Yıldıray OĞUR
Terör örgütlerinin suikastlar dışında terör eylemlerinden muradı sonuç almak, askeri bir başarı elde etmek değil, bir mesaj vermek, gücünü göstermek, meydan okumak, korku salmak, ceza vermektir.
Mesajın hedefi bazen destekçi kitlesidir, bazen saldırının muhatabı.
Saldırının kendisi zaten mesajdır, o yüzden terör örgütlerinin bir terör saldırısından sonra mesaj kavramını da kullanarak mesajın kime ve nereye olduğunu ayrıca belirten bir açıklama yapmasına çok sık rastlanılmaz.
Özellikle PKK gibi yaptığı bazı eylemleri üstlenmeyen, bazılarını var olmayan gruplara yıkıp sorumluluğu üzerinden atan, bu kaotik durumdan da faydalanmaya çalışan bir örgüt için bu iyice tuhaf bir durum.
Ankara’daki saldırıdan sonra bu tuhaflık yaşandı.
Meclis’in yeni yasama dönemini açtığı günün sabahında, Cumhurbaşkanı’nın, bütün siyasi parti liderlerinin, bakanların, devletin bütün üst düzey erkanının geleceği TBMM’den birkaç yüz metre ilerideki Emniyet Genel Müdürlüğü binasının nizamiyesindeki terör saldırısını birkaç saat sonra PKK üstlendi.
İki PKK militanından birini kendini patlattığı diğerinin öldürüldüğü saldırı için PKK’nın askeri kanadı HPG’den yapılan açıklama tuhaf vurgular ve tehditler içeriyordu.
“Meclis’in açılış gününde, Meclis’e çok yakın bir yerde” saldırının yapıldığının altı çizilirken şöyle dendi:
“Ölümsüzler Taburu’nun üyeleri eğer isteseydi eylem saatinde küçük bir değişiklik yaparak çok daha farklı sonuçların oluşmasına yol açabilirdi. Ancak bilinçli bir biçimde böyle bir tercih yapılmayıp, esas amaç olan; ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması ve ciddi anlamda uyarılması hedefine bağlı kalınmıştır.”
Tabii bu açıklama sadece iki PKK’lının öldüğü nizamiyede biten bir eylemin “başarısızlığını” tevil etme çabası olarak da yorumlanabilir.
Ama Meclis’in açıldığı gün, TBMM, Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı’nın yer aldığı kavşaktaki Emniyet Genel Müdürlüğü kapısında canlı bomba patlatmak bir örgüt için çok da başarısızlık sayılmaz.
PKK, bu “başarısızlığı” özellikle tercih ettiğini, esas amacın “ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması” olduğunu söylüyor.
Yani diyorlar ki; bu canlı bombalar kendisini açılış saatine yakın Meclis’e yakın bir yerde de patlatabilirdi, ama bunu tercih etmedik.
Bu durumda mesajın muhatabı da Meclis, siyaset, o gün Meclis’e gelecek Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün iktidar oluyor.
Peki mesaj ne? Ne istiyor, neyle devleti tehdit ediyor örgüt?
PKK açıklamasının girişindeki gerekçe “ulusal ve uluslararası yasaları hiçe sayarak insan haklarını ayaklar altına alan, Türkiye ve Kürdistan’daki tüm zindanlarda geliştirilen insanlık dışı uygulama ve tecrit politikaları.”
Fakat burada doğrudan İmralı ve Öcalan’ın adı geçmiyor.
Normalde intihar eylemlerini yapan militanlarını bile “Apocu fedai” olarak tanımlayan PKK’nın bu kez tecrit deyince ilk akla gelen İmralı ve Öcalan’ı doğrudan anmaması dikkat çekici.
Sanki böyle bir eylemle Öcalan’ı İmralı’ya tamamen gömmekten, onun üzerine bu yükü bindirmekten ya da yarın bir gün avukat gönderilme ihtimalini tümüyle bitirmekten çekinmişler.
Yani bu terör eyleminin amacı Öcalan’ı konuşturmak için baskı kurmak, yeni bir saldırı dalgası başlatmak değil gibi görünüyor.
Öcalan, 31 aydır avukatlarıyla ya da akrabalarıyla görüştürülmüyor.
Türkiye’de medyada sansüre takıldığı için bir süredir Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlayan kampanyadan kamuoyunun haberi yok.
PKK, Öcalan’ın Suriye’den çıkarılıp Avrupa’ya geçtiği 9 Ekim 1998’i uluslararası komplo yıldönümü olarak her yıl anıyor.
Tam bu yıldönümünde başını Yeşil Sol Partili milletvekillerinin çektiği “Öcalan’a yönelik tecridin” kaldırılması için bir kampanya başlatıldı.
Bu kampanya için Yeşil Sol Parti milletvekilleri açıklamalar yapıyorlar, yürüyüşler organize ediliyor.
Önceki gün adı Yeşil Sol Parti liderliği için de geçen Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, YSP, HDP, DBP gibi partilerin içinde olduğu kalabalık bir grupla Gemlik’e yürüyeceklerini açıkladı.
Gemlik yani İmralı’ya kosterlerin kalktığı limanın olduğu yere.
Öcalan’a tecrite karşı YSP’li milletvekillerinin de içinde olduğu kampanya 9 Mart’a kadar yani altı ay sürecek.
YSP öncülüğündeki Öcalan kampanyasının 9 Mart’a kadar sürmesi bu kampanyanın 31 Mart’taki yerel seçimlerle bağını gösteriyor.
Yeşil Sol Parti, yerel seçim kampanyası sırasında doğrudan Öcalan için sokaklara çıkarak kendisini marjinalleştirmeyi göze alıyor.
Zaten adını da Demokratik Halk Partisi olarak değiştirme kararı alan YSP’nin yeni eşbaşkanları için ismi geçenler de içeriye çekilme, Kandil’e ve PKK tezlerine yaklaşma adımına uygun isimler.
Bu süreçte YSP ile siyasette yan yana durmak iyice zorlaşacak, siyaset gerilecek.
Böyle bir atmosferde YSP’nin seçimlerde aday çıkarmaması ya da muhali ittifaka destek vermesinin maliyeti iyice ağırlaşacak.
Ama buna rağmen YSP’li Kürt seçmenler yerel seçimlerde büyükşehirlerde anahtar olmayı sürdürecek.
YSP ise bu radikalleşmeyi bir müzakere kozuna çevirmeyi amaçlıyor gibi görünüyor.
YSP’nin parti meclisinde iktidarla da müzakere etme kararı çıkmış, bölgede kayyumlara karışmama karşılığında büyükşehirlerde aday çıkartma gibi bir teklife sıcak oldukları mesajı çeşitli kanallardan iktidara ulaştırılmıştı.
Yani bir taraftan YSP, kendisini muhalefet için yaklaşılması zor hale getirirken, iktidarla ise Öcalan üzerinden diyaloğu zorlayacak..
Devlet bir noktada ortalığın karışmaması için Öcalan’a bir akrabasının ya da avukatının gitmesine izin verebilir. Böylece aylar sonra ilk kez konuşacak Öcalan da yerel seçimler için mesajlar verebilir. Böylece yerel seçimler öncesi, YSP oylarını isteyen iktidar ya da muhalefetin muhatabı ister istemez Öcalan olur.
Herhalde strateji bu.
PKK’nın YSP ve yakın örgütlerin Öcalan kampanyasıyla paralel olarak yeniden canlı bombalı saldırılara dönmesi de terörün de Öcalan’a tecridin kaldırılması basıncının bir parçası olarak görüldüğünü gösteriyor.
PKK’nın amacı şiddeti artırarak, iktidar üzerine baskı kurmak ve Öcalan’a onun uğruna kendisini patlatan militanlara dur çağrısı yapmak üzere avukatlarının ya da yakınlarının gitmesine izin vermek gibi görünüyor.
Peki, yerel seçimlerden önce Öcalan’a avukatları gittiğinde Öcalan ne diyecek? Muhakkak yerel seçimler için de bir şey diyecek.
Ve o diyeceği şeyin ne olduğu yerel seçimlerde YSP ve Kürt seçmenlerin bir kısmının tavrını belirleyecek.
Yani ortada PKK’nın yerel seçimler endeksli yeni bir şiddet dalgası tırmandırması tehlikesi var.
Legal siyasetin, YSP’nin, milletvekillerinin de bu uğurda seferber edilmesi Türkiye’nin siyasi atmosferini tümüyle güvenlik endişeleriyle zehirlenmesine, muhalefetin PKK ile bir tutulma siyasetinin elinin güçlenmesine neden olabilir.
PKK’nın son eylemi, yerel seçimler ve Öcalan dışında, Irak’taki gelişmelerle de birlikte okunabilir.
Irak’ta KDP-İran/Bağdat geriliminde PKK, açıklamasa da Bağdat ve İran’a yakın duruyor.
Türkiye’de mesela İstiklal Caddesi’nde YSP gençlik kollarına KDP karşıtı yürüyüşler yaptıracak kadar bu gerilimde KDP karşıtı bir çizgide PKK.
Uzun süredir PKK, İran’a bağımlı bir örgüt. SİHA’ların olduğu bir savaşta artık dağlarda gerillacılık yapma devri bitti. Bu yüzden PKK’nın hayatta kalması için şehirlere yerleşmeye ihtiyacı var.
En azından örgütün liderlerinin her akşam bombalanmayı bekleyerek Kandil Dağları’nda oturmadıkları açık.
Yaşayabilecekleri yerler İran şehirleri, KYB’ye yakın Süleymaniye bölgesi ve Suriye’de PKK’nın kontrolündeki şehirler.
KDP ile gerilimler de PKK’nın Sincar gibi şehirlere yerleşme ve oraları açık hedef haline getirmesiyle artmıştı.
PKK, Irak’ta da İrancı Haşdi Şabi ile bu yüzden yakınlaştı.
İran, iplerini ele geçirdiği PKK’yı, Türkiye ile ilişkilerinin durumuna göre kullanmaktan çekinmeyecek bir ülke.
Yani bu yeni şiddet dalgasının uluslararası ilişkilerde de bir uzantısı olabilir. Yani mesaj her neyse PKK eliyle de Ankara’ya verilmiş olabilir.
1 Ekim’de Meclis bomba sesiyle açıldı. Yerel seçimlere doğru Türkiye’de siyaseti zor bir dönem bekliyor. Özellikle parçalı ve tartışmalı muhalefet için Mart’a kadarki süre daha da zor geçebilir.
Bugünün en hararetli aday kim olsun, İYİ Parti, YSP aday çıkaracak mı, CHP kimin liderliğinde seçime gidecek gibi soruları birkaç ay sonra fazla lüks kaçabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026