Yasin AKTAY
BEYRUT
“15 Temmuz’da gerçekleşen şey bir senaryo idiyse, neden ilk saatlerde büyük bir sevince kapılıp bütün medya organlarınızla darbe girişimini desteklediniz?
Neden sokaklarda helva, baklava dağıtıp havai fişeklerle şölenlere başladınız?
Neden ilk saatlerde bütün medyanızı propagandalarıyla silahlandırıp halkın “diktatör Erdoğan’dan kurtuluş devrimi” başlamış gibi duyurmaya başladınız?
Geçin bunları, ama yine de şimdi bütün foyalarınız ortaya çıktıktan sonra, yaşananların bir film gösterisi olduğunda ısrar ediyorsanız, bu ısrarınızın sebebini anlasak da, buyurun edin. Biz de deriz ki, evet bu bir filimdi. Türk halkının kanlarıyla, şehitleri ve gazileriyle, şerefleri ve onurlarıyla, “kabusunuz” olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte senaryosunu yazdıkları bir senaryoydu”.
Böyle diyor Türk kökenli Lübnanlı yazar Hamza Tekin, 15 Temmuz üzerine yazdığı El-Kabus ve’l-Casus ismini koyduğu, benim de bir önsözle katkıda bulunduğum kitabının Beyrut’taki lansmanında.
Çarşamba günü Beyrut’taki Yunus Emre Vakfının merkezinde Türkiye Büyükelçisi Çağatay Erciyes ve Lübnan’dan bir çok siyasi parti temsilcisi ve Türkiye kökenli çok sayıda katılımcının bulunduğu gecede 15 Temmuz’u öncesiyle, sonrasıyla ve siyasi-sosyolojik anlamı ve bağlamıyla birlikte anlattık. Gecenin sonunda da katılımcılara kitabı imzaladık.
Hamza Tekin’in bu ifadeleri aslında bir yandan genel olarak darbe girişiminin bir senaryo olduğunu söyleyenlere bir cevap ama bir yandan da darbe gecesinin ilk saatlerinde Lübnan’da yaşananlara dikkat çekerek darbe girişiminin uluslararası boyutu ve anlamlarına değiniyor. Lübnan’da ilk saatlerde gerçekten de belli kesimler, Tekin’in “casuslar-ajanlar” olarak atıfta bulunduğu kesimler, Erdoğan’dan kurtuluş haberlerini büyük bir sevinçle karşılamış yollarda helvalar dağıtmış, havai fişeklerle sevinçlerini göstermişler. Ama ilerleyen saatlerde onların “kabusu”, yani Erdoğan’ın muhteşem dönüşü gerçekleşince bu sefer ilk saatlerde hüzne boğulmuş ve dualara yönelmiş olan diğer kesimler tabii ki çok daha coşkulu bir biçimde meydanlara dolup Türk halkının ve Erdoğan’ın zaferini kutlamış.
Doğrusu, bu durum biraz da Lübnan’daki siyasi, demografik bölünmüşlüğün doğrudan bir yansıması. Ama Tekin, kitabında İslam dünyasındaki casusları, ajanları genel bir tipoloji olarak alıyor. İslam dünyasına yabancı müdahaleleri normal gören bu müdahaleleri çağıran ve konuşlandıran güçleri FETÖ ile birlikte casuslar olarak nitelerken, bu casusların yüzyıldır bir şekilde sürdürdükleri tasallutlarına karşılık Erdoğan’ın onlar için tam bir kabusa dönüştüğünü buna mukabil tabii ki mazlumlar ve vatanseverler için bir umudu temsil ettiğini anlatıyor.
Lübnan’da toplam 25-30 bin civarında Türk vatandaşı var, ayrıca 20 bin de Türkmen var. Çok sayıda Mardin kökenli vatandaşımız var ve bunların birkaç derneği mevcut. 16 Nisan’daki Referandumda yurtdışında en yüksek oranda “evet” oranının çıktığı yer Lübnan.
LÜBNAN’DA SİYASİ DURUM VE SURİYELİ MÜLTECİLER
Lübnan’da 1932 yılından beri nüfus sayımı yapılmamış olmakla birlikte BM 2016 verilerine göre 6 milyona yaklaşan bir nüfusa sahip. Bu nüfus tam bir etnik, dinsel ve mezhebi mozaik dağılımını yansıtıyor. Toplam 18 din ve mezhep resmen tanınmaktadır. Bunlar arasında başlıcası: Marunî Katolik (% 21), Sünni (% 27), Şii (% 27), Rum Ortodoks (% 8), Rum Katolik (%5), Dürzi (% 5,6), diğer.. Siyasi güç dağılımı da buna uygun bir şekilde düzenlenmiş. Mesela Cumhurbaşkanının Marunilerden, Başbakanın Sünnilerden Meclis Başkanının Şiilerden olması kuralı yanısıra bakanlıklar da ona uygun dağıtılmış durumda. Bu dağılım, 1990’lara kadar uzanan uzun bir iç savaşın neticesinde ulaşılmış bir uzlaşma rejimi olarak devam ediyor. Aslında Lübnan’daki bu mozaik yapı doğrudan Osmanlı’nın 400 yıl boyunca buralarda sürdürdüğü düzenin kerametini bugün çok daha iyi ifade ediyor. İşin keramet kısmı, bir, geçmişte uygulanmış din ve vicdan özgürlüğünün kanıtı olması. Bir etnik ve dinsel-mezhebi tasfiye yaşanmamış olması, herkese hayat hakkı tanınmış olması ve, iki, bu düzenin 400 yıl boyunca büyük bir başarıyla, huzurla sürdürülmüş olması. Osmanlı tarafından nasıl bir siyasi ve adli denge kurulmuşsa, Osmanlı aradan çekildiğinde kıyamet kopmuş, bir daha aynı denge kurulamamış. Yine de bugünlerde bu dağılımla sağlanmaya çalışılmış ve çok şükür doksanlı yılların başlarından beri işleyen bir sistem var.
Türkiye gibi Lübnan da Suriye’de yaşanan iç savaştan, doğrudan etkilenen bir ülke. 6 milyon nüfusa karşılık 1,7 milyona yakın bir Suriyeli mülteci nüfus barındırıyor Lübnan. Daha önceden gelen Filistinli mültecilerle birlikte mülteci sayısı 2 milyonu, yani nüfusunun üçte birini buluyor. Bu nüfusa oranladığımızda bu, Türkiye’den çok çok daha fazla bir sayı. Türkiye’nin üçte bir nüfusu, yani 26 milyon kadar bir sayının Türkiye’de mülteci olmasının nasıl bir şeye yol açabileceğini bir tasavvur edebilir misiniz? Türkiye kendi nüfusunun yüzde 5’i kadar bir mülteci nüfusu ülkesinde misafir ediyor ve misafir etme tarzıyla kelimenin tam anlamıyla harikalar ortaya koyuyor, dünyada büyük fark yaratıyor. Ama doğrusu, Lübnan’daki mülteci sayısı ve orada da durumun halk tarafından karşılanma biçimine baktığımızda Lübnan’ın işi hem daha zor hem yaptığı şey Türkiye’ninkinden aşağı kalmıyor.
Hem Lübnan ekonomisi Türkiye’ninki kadar iyi değil, hem de Lübnan’da tıpkı Türkiye’de olduğu gibi bu mültecilere karşı çok büyük bir toplumsal tepki ve kırılma yok. Tıpkı Türkiye halkı gibi Lübnan halkı da durumu anlayışla karşılıyor.
Bu, kuşkusuz herhangi bir Batılı ülkede görülemeyen, hatta tam aksi durumları görmeye çok alıştığımız bir durum. Biraz daha fazla mülahaza gerektiriyor, ona da sonra devam edelim…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019