Murat BELGE
Tayyip Erdoğan bugünlerde çok sinirli. “Bugünlerde” mi dedim? Yok, “bugünler” değil, ne zamandır çok sinirli. Bir felaket geçirmiş insanlara çay paketi atarken sinirli değil, hatta gülümsüyor. Ama arkasından hemen, yeniden sinirleniyor.
Memleket içinde olan birçok şeye sinirleniyor. Çünkü memleket içinde muhalifler var. Tayyip Erdoğan bundan hoşlanmıyor. Dahası, bu muhaliflerin sayısı artıyor. Büsbütün sinir bozucu bir durum. Meral Akşener üstüne vazife olmayan yerlerle gidiyor, insanlarla konuşuyor. Tabii iktidar militanları saldırıyorlar. Meral Hanım da bunu eleştiriyor. Tayyip Erdoğan hemen orada bitiyor. “Bunlar daha senin iyi günlerin. Bak, daha neler olacak” diyor. Kılıçdaroğlu memurlara “yasaya uymayan metinlere imza atmayın” diyor; Tayyip Erdoğan fena halde sinirleniyor. Onun memuruna kim, ne hakla böyle tavsiyelerde bulunabilir?
Memleket içinde her gün böyle bir dolu olay oluyor. Koskoca Cumhurbaşkanı, Boğaziçi’ne rektör atayamıyor, hadise çıkmadan! Tabii yığıyor polisi. Ama bu işler olurken “dış dünya” da rahat durmuyor ki. İşte son numara: elçiler. Kimi Avrupa Birliği içinden, kimi dışından, onu bir araya gelmiş, “Osman Kavala serbest bırakılsın” diyor. Osman Kavala bırakılsın mı, bırakılmasın mı, bırakılırsa ne zaman bırakılsın, bunları Tayyip Erdoğan bilir. Elçilere mi kalmış bu konuda ahkâm kesmek. Bir kere Türk adaleti bağımsızdır ve Allah’a şükür millidir; onun için, elin elçisinin değil, kendi Cumhurbaşkanı’nın dediğini yapar, onun istediğine kulak verir.
Arada bazı can sıkıcı sorunlar var; muhtemelen bunlar da Tayyip Erdoğan’ın sinirlerini bozuyor. Örneğin şu AİHM. AİHM efendi efendi kendi işine baksa, ne bileyim, Avrupa içinde kimin kime borcu var, filan, böyle işlerle ilgilense, Tayyip Erdoğan sinirlenmezdi. Dönüp bakmazdı bile. Ama AİHM kalkmış, Kavala davası hakkında, Kavala’nın serbest bırakılması hakkında hüküm veriyor. “Bu nasıl bir terbiyesizliktir?” İş bununla da bitmiyor. Çünkü vaktiyle vahim bir yanlışlık yapılmış, Türkiye’de “hukuk” aygıtının AİHM kararlarına uyacağı taahhüt edilmiş. Tabii bu, Tayyip Erdoğan iktidarına “Şöyle yap, böyle yap” denmesine cevaz vermiyor, vermemeli. Gene de bir pürüz. Geçmişte de benzer bir şeyler olmuştu. Tayyip Erdoğan “Biz de hamlemizi yaparız” demişti. Demiş ve hamlesini yapmıştı. Bir şey de olmamıştı. Ama şimdi elçiler olaya karıştı.
Onlar “Kavala hapisten çıksın” dedi diye Tayyip Erdoğan, Kavala’yı çıkaracak değil elbette. Görüldüğü kadarıyla elçileri Türkiye’den çıkararak yapacak yeni hamlesini.
***
Evet, içinde bulunduğumuz durum “kritik” gibi kelimelerle anlatılabilir. Talepte bulunan elçiler öyle dünya siyasetinde varlığı hafife alınacak ülkeler değil. Onlar sınır dışı edilirse o ülkelerde bulunan bizim elçilere de yol görünür. Bu iş burada kalmaz bence. Avrupa Konseyi’ne de “dışarıdan” bakacağımız günler yakındır. Diplomatik ilişkilerini koparacak daha başka ülkeler de sıraya girebilir, çünkü Tayyip Erdoğan diplomatik dehasıyla dış politikanın altını üstüne getirdi. Buradaki durum da, “ekonomik dehasıyla” ekonomide, “hukuki dehasıyla” hukukta yarattığı durumdan çok farklı değil. “Uçuracağım” dedi, “uçurdu”.
Dışişleri Bakanlığı’nın Tayyip Erdoğan’ın bu “persona non grata” politikasından vazgeçmesi için çok çaba harcadığına dair söylentiler dolaşıyor. Zaten ne zamandır siyasi kararların nasıl verildiği hakkında hiçbir fikrimiz ya da bilgimiz yok. Olanlara baktığımızda, bunların gerisinde bizim tanımadığımız bir mantığın işlediğini görebiliyoruz. Örneğin şu son faiz düşürme kararı ne gibi bir sonuca varmak üzere verildi? Bunun bir mantığı olduğunu düşünen ve mantığın neye dayandığını açıklamak üzere birtakım gelecek senaryoları yazanların söyledikleri yapılan işin “akılcı” bir politikaya zemin hazırladığını göstermiyor. Bunların daha da “akıldışı” olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, eldeki konuya dönecek olursak, bu “on elçi” sorununun nereye varacağını kestirmek mümkün değil. Daha doğrusu şöyle: Bakanlık’ın bir çabası var mı, yok mu, büyük bir ihtimalle bilmeyeceğimiz, çünkü Türkiye’de böyle şeyler artık açıklanmıyor ve bilinmiyor. Bakanlık’ın çabası varsa Tayyip Erdoğan’ın buna nasıl cevap vereceği büsbütün bilinemez bir konu. Erdoğan inat eder (şimdiye kadar her konuda gösterdiği en tutarlı tavır bu) ve elçiler “kapı dışarı” edilirse, o andan sonra olacakları tahmin etmeye başlayabiliriz. Çünkü böylece inisiyatif “ecnebilerin” eline geçmiş olur; onların da neyi ne için yaptıkları anlaşılmaz bir bilmece şeklini almaz.
Onların yapacaklarını kestirmek bir mantığa uyacağı için daha kolay deşifre edilebilir, ama bunları ve sonuçlarını, yol açacakları gelişmeleri düşünmek hoş bir şey değil. Bu arada onların tepkilerine Tayyip Erdoğan’ın tepkilerinin de karıştığını düşünürsek, iyice cehennemi bir resim oluşuyor. Türkiye sık sık tekrarlamak gereğini duyduğumuz nedenlerle önemi, ağırlığı olan bir ülke. Normal ahvalde kimse Türkiye ile ilişkisinin bu cehennemi resimde alacağı biçimi almasını istemezdi. Ama başında Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu bir Türkiye, oldukça kısa bir sürede dünyada herkesin tanıdığı, bildiği Türkiye olmaktan çıktı.
***
Tayyip Erdoğan ne yapacağı, nasıl davranacağı tahmin edilebilir bir kişilik değil. Yalnız benim açımdan değil, birçok kişi açısından böyle olduğunu sanıyorum. Nitekim bugünlerde, içeride ve dışarıda, bunu yazan, söyleyenler çoğaldı. Anlamak için hangi bilimsel disiplinin yöntemlerini ve araçlarını kullanmamız gerektiğini de bilemiyorum. Ama aslında büsbütün kestirilemez bir bulmaca olduğunu da düşünmüyorum.
Elçileri kovdu ya da işi bu raddeye getirmekten vazgeçti, diyelim. Dış dünyanın ona bakışı ve onu değerlendirişi değişmeyecektir. Yapılanlar, söylenenler uçup gitmiyor, buharlaşmıyor.
Birtakım mülahazalarla bir süre, uzun ya da kısa, halı altına süpürülebiliyor. Ama kaybolmuyor.
Dış dünyada bunlar unutulmayacaktır. Peki “iç” dünyada ne olacaktır. Son analizde bütün bunlar orada bir hedeflere varmak için yapılıyor. Tayyip Erdoğan’ın da bunlarla, ülkesini nasıl sevdiği, ülkesinin onuruna nasıl düşkün olduğu, bu gibi amaçlar için her türlü gözü pek davranışı göstermekten çekinmediği gibi bir propaganda çizgisi tutturacaktır. Durumu bu kalıplar içinde görüp değerlendirecek bir kesim olduğunu biliyoruz. Ama Tayyip Erdoğan’ın bu davranışları o kesimin genişlemesine mi yol açacaktır; yoksa “bu adamın hesapsız gidişi hepimiz için tehlikeli” diye düşünenleri mi çoğaltacaktır, bunu bugün bilmiyoruz. Göreceğiz.
***
Bu işler olurken, hem de Erdoğan’a muhalefet eden birilerinin “Elçilerin yaptığı da doğru değil” diye konuştuklarını işitmek beni ayrıca şaşırtıyor.
Avrupa Birliği’nin hukuk ilkelerini kabul etmiş ve imzalamışsın. Şimdi uymuyorsun. Ne yapacaklardı? Uyardılar. Hatırlattılar. Ne yapacaklardı?
İkincisi, “İç işlerimiz” teranesi. Kendi ülkende kendi çıkardığın yasaları, kuralları da pervasızca çiğneyerek belirli bireylere zulmediyorsun. “Ne yapalım, bu onların iç işleri. İç işleri böyle gerektiriyor” mu diyeceğiz. Hitler’in “Yahudi politikası” da “nihai çözümü” de Almanya’nın iç işleri arasındaydı.
Yoksa, hukuku bur dereceye düşürmenin bir “iç işleri” konusu olmadığını—“nihayet” kabul edecek miyiz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025