Murat BELGE
Dün yazımda Paris havasının bizlere hoş-amedî ya da hüsn-ü kabul göstermemesinden yakınarak başlamıştım söze. Bitirip sokağa çıktığımda “hattâ” güneşli bile denebilir bir hava gördüm. Ama, akşama, sen misin güneş diyen! Sağanak berbat bastırdı. Bundan beş on dakika önce Chatelet’de, Au père tranquille’de bir yere oturmuş dinleniyordum: onun için Paris halkının önümde oraya buraya koşuşmasını “pederane” ve “tranquil” bir pozda seyrettim.
Bugün düzelecek diyorlar, bakalım göreceğiz.
Gerçekten çok güzel bir şehir bu Paris. Ben gitgide kabaran Fransız sağcılığına ve milliyetçiliğine kızdığım için zaman zaman hem Fransa hem Paris hakkında olumsuz şeyler söylüyorum. Bundan bir yüzyıl önce bu kentin dünyanın kültürel ve entelektüel hayatında oynadığı rolü oynamanın çok uzağında olduğu da doğru. Ama hâlâ dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğu da doğru.
Bir yerden bir yere yetişme derdi olmayınca insan ayrıntılara dikkat ederek gezebiliyor. Örneğin bu kentte bu kadar çok binanın bir yerine mimarın adını yazdığına dikkat etmemiştim. Bunu bir kere farkederek bakmaya başlayınca, evet, görüyorsunuz ki neredeyse her binada böyle bir “imza” var. Ama binalar da gerçekten imzalanacak gibi. İster istemez İstanbul’la karşılaştırıyorum. Koca İstanbul’un oldukça sınırlı bir alanında buradakilerle bir miktar karşılaştırılabilir. “art nouveau” apartmanlar bulunur. Ama hem çok daha az, hem de çok mütevazıdirler.
“Bu, büyük ölçüde, 19. yüzyılı geçirme tarzına bağlı bir şey. Paris 19. yüzyılda “Sanayi Devrimi” dediğimiz büyük olayın tam orta yerinde oturuyor. Bu olayın getirdiklerini ânında kentin maddi yapısını yansıtıyor. Osmanlı ise bunun çok uzağında. Kendi tarihinin en kötü dönemini yaşıyor “yaşıyor” demek bile tam yerine oturan bir deyim değil.
Öte yandan İstanbul Paris’ten çok daha eski bir kent ve en parlak dönemleri, başkent olarak kuruluşu, Justinianus dönemi, Sinan’ın dönemi, bunlar da bayağı eskide kalmış. Bu bakımdan daha çok Roma ile birlikte düşünülmesi gereken bir tarihe sahip. Ama Avrupa’nın bütün büyük kentleri, büyük ölçüde 19. yüzyılın ürünüdür: Madrid, Berlin, Viyana ve Budapeşte, Londra vb. Hepsinde bundan geriye giden önemli ve görkemli binalar vardır, ama kent biçimini 19. yüzyılda almıştır. Bu durum İstanbul içinde sözkonusu: Tanzimat İstanbul’a bugün de geçerli olan yeni bir biçim verdi. Ama Sanayi Devrimi içinde yer alan toplumlarda olanla kıyaslanır gibi değil. Buralardaki (Paris, Londra, Budapeşte) metroyla bizim Tünel’i birarada düşünün, örneğin.
Bu yüzyılda Haussmann’ın Paris’i yeniden yapması şehircilik tarihinin belli başlı bölümlerinden birini oluşturur ve hâlâ tartışılan bir konudur. Buranın bütün bu geniş caddelerinin, görkemli meydanlarının öncelikle siyasî-askerî amaçlarla, 19. yüzyılın ilk yarısını kaplayan ayaklanmaları durdurmak için, ayaklanmasından korkulan proletaryayı gereğinde top kullanarak bastırmak için yapıldığını okumuşuzdur, biliriz. Ama amaç böyle şeyler de olsa, bunlar, aynı zamanda kente yeni bir estetik getirmiştir. Bu estetik hâlen de geçerli.
Benim hatırladığım Pompidou, ünlü Merkez’ini yaptırarak, önemli bir harekette bulundu: Paris’in kendi 19. yüzyıl estetiğiyle sınırlı kalmayarak, yirminci ve yirmi birinci yüzyıllarda da iddialı olmasının yolunu açtı. Bunu yaparken muhtemelen 19. yüzyıl sonunda herkesi şoka uğratarak inşa edilen, ama sonrada bir simge olan Eiffel’i düşündü. La Défense, Louvre’daki camdan piramit ve başka yapılarla devam ediyor bu ve “modernleştirme” bu kentte “estetiksizleştirmeye” dönüşmüyor.
“Darısı başımıza” diyelim de, ne zaman, nasıl?
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025