Mustafa ARMAGAN
27 Mayısçılar marifetlerine ‘inkılap’ veya ‘devrim’ demişlerdi. Gururluydular. Ne de olsa 2. Cumhuriyeti kurmuşlardı. Bir süre sonra beğenmeyip onu ‘ihtilal’e çevirdiler, zira halkla beraber yaptıkları görüntüsünü vermek istiyorlardı. Son yıllarda ise ‘darbe’nin daha çok tercih edildiğini görüyoruz.
Ne olursa olsun bu hareket, Celal Bayar’ın eşi Reşide Bayar tarafından isabetle teşhis edildiği gibi Osmanlı’daki Yeniçeri isyanlarını andıran bir iktidara el koyma girişimiydi. Kendisinden sonraki darbelerden düşük rütbeli subayların önce kendi komutanlarını (askeriyeyi), sonra devleti ele geçirme teşebbüsü olma vasfıyla ayrılmaktaydı.
27 Mayıs sabahı radyolardan darbe haberi ülke sathına yayıldığında Demokratlar ile onları destekleyenlerin paçalarının tutuştuğunu ve kara kara düşünmeye başladıklarını biliyoruz. Yazdıkları yazılar, aldıkları krediler, verdikleri dilekçeler, mahallelerde ise Halkçıların ev ev ihbarları bütün bir yakın mazinin defterlerini ortalık yere saçacaktır.
Bunun bir benzeri Meşrutiyet’ten sonra yaşanmış, 2. Abdülhamid’in hafiyeleri sokaklarda kovalanıp linç edilmiş, Sultan’ın adamı olarak bilinen Ahmed Midhat Efendi gibi bir ‘yazı makinesi’ yeni dönemde yazacak gazete bulamayınca Darüşşafaka’da gece bekçiliğine kadar düşmüş ve son nefesini sevgili “kârileri”nin değil, talebelerinin kucağında vermiştir.

Cem’in 1927 yılında TBMM’deki milletvekillerinin durumunu iğneleyen karikatürü (Kalem dergisi).
Benzeri bir hadise, 1923 yılında milli kuvvetlerin eline düşen ve akıbetlerini bekleyen Babıali’de yaşanmıştır. Nitekim gazeteciler görünüşte hilafeti savunmak ama esasen Mütareke dönemindeki yaramazlıklarının hesabını vermek üzere İstiklal Mahkemesi’ne sevk edilecek ve mahkeme heyetinin peşinde o şehir senin, bu şehir benim dolaştırılacaklardır. Sonunda Reisucumhur hazretlerine mektup yazdırılıp af diletilerek bağışlanacaktır canları. İçlerinde af dilemeyen tek isim, romancı Orhan Kemal’in babası Abdülkadir Kemali (Öğütçü) olmuştur. O hukuk mücadelesine devam edecek ve aylar sonra beraat edecektir.
Herkes tarihe bir şekilde geçiyor. Önemli olan, nam u nişanını, izzet ve vakarını muhafaza ederek geçmek olmalı, değil mi?

Cem karikatür çizerken.
Tarihçinin itiraf seansı
Başka örnekler de var. Mesela Ahmet Refik’in 1929’da yazdığı “İlk Türk Matbaası” broşüründe alnına kazınan eski devrin adamı ve kitaplarında Osmanlı’yı öven hoca olma vasfından nasıl utandığını ve yeni rejime nasıl perestiş etmeye çalıştığını üzülerek izliyoruz. Yazar Latin harflerini ‘Yeni Türk Harfleri’ diye takdis ettikten sonra Osmanlı’ya acımasızca vurmaya başlar. Der ki:
“İbrahim Müteferrika, memleketimize çok büyük hizmet etti. Fakat İbrahim Müteferrika’nın yaptığı harfler Arap harfleri idi; çünkü o devirde Türkler Arap harfleri ile yazı yazarlardı. Bu harflerle basılan kitapları okumak gayet güçtü. Dedelerimiz, babalarımız bu harfleri okumak için çok güçlük çektiler. Çocuklarımızın çoğu bu yüzden cahil kaldılar. Birçokları senelerce mekteplere gittiler, bir şey öğrenemediler. Bu hal memleketimizde birkaç yüz sene sürdü. Arap harflerini kaldırmaya, kitaplarımızı yeni Türk harfleri ile yazdırmaya kimse cesaret edemedi. Bereket versin Gazi Mustafa Kemal bunu anladı. Milletimizi cehaletten kurtarmak istedi. Arap harflerini kaldırttı, yerine kitabımızdaki yeni Türk harflerini koydurdu. Şimdi biz bu sayede, her kitabı kolay kolay okuyoruz, her okuduğumuzu da kolay kolay anlıyoruz.”
Bu satırların yazarının tam da cehaletle suçladığı Osmanlı döneminde ve zor öğrenildiğini söylediği Arap/İslam harfleriyle yetiştiğine, bugün için inanılmaz sayılabilecek bilgi birikimine erişmesini şimdi suçladığı döneme borçlu olduğuna inanır mısınız?
Tabii bu derin fikir değişikliğinin altında kabul edelim ki Ahmet Refik’in 1925 yılında İstiklal Mahkemesi’nde idamla yargılanmasının etkisi vardı. Kalemi elinden alınacak ve işsiz kalacak, inkılap düşmanı damgasını yememek için kamuoyu önünde Harbiye’den talebesi olan Gazi’den özür dilemesi istenecek, bu işlem de 1. Türk Tarih Kongresi’nde gerçekleşecektir. Bu hazin itiraf töreni sırasında koca Ahmet Refik yeni resmî tarihin âteşîn temsilcileri önünde kitaplarında yazdıklarından resmen özür dileyecek ve adeta bir itiraf seansında söylenilenleri andıran şu trajik sözler tarihe geçecektir:
“Bugüne kadar olan bütün mesaimde noksan olduğunu gördüğüm noktaları kıymetli çocuklarımızı ve aziz milletimizi tenvir edecek [aydınlatacak] yeni mesaimle doldurmaya çalışacağım. Eski eserlerimdeki görüş hatalarını yeni eserlerimle baştan nihayete kadar tashih edeceğim. Belki ve ancak ondan sonra milletime hasrettiğim hayatımı mükâfatlandırmış olacağım.” (Birinci Türk Tarih Kongresi: Konferanslar, Müzakere Zabıtları, İst. 1932, s. 609.)

‘Tarihi Sevdiren Adam’ Ahmet Refik Altınay.
Atatürk’ün ricası
Ancak bu ne ilk, ne de son örnek olacaktı. Karikatür sanatımızın dâhisi kabul edilen Cem de, sivri kalemini Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Tek Parti’nin bazı devletlûlarına batırmaya kalkınca hemen ağzının payını alacak ve bizzat Atatürk’ün ‘ricası’ ile kalemini kırmak, yani karikatür çizmeyi bırakmak zorunda kalacaktır.
Sultan Hamid devrinde Paris Büyükelçiliği’nde görev yaparken kendisini yetiştirme imkânı bulan Cem, Meşrutiyet’ten sonra İstanbul’a dönecek ve basına kıvrak kalemi ve işlek zekâsıyla adeta yeni bir ruh üfleyecektir. Tabii başı da beladan kurtulmayacak, çıkardığı “Cem” dergisi üç defa kapanacak, Cumhuriyet’ten sonra, 15 Aralık 1927’de dergi tekrar çıkacak ama tam da ilk sayısında devletin halka ağır vergiler dayatmasını eleştiren karikatürü yüzünden mahkemeye verilip bir yıl hapis cezası alacaktır. Temyiz ettirdiği cezadan zar zor “yırtan” cesur Cem’in bundan sonra başına gelenleri oğlu Mehmet, karikatürist Semih Balcıoğlu’na şöyle anlatmıştır:
“Babamın Cumhuriyet döneminde çizmediği ya da çizdirilmediği gerçeği açıktır. Cumhuriyet’in kuruluşundan kısa bir süre sonra, Atatürk babamı Ankara’ya çağırır. Padişahlık devrinde yapmış olduğu üstün karikatürlerinden dolayı kutlar ve her Türk gibi, ‘Benim de karikatür deyince aklıma Cem gelir’ ve her zamanki nezaketiyle babama, ‘Artık karikatür çizmeyin, geçmiş dönemde çok başarılıydınız; bundan böyle İstanbul’a hizmet ediniz, sizi Şehir Meclisi’ne üye atadık. Engin sanat kültürünüzden İstanbul şehri yararlansın.’ der. Bu konuşmadan sonra Çankaya Köşkü’nden ayrılan Cem, ceketinin mendil cebindeki ‘tarama kalemi’ni çıkarıp orada kırar ve karikatür çizmeye o anda son verir.”
Kaybedenin Türk basını ve karikatürü olduğunu söylememize gerek var mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017