AKP’nin çok önem verdiği Balkanlar’da Türkiye’ye aynı derecede önem veren ülke ya da hareket var mı? Birçok saygıdeğer alanda, dünya sıralamasında gerileyip duruyoruz.
Daha böyle eleştirilecek çok şey var ama asıl “enkaz”, asıl ciddi sorun (ya da muhtemelen “sorunlar dizisi”), Tayyip Erdoğan’ın başarıyla ektiği düşmanlık, kin ve nefret tohumları. Bunların sonuçları ne olacak? Tayyip Erdoğan belli ki bu toplumun gittikçe çoğalmakta olan bir kısmını (yani kendisini “en büyük mükafat” olarak görmeyenleri) “yurttaş”tan saymıyor. Onun “ideal” Türkiye’si içinde bu kafada adam barındırmayan bir Türkiye. Tayyip Erdoğan belli ki bu düşmanlığı (dozunu artırarak) sürdürmeyi aynı zamanda seçim kazanmanın en işe yarar siyasi stratejisi olarak da görüyor. Bir şeyleri hatırlaması mümkün olacaklara hatırlatıyor; genç olup da bir şey hatırlaması kolay olmayanlara da “Böyle davranmalısınız; böyle davranın” mesajını ve talimatını veriyor. Aslında “tek-parti” dönemi ve olayları artık büyük ölçüde unutulmuş olsa da, bu toplumda çok insanın hatırlayacağı bir şeyler var. Örneğin askeri darbe dönemlerinin muhasebesini yapmaya kalksak, bayağı uzun sürecek bir işe girişmiş oluruz. Başörtüsü hezeyanlarının üstünden o kadar zaman geçmedi. Onun için, öfke yeşertmek isteyen birileri için (Tayyip Erdoğan gibi) kazıyacak ve kaşıyacak “intikam” kaynakları durup duruyor. Hepsi yerli yerinde.
Bu gibi duyguları bir kere uyandırırsanız, kalıcı bir iş yapmış olursunuz. Dost olmayı öğrenmek yıllar alır; düşmanlık yaratmayı otuz saniyede başarabilirsiniz.
Yapılacak ilk seçimde muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarını devirebilir, diyelim (böyle bir ihtimale bütün AKP iktidarında en fazla yaklaştığımız noktadayız); Türkiye’yi gerçek anlamında “bir toplum” haline getirmek bir yana, AKP iktidarı öncesindeki “birlik ve beraberlik” düzeyine getirmek kolay mı?
Tayyip Erdoğan toplumu sarıp sarmalayacak bir kin ve ittifak politikası yürütmekte bugün insanı kaygılandıran bir başarıya ulaştıysa, toplumdan buna cevap aldığı için ulaşabildi. Demek burada iş var. İş varsa işi yapan da var: yani, bu cephenin düşmanlığını yönelttiği kesim. Bu kesimin siyasette sorumluluk almış bazı üyeleri, hatta azımsanmayacak kadar geniş bir kesimi, o başörtüsü facialarından başlayarak, bu tür zorlamaların yanlışlığını kabul ediyor ve eleştiriyor. “Azımsanmayacak kadar” diyorum ama bunun tam ne demek olduğunu bilmiyoruz — “tamamı” da diyemiyoruz. Bu ülke şimdi seksen milyonu buldu ve geçti; toplumlarda nicelikler büyüdükçe insanların çok karmaşık bir alan olan siyasette nasıl davranacaklarını tahmin etmek güçleşir. O cephede şöyle münasip bir intikam biçimi düşünmeye çalışanlar varken, bu cephede ne oluyor? Burada böyle şeyler düşünen yok mu? Başlamış “kan davasını” sürdürmek mi isteyecekler? Seçim kazanmış olmayı da sürecin başlangıç noktası olarak mı görecekler? Ve bu eğilim ağır basarsa ne olacak?
Bunun böyle olmayacağını, diyalog kapılarının hiç olmadığı gibi, ardına kadar açılacağını, insanların kendilerine benzemeyen insanlarla yaşamaktan yüksünmeyeceğini, farklılığı bir kazanç olarak görmeyi öğreneceğini umuyorum.
O zaman “enkaz” edebiyatı tarihe karışır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025