Murat BELGE
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu sefer de İstanbul’da trafik sıkışıklığı üstüne konuşmasına televizyonda rastladım. Başbakan bir süreden beri bana seksenli yıllardaki Kenan Evren’i hatırlatmaya başladı: her gün televizyonda böyle uzun uzun konuşmak, “her şeyin doğrusunu anlatmak” bakımından, ses tonundaki o “didaktik- otoriter” tipi bakımından yoksa başka benzerlikleri pek yok.
O konuşmasından anlaşılıyor ki Başbakan İstanbul’da trafik sıkışıklığı olmasından şikâyet edenlerden şikâyetçi. Bunlar dillerine dolamışlar, habire bunu anlatıyorlarmış. Herhalde bir an önce evlerine gidip Boğaz’a bakarak viski içemiyorlar, onun için böyle yapıyorlar. Böyle yaparak hükümete zarar vermeye çalışıyorlar. Belli ki kötü niyet var.
“Kötü niyet” var da, sıkışıklık yok mu? Başbakan bunun geçici olduğunu ima eden bir şeyler söyledi gerçi, ama belli ki var, hem de uzun zamandan beri varmış (öyleyse, şikâyet edecekler de olacaktır. “Aman, ne güzel sıkıştık. Daha iki saat buradayız. Oh ne iyi!” mi demesi gerekiyor insanların?).
Uzun zamandan beri olduğunu nereden biliyoruz? Başbakan kendisi söyledi, oradan biliyoruz. Hem de, İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde, bu duruma çare üretmiş. “Çare” ürettiğine göre, mantıken, “sorun” da olmalı, değil mi?
Başbakan dedi ki, trafik sıkışıklığı, yalnız İstanbul’da değil, çok yerde varmış. Bunu gidermek için trafiğe girenlerden vergi alıyorlarmış. Örnek olarak Londra’yı gösterdi. Rakam da verdi. Yirmi sterline varan vergiler alıyorlarmış.
Dünyanın bütün büyük şehirlerinde trafik sıkışıklığı yaşandığı doğrudur. İnsanlar bunu metropolde yaşamanın “ceremesi” olarak kabul eder. Trafiğe girmek için vergi verildiğini duymamıştım; Başbakan söylediğine göre “O da doğrudur” diyeceğim ama son zamanlarda Başbakan’ın başka memleketlerde olanlar hakkında söyledikleri tartışmalı olabiliyor örneğin Amerika’da eylemde kaç kişi ölmüş, filan, buna benzer şeyler...
Ama bu “vergi” konusunu ben de bir biçimde hatırlıyorum. Aklımda doğru kaldıysa Chirac’ın Belediye Başkanlığı sırasında Paris’te yerleşme isteğini köreltecek benzer tedbirler alınmıştı. Thatcher da Londra’da benzer bir uyulama (muhtemelen daha şiddetlisi) başlatmak istemişti. “Poll tax” diye bir ad konmuş, Türkçeye de “kelle vergisi” diye çevrilmişti. Büyük kentte, metropolde yaşamak mı istiyorsun? Vergisini ver, yaşa!..
Başbakan’ın, Belediye Başkanı’yken, bu çerçeveye oturan bir önerisi olduğunu hatırlıyorum.
Bu gibi uygulamalara karşıyımdır. Erdoğan hakkında bir yorumda bulunmamayım, ama Chirac ve Thatcher gibi siyasetçilerin başkentlerini öncelikle fakir fukaradan arındırmak istedikleri belliydi; zaten onlar da açık açık söylüyorlardı. Böyle başkent nezih bir yer haline gelecek, belirli bir gelir düzeyinin üstünde imkânlara sahip insanların kenti olacak, bu düzeye gelmemiş olanlar gelenlere hizmet vermek için sabah gelecek, akşam gideceklerdi. Plan, Paris’te bayağı başarılı oldu; Londra’da da yapıyı değiştirdi.
Böyle bir “vergi politikası” açıkça varlıklı kesimi kayırır, yoksulları hedef alır. Zengin, o “kelle vergisi”ni vermeyi kabul eder ki lüzumsuz kalabalık ayağının altında dolaşmasın. Tabii bundan hiçbir yerde mutlak sonuç alınmamıştır, alınamaz da. Ama uygulandığı yerlerde kent yapılanması değişime uğramıştır.
Daha önce de yazmıştım. Bu tip “gentrification” denen uygulamalar, önce, uygulayıcıya başarılı olduğu izlenimini veriyor; ama alttan alta, kentin yaratıcı dinamiklerini kurutmaya başlıyor. Çünkü yalnız zenginlere tahsis edilmiş bir mekân olarak kent, yapaylaşıyor, yavanlaşıyor, çeşitliliğini, hayatiyetini kaybediyor.
Paris’i bir dönem dünyanın sanatsal- entelektüel başkenti yapan şey Baudelaire’den Toulouse- Lautrec’e, Paris boheminin aydınlarıydı. Ama onların arkadaşları da Hilton, Rotschilde, Ford falan değildi; Goulue idi, Jane Avrile’di, adını sanını bilmediğimiz daha bir yığın “ayak takımı”ydı.
Şimdi bunlar kalmadı gibi. Paris de kuru bir kent.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025