Yüksel TAŞKIN
Genel olarak seçim barajı veya yüzde on barajı olan bir ülkede, “milli iradeye saygı mitingleri” düzenlemek trajikomik. Aslında muhalefetin, seçim sistemi sayesinde onlarca milletvekilliğini fazladan cebe atanlara karşı “farklı siyasi iradelere saygı” mitingleri düzenlemesi gerekiyor! Önümüzdeki süreçte BDP’den CHP’ye pek çok parti ve STK, kendi “markalarını” kullanmadan baraj karşıtı güçlü bir sivil kampanya yapabilirler. Böylece arkasında basit oy kurnazlığı yatan bir haksızlığın teşhir edilmesi sağlanabilir.
Önce ahlaki gerekçeler: Eşit yurttaşlık ilkesine dayalı bir hukuk devletinde, her yurttaşın oyu eşit ağırlıkta olmalıdır. “Bütün cumhurlar eşittir ama bazı cumhurlar (bize oy verenler!) daha eşittir!” denen yer demokratik cumhuriyet olamaz. Milyonlarca oyun baraj nedeniyle çöpe gittiği bir yerde bir yurttaşın en temel hakkı olan yasa yapma hakkını elinden alıyorsunuz. Yüzde on barajıyla oluşan bir meclis anayasa değişikliği yapabilir mi? Teknik olarak elbette. Ama bu meşru olmaz.
2002, 2007 ve 2011 genel seçimlerinde eğer barajsız bir nispi temsil sistemi uygulansaydı AKP aldığı yüzde 34, 46 ve 50 oyun karşılığında, yaklaşık olarak 187, 253 ve 275 milletvekili çıkarabilecekti. Oysa bu seçimlerde elde ettiği sandalye sayısı, sırasıyla, 363, 341 ve 327 oldu. Demek ki, 2002 seçimlerinde fazladan 176 sandalyeyi ele geçiren iktidar, 2007’de 88, 2011’de de 42 sandalyeyi cebe attı.
Bu tabloda asıl vahim olan şudur: Başkalarının hakkı olan vekilliklere konarken, yurttaşların önemli bir kısmının anayasa değişiklikleri yapım sürecine temsilcileri aracılığıyla katılmaları engellenmiş oluyor. Elbette bu söylediğimiz, yasamanın her aşaması için geçerlidir. Yasama sürecinde varlığını hissetmeyen yurttaşların, yaptığınız yasaları meşru görmelerini nasıl beklersiniz? Asıl kritik olan, yüzde on barajı sayesinde anayasa değişikliği yapacak milletvekili sayılarına ulaşabilmek.
Bu “oransız güç”, baraj sistemini savunanların “istikrar” iddialarının ne kadar temelsiz olduğunu da gösteriyor. Türkiye’nin son on bir yılda yaşadığı siyasi gerginliklerin çoğu, AKP’nin yasama ve yürütme güçlerini oransızca tekelleştirmesiyle de ilgilidir. Milyonlarca insan, bu parti kendi özel alanlarıyla veya en temel özgürlükleriyle ilgili tasarrufta bulunurken, kendilerinin hem yasama hem de yargı kanallarıyla korunabileceklerine inanmıyor. Tamam, AKP karşıtı kurumsal muhalefet zayıf. Ama en azından hak ettikleri vekilleri kazansalardı, Meclis’te uzlaşma zorunluluğu daha da kaçınılmaz hâle gelirdi. Zira istikrar denen şey, seçim sistemi veya tek parti iktidarıyla değil, uzlaşı kültürüyle sağlanabilir. Böyle bir siyasi meşruiyet kaybı yaşanan yerde istikrar olmaz.
İktidar partisine mensup anayasa profesörlerinin sanmak istedikleri gibi, tek parti iktidarı istikrar demek değildir. İdeolojik kutuplaşma sert olduğunda, tek parti iktidarı istikrarı garanti edemez. Yine yüzde on barajı istikrar getirebilseydi 1991-2002 arasında da istikrar getirirdi. Oysa siyasi bölünmeleri ve partileri yaratan toplum sosyolojisidir. On yıllarca partileri baraj dışında kalsa da ona oy veren Kürtleri, ÖDP’li veya BBP’lileri aslında ilkesel tavırları için kutlamak gerek.
Kürt sorununu çözmeye çalışan Türkiye bir sonraki seçime yüzde on barajıyla girmenin yol açacağı gerilimleri kaldıramaz. Ama buradaki ahlaki ikilem şu: Baraj sayesinde muazzam güç biriktiren bir partinin barajı kaldırmasını beklemek! Bu bile “temsili” demokrasimizin nasıl bir krizde olduğunu göstermeye yeter...
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017