Yüksel TAŞKIN
Haksızlık ve adaletsizlik karşısında duranlar ortaya koydukları tepkilerde farklılaşırlar. Bazıları ânında ve ilkesel tavır alır, bedelini de öder. Çoğunluk ise, “intikam soğuk yenen bir yemektir” diyerek bugünün muktedirlerinin ayağının kayacağı günü bekler. Türkiye’de genellikle ikinci tavır ağır basar. “Sıranı bekle” tavrı, misliyle devreye sokulan bir intikamcılığa, rövanşizme yol açar. Yüzleşmeyi erteleyen incinmiş ruhlar, acımasız despotlara dönüşürler.
Şimdi ve burada yaşanan haksızlıklara ânında tepki verenler, aslında küçük su damlalarıdır ve ileride surda açılacak gedikler, onların emekleriyle mümkün olur. Türkiye’deki sosyalistler ve sosyal demokratlar, benim “sürekli muhalefet” dediğim tarza örnektir. Bu insanlar, ilkeli ve ahlaklıdırlar; güçleri ne olursa olsun müdahale etmek, değiştirmek isterler.
On beş kişiyle eylem yaparlar. Polisten dayak yerler ama yine de eylemlerini yaparlar. Ben bu insanlara çok büyük saygı duyuyorum. Demokrasi yolunda aldığımız mesafelerde onların kanı ve teri vardır. Onlar kahvehanelerin sürekli gazete okuyan, epeyce huzursuz “politik abileridir”. Sürekli siyaset konuşmaları, sessizce kâğıt oynayanları az çok rahatsız eder. Kâğıt oynarken pek konuşmayanlar, gidip oylarını “politik abilerin, ablaların” hiç hazzetmediği partilere basar, döner ve kâğıt oynamaya devam ederler.
Politik abiler ve ablalar, “sessiz kitleye” hiç etki edemediklerini düşünürler ama aslında doğru değildir bu. Sessiz kitlenin onlardan kaptıklarının nerede ve ne şekilde somut sonuca dönüşeceğini kolayca öngöremezsiniz. Yani siyasete iradenizi, hayatınızı verirsiniz ama emeğinizin karşılığını hemen alamazsınız. Hatta emeklerinize rağmen, ülkenizin ve sizin hiç hak etmediğiniz şeyler yaşanır. Tüm bu hayal kırıklıklarına rağmen siyasete ilgisini yitirmeyen insanlara saygı duymamak mümkün mü?
Bana göre bu kamusal yurttaş tipi cumhuriyetle beraber ortaya çıkmışsa da, onun devlete kafa tutabilen aktivist türevi, 1960’ların ürünüdür. 1960’lar modernist iyimserliğin zirve yaptığı yıllardı. Bu insanlar, “iyinin eninde sonunda kazanacağına” inanarak yetiştiler. İlerlemeci tarih anlayışıyla şekillenen bu kuşaklar, “güzel günler göreceklerine” inandılar.
Sosyal adaletçiliğe, kamusal ahlaka, hukukun üstünlüğüne saygı duymayı öğrenen bu kuşakların günümüzde yaşadığımız adaletsizlikleri kaldırabilmeleri mümkün değil. Onun için kızgınlar, onun için çabuk öfkeleniyorlar. İnandıkları Türkiye gerçekleşmedi. Ama asıl şaşırtıcı olan ve insana umut veren, bu insanların her seçimde gidip oy vermeleri, siyasetle ilişkilerini koparmamalarıdır.
Ben bu irade ve inadın er ya da geç müspet sonuçlar vereceğine inanıyorum. Fakat bu kesimin siyasetle ilişkilenme biçiminde ve ülke sosyolojisine bakışında bazı sıkıntılar gözlüyorum. Bu kesim giderek siyaseti sözcüklerle yapılan bir etkinlik olarak görmeye başladı. Bu kısmen Türkiye solunun bir aydın hareketi olarak doğmasıyla da alakalı.
Sözgelimi Türkiye solunun eğitim alanında alternatif, somut projeleri olmadı, olamadı. Bugün yoksul öğrencilerin gidebilecekleri, özgür, demokratik ve etkin okullar açılamamış olması, tam da benim bahsettiğim edilgenlikle alakalı. Bazıları devlete alternatif olan her okulun “özel” olacağından hareketle bu edilgenliğe kılıf uydurdu. Oysa bu türden girişimler, kamusal nitelikte olmaları bakımından devlet ve özel sektöre alternatif olabilirlerdi.
Bu türden örnekleri ve eleştirileri önümüzdeki yazılarda ele almaya devam edeceğiz. Siyasal solun toplumsallaşamamasının en önemli nedenlerinden birisi, inandığımız hayatın somut kurumlarını bugünden inşa etmeye dönük çabamızdaki muazzam eksikliktir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017