Yüksel TAŞKIN
Yazımın başlığına, Sakarya Üniversitesi’ne mensup bir gurup akademisyenin, Kriz ve Kritik Konferansları kapsamında 20 Kasım’da düzenledikleri “Gezi, Kriz, Kritik” panelinde karar verdim. Bizi davet eden akademisyenler, tam da bir üniversiteden bekleneni yapmışlar, Gezi gibi önemli bir süreci detaylı biçimde tartıştırmak istemişlerdi. Üniversitelerin kamusal tartışma ortamı yaratma görevini başarıyla yerine getirdiler.
Muhafazakâr yapısıyla bilinen bir üniversiteye, Gezi sürecine olumlu bakan, çoğunluğu solcu isimlerin davet edilmesi de çok anlamlıydı. Kendisini “ilerici” sayan üniversitelerin genellikle ihmal ettikleri bu dengeci duruşa ayrıca özen gösterilmişti. Panel sırasında böyle bir kamusal tartışma ortamına ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha idrak ettim.
Final haftası olmasına rağmen öğrenciler dört oturumu da doldurup, can kulağıyla dinlediler. Soru soran öğrenciler, genellikle bu konuda net fikri olan ve bunu paylaşmak isteyenlerden oluşuyordu. Bir bakıma soru sormuyor, onay bekliyorlardı. Böyle ortamlarda asıl soru sormaları gerekenler sormaz, içlerinden konuşurlar. Esas mesele de onlara ulaşabilmektir.
Gençlere bakarken, siyaseti yönlendiren “büyüklerimize” sitem ettim. Gençleri fena hâlde kutuplaştırmayı başarmışlar. Oysa ne zaman kutuplaşma gerilese, bu gençler “ötekilerle” kaynaşmanın yollarını buluyorlar. Sözgelimi laik hassasiyetleri olan gençler, ne zaman “başörtüsü mağduriyeti” sözkonusu olsa, “yine mi başörtüsü mevzuu” gibi tepkiler verdiler. Bu tepkileri haksız olsa da, kendi mağduriyetlerinin dillendirilmemesinden rahatsızlıklarını bu şekilde dışa vuruyorlardı.
Umudum tüm mağduriyetleri gözönüne alan bütünleştirici bir haklar ve özgürlükler söyleminin gençler arasında da yaygınlık kazanması. Bu aslında o kadar da zor değil. Karşıt kutuplara itilen gençlerin birbirleriyle müthiş bir konuşma ihtiyacı içerisinde olduklarını düşünüyorum. İlk yüzleşmelerinde belki eski ezberlerini tekrar edecekler. Ama zamanla diğer arkadaşlarının mağduriyet hikâyeleri üzerinden bazı ortaklaşmalar yakalayabilirler.
Bugün Türkiye’yi, gençliklerinde “siyasal rakiplerini” insani bakımdan hiç tanıma imkânı bulamamış, Soğuk Savaş kültürüyle yetişmiş isimler yönetiyor. Bu siyasetçiler, siyaseti bir boks ringi olarak görüyorlar. Saldırı durumunu terk ederlerse yere serileceklerine inanıyorlar. Aynı psikoloji Erdoğan’da da fazlasıyla mevcut.
Soğuk Savaş’ın aşırı kutuplaşmış ortamında, sözgelimi İslamcı bir gencin, “ahlaksız, kızlı erkekli yaşıyorlar” dediği solcu gençleri, kendi aklı ve kalbiyle tanıma imkânı mevcut değildi. Elbette tanımama durumu karşılıklıydı. Abdüllatif Şener, SBF’de genç bir öğrenciyken solcuları tanımaya çalıştığını ama bu girişimlerinde başarılı olamadığını anlatır. Muhtemelen görünüşü nedeniyle “sağcı” olduğuna çoktan karar verilmişti.
Başbakan ustalık döneminde toplumun ayarlarıyla çok fazla oynamaya başladı. Çok düşünülmemiş, beklenmeyen etkileri hesaplanmamış girişimlerle toplumu sürekli geriyor. Gençler de “yetişkinler” gibi, bundan etkilenerek kendi “mahallelerine” çekiliyorlar. Farklı mahallelerle konuşma ısrarında olanlar dışlanıyor. Kamusal tartışma alanımızı yitiriyoruz. Artık Bush Doktrini revaçta: “Ya bizden yanasın ya da düşmandan.” Bu kutuplaşmayı tırmandıranlar, yarının bölünmüş Türkiye’sinden de sorumlu olacaklar.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017