Ümit KIVANÇ
Yüksek binaların üst kat pencerelerinden hayat hep daha kolay görünür. Minik minik yaratıklar kayar gibi yürürler, araçlar sessizce ilerler, kimsenin önünde herhangi bir engel yok gibidir; her şey doğal akışı içindedir sanki. Bağlar’ın Bayramoğlu semtinde, herkesin adres tarifinin bir yerine mutlaka oturttuğu alışveriş merkezinin yan sokağında, on birinci katın penceresinden bakınca, Diyarbakır’ın tek sorunu çok katlı çirkin binalarmış gibi görünüyor. Sur buraya uzak. Ses çıkarmasa bile duyuyor, duman salmasa bile görüyorsunuz. İçinizde.
Lise bahçesinde iki basket, bir voleybol sahası var. Şaşırtıcı, ama basket sahalarının potaları yerinde, voleybol sahasının filesi sağlam. İlk bakışımdan bu yana bir-iki saat geçti, çocuklar maçı bırakmadı. Belki yerlerini yenileri aldı. Lise bahçesinde çocuklar. Çıkışta azıcık haytalık edip evlerine dönecekler. Anababaları? Kardeşleri? Onlar nerede? Hep birlikteler mi? Kaç ana hapiste, kaç baba toprağın altında? Ya ağabeyler, ablalar?
Okul bahçesinin çevresi rengârenk. Büyüklerin ellerinden tutmuş, okula geiyorlar. Doldurmuşlar kaldırımı boydan boya, rengârenk akıyorlar. Lisenin arkasına dolanıyorlar. Minik minikler, kıpır kıpırlar; büyükler bir adım atarken onlar ileri iki geri üç adım atıp, yerlerinde zıplayabiliyor, dönebiliyor, hiçbir şey olmamış gibi sakin sakin yürümeye devam edebiliyorlar. Çocuklar oynar zıplar. Çocuklar karanlık bodrumlarda aç susuz ateş altında kalmaz. Çocuklar analarından koparılıp Çocuk Esirgeme yurtlarına verilmez. Ülkelere, toplumlara böyle bakılır: çocuklarına ne yapıyorlar, ona bakılır. Nerede bu çocukların ağabeyleri ablaları? Neredeyseler neden oradalar?
Diyarbakır’da ilk defa hava kirliliği diye bir meseleyle karşılaştım. Diyarbakır’da hava kirlenir mi? Göğe bak, masmavi! Uzaklarda, aşağılarda, kenardan kaynak yapıp manzaraya katılmaya çalışan yıkık dökük, omuzları çökük bir-iki bulut. Evleri başlarına mı yıkılmış? Varolmaktan mı vazgeçmişler? Ne o bulundukları yere yakışıyorlar ne kalıcı görünüyorlar. Hava kirliliği de, alışveriş merkezleri gibi, çok katlı çirkin binalar gibi dadanmış buralara demek. Sokakta yürürken kömür kokusu geldi burnuma. İki kere. Yanık kokusu. Sur’dan çatışma sesleri geliyordu, yakındaydık, barut kokusu sandım. Cizre uzaktaydı. Yanık kokusu. Yakılmış insan bedenleri uzaktaydı. Yanık deyince, yanmış deyince, koku duyunca yakılmış insanları hatırlamak... “Türkiye bir nedir?” tariflerinden.
Lise bahçesinde, maçı sonsuza kadar sürdürecekmiş gibi görünen yeni yetmelere rağmen, minikleri ısrarla, inatla, azimle ve şüphesiz onsuz bunlara sahip çıkamayacakları umutla okula getiren anababalar ne yaptıklarını bilir görünüyorlar; buna rağmen, buralarda gökyüzünün yeryüzüne yaklaşırken büründüğü kadim renge rağmen bu nasıl bir geçicilik hissidir? Neden bu geçicilik duygusu? Bütün manasını varkalmışlığından alan bir Toledo’yu “inşa etmek”ten sözedebilen birileri mi yaratıyor bu hissi? Mütemadiyen medeniyetten, kökten sözedip fırsat çıkmışken Sur’u yıkan birileri?
Belki de musluktan akan, caddede esen, güneşi kesen, çiçeği ezen huzursuzluktur suçlu. Huzurun olmayışı her şeyi geçici kılmaya yetiyor mu? Diyarbakır’ın huzuru yok. Ve Diyarbakır öfkeli bile değil artık. Kırgınlığı geçmiş. Öfkelenmeyi geçmiş. “Anladık biz sizi” havası var şehirde. Zalime, zulmü yürütene, zulme katılana, umursamayana kızgınlıktan çok kayıtsızlık var.
Haber Nöbeti için DİHA bürosundayım. Konuşmuyorlar, çalışıyorlar. Tıkır tıkır klavye sesleri arasında nadir konuşmalardan biri, alaycı gülüşlerle başlıyor, başladığı gibi de bitiyor. Yüzlerde öfke yok. Yüzlerde istihza. Mevzu,DİHA’nın sitesinin otuzuncu (evet, 30!) defa kapatılması:
“DİHA'ya ait 29 adresi erişime kapatan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) bugün aldığı karar ile ajansımıza ait www.dilce-haber. pw adresini de erişime engelledi.”
Kendi haberlerini böyle yaptılar. 24 Temmuz’dan bu yana otuz kapatılmayla yarışı önde götürüyorlar. En çok tutuklu muhabiri bulunan ajans sıralamasında da DİHA birinci. Altı çalışanı tutuklu.
“5651 Sayılı Kanun uyarınca yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda bu internet sitesi (dicle-haber.pw) hakkındaki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın 08/03/2016 tarih ve 490.05.01.2016.-28375 sayılı kararına istinaden Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından İDARİ TEDBİR…”
Devlet konuşuyor.
Mavi gökyüzünü uçak sesi yırtıyor. Kürt TV kanallarında “Savaş uçakları havalandı” bantları.
Uçaklar seslerini peşlerine takıp gidiyor. Devlet yeni idarî tedbirlere ihtiyaç duyuyor; sokaklar polise zimmetlenecek, her yere karakol. Sur’da bugün 99., siz bu yazıyı okurken 100. gün.
“…28375 sayılı kararına istinaden…” İdarî tedbir!
DİHA’nın kendi hakkındaki haberi şöyle sona eriyor:
“Erişime kapatılan dicle-haber.pw adresi yerine kullanılan yeni adresimiz şudur: dicle-news.pw.”
Çocuklar okula geliyor, jetler uzaklaşıyor, yanık kokusu duyulmuyor, klavyeler tıkırdıyor.
Devlet, idarî tedbirleriyle, “…sayılı karar”larıyla başka âlemde. O o âlemde boğuyor, boğduğu bu âlemde canlanıp yeniden soluk alıyor veriyor. Devlet kendi âleminde.
Belki de yaşıyorlar diye kıskanıyor, hınçlanıyor, içine sindiremiyor.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024