Yüksel TAŞKIN
Gezi Parkı direnişini sürükleyen ve acımasızca gazlananlar, birkaç gün içinde yüzbinleri harekete geçireceklerini biliyorlar mıydı? Tahrir’e çadır kuran bir avuç insan gibi, onların da pek umudu yoktu. Beden dilleri tedirginliklerini ele veren “Devlet ricali”, Tahrir ihtimalinden cidden korktular. En yukarılardan gelen talimatlar kesindi: Kalabalıklaşmalarını engelleyin! Bazen kelebek nezaketi ve keçi inadı, fil basiretsizliğini yenebiliyor ve muktedirlerin istemedikleri şeyler ansızın başlarına geliyor. İşte biz böyle bir tarihe tanıklık ettik, ediyoruz. Evvela bunu teslim edelim...
AKP’nin giderek artan kibir ve dışlayıcılığının, çok farklı kesimlerin özgürlüklerine müdahale etme heveskârlığının nasıl bir öfke yarattığını hep beraber gördük. Bu öfkenin, basit hedefleri olan bir akıl etrafında örgütlenmeyi başarmasının, AKP için çetin günler getireceğini öngörmek zor değil. Hayatlarında hiç siyasal eylemliliğe katılmamış onbinlerce gencin, kendi güçlerini fark etmeleri, yenilmezlik algısı yaratan “Tayyip”i yalpalatmaları, peşlerini kolayca bırakmayacakları bir siyasal sosyalleşme alanının kapılarını açtı.
Taksim’e hafta sonu bir milyondan fazla insanın aktığına inanıyorum. Bunların önemli bir bölümü de kentli orta sınıf ailelere mensuptu. Kadıköy, Beşiktaş yönünden gelenlerde bu nitelik daha ağır basarken, Mecidiyeköy, Okmeydanı taraflarından gelenler arasında AKP’lilerin ve BDP’lilerin kendi renkleri arasında sayabilecekleri gençler de vardı.
Kendi öfke ve kaygılarını Kemalist söylemle ifade eden, ama büyük çoğunluğu Kemalist yapılar tarafından örgütlenmemiş gençler de kabaca ikiye ayrılabilir. “Tribün siyasallaşmasını” alana taşıyan ve oradaki dil üzerinden Başbakan’ı hedef alan gençler. Diğerleri daha eğitimlilerdi. Aslında uzun zamandır CHP’li ailelerin, siyaseten edilgen olan gençlerini anlamaya çalışıyordum. Bu gençler, endişeli ve öfkelilerdi. Mevcut siyasi yapıları izliyor ama aktifleşmiyorlardı. Çok azı ebeveynleriyle eylemlere katılmayı tercih ediyordu. Öğrencilerim arasında da çoğunlukta olan bu kesim beraberce karşı çıkmanın tadını aldı. Apolitiklikle suçlanma tarihlerini sıfırlayan bir meydan okumanın parçası oldular ve bunu da çok sevdiler.
Dün Gezi Parkı’nda kaostan doğan benzersiz bir enerji vardı. Bu kaosa ilk tepkimin tedirginlik olduğunu itiraf etmeliyim: “Ya Kürtler veya başka bir gurup hedef alınırsa” endişesi. Örgütlü çok küçük bir gurubun çabası, hafif bir dalgalanma yarattı ama kimse bu tuzağa düşmedi. Başka eylemlerde Kürt karşıtı sloganlar atmayı alışkanlık hâline getirmiş yapılar, bu satırların yazıldığı âna kadar bu hataya düşmediler. Zaten o kadar kaotik ve enerji dolu bir ortamda hiçbir örgütlü yapı, diğerlerini manipüle edecek, yönlendirecek kapasiteye sahip değildi. Sağlam bir sezgiyle bundan da uzak durdular.
Yukarıda tribün siyasallaşmasına yatkın olduklarını söylediğim gençler de dâhil olmak üzere, ilk defa böyle bir eylemliliğe katılanların, sözgelimi feminist guruplara yönelik ilgileri sempati kelimesiyle özetlenebilir. Gençler, kendilerine “provokatör” olarak tanıtılan, uzak durmaları telkin edilen guruplarla yan yana geldikleri bu sınırlı zamanda dahi kimi benzerliklerini gördüler. Herkesin kendi sembol ve sloganlarıyla damgasını vurmaya çalıştığı bir ortamda benim gördüğüm; alanda yan yana gelmeyi başaranların sosyolojik benzerliklerini fark ettikleri ve bundan doğan enerjiden de memnun oldukları.
Uzun zamandır sistem dışı muhalefet yürütenlerin, bu gençlik dinamizmiyle ilişki kurmanın yollarını aradıkları, daha etkin biçimde arayacakları bir döneme girebiliriz. Hayatında ilk defa siyasal bir eyleme katılan gençlere, tribün siyasallaşması özellikleri gösteriyorlar diye burun kıvırma lüksleri yok. Daha önce vurguladığım gibi, bu gençler arasında çok okuyan ve hayata dair hümanist refleksler geliştirenlerin sayısı hiç de az değil. Bunu öğrencilerimizden gözlemleme şansına sahibiz. Bu gençlerle etkileşimin yollarını aramak, sanırım sahici bir demokratlıkla ve dinlemeyi öğrenmekle olabilir.
AKP’lilerin kendilerinden saydığı, daha çok “varoşlardan” gelen gençlere gelince; bu gençlerin Taksim’deki enerjiden etkilendikleri, güçlü hissettiren, insan yerine konulmalarını getiren radikal siyasal eylemlerin büyüsünden o kadar da uzak olmadıkları açık. Onların, “Baba” otoritesinin sağlam görünen kalesinde gedik açmaktan duydukları özgürlük pırıltısına dikkat edin. Zira Taksim’deki mizah dolu yazılamaların önemli bir kısmını bu gençler yarattı. “De Gaulle’leşen Erdoğan’a” ve giderek renksiz, kokusuz bir otoriterliğe savrulan iktidara karşı, yaratıcı bir özgürlük mücadelesinin büyüsüne kapılacak bir gençlik gördüm ben. Özgürleşmenin dikenli yolları, kapsayıcı bir yaratıcılıkla örülebilirse, sadece İstanbul’u değil, elimizden paranın çaldığı hayatı da geri alabiliriz...
[email protected]
http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-de-gaulle-lesen-erdogan-a-karsi-gezi-ye-cikan.htm
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017