Yüksel TAŞKIN
Yıllardır modern Ortadoğu tarihi dersleri veriyorum. Bir yandan Kobane’de olanları ve Türkiye’ye kanlı yansımalarını izlemeye çalışırken, diğer yandan ders vermeye odaklanmak kolay olmuyor. Neyse ki derste ele aldığımız konu, güncele bakmak açısından bize önemli bir alan açıyordu.
Derste Mısır ve Suriye’nin 1958 yılında birleşmeye karar vermeleri ve ardından Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni (BAC) kurmalarını ele alıyorduk. O zamanlar rüzgâr seküler milliyetçilerden yana esiyordu ve Mısır’da Nasır’ın en güçlü olduğu yıllardı.
Seküler milliyetçi Araplar, I. Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan yapay Arap devletleri haritasını ve haritanın ortasına bıçak gibi saplanan İsrail devletini tanımıyor, Arap Ulusu’nun birliğini gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. BAC, Suriye tarafından gelen itirazlarla sadece üç yıl yaşadı ve 1961’de tarih oldu.
BAC’ın yaşamasına ABD liderliğindeki “Hürriyetçi Kamp” izin verir miydi? Haritayı bir anımsayın: Mısır ve Suriye birleşiyor ve aralarında İsrail, Ürdün ve Lübnan adeta sandviç peyniri gibi kalıyor. Yemen’deki Nasırcı isyancılar da BAC’a katılma arzusu göstermişlerdi. Böylece Ortadoğu haritasının artçı depremlerle yeniden şekillenmesi ihtimali doğuyordu.
Dönemin Suudi Kralı Saud, Nasır’ı öldürtmek için bir komplo düzenlemiş, planı açığa çıkınca da görevini bırakmak zorunda kalmıştı. Ne muhafazakâr Körfez monarşileri ne İsrail ne de ABD, haritanın değişmesini isterlerdi.
Seküler milliyetçi pan-Arabizm yenilgiye uğradı. Bu yenilgide demokrasiyi ıskalamak ve tek adam yönetimine saplanıp kalmak elbette önemli rol oynadı ama küresel efendilerin gazabı da yenilgiyi hızlandırdı.
Buna rağmen Ortadoğu’nun bilinçli olarak küçültülmüş yapay devletlerinin yol açtığı meseleler sona ermedi. Son dönemde İhvan liderliğinde yeni bir pan-Arabizm dalgasının ortaya çıkma ihtimali belirdi. Bu İslami dozu yüksek bir pan-Arabizmdi ve AKP de bu ihtimale epeyce yatırım yaptı. Şimdilik bu ihtimal geriye çekilmiş durumda.
IŞİD militanlarının mevcut sınırları tanımayıp, geldikleri devletlerin pasaportlarını yakmaları da aslında aynı yapısal meselenin başka türlü bir ifadesi. Bölgede I. Dünya Savaşı henüz bitmiş değil ve bunun artçı depremleri yaşanmaya devam ediyor.
Hem seküler hem de İslamcı ulus-aşırı hareketler ve bunların oluşturmaya çalıştıkları birleşik Ortadoğu, aynı meselelerden mustarip: Demokrasiyi küçümseme veya onu çoğunlukçuluğa indirgeme, bölgedeki azınlıkları gayrı-meşru ve “geçici” görme alışkanlıkları aynen devam ediyor. Aslında İhvan da kendince bir Arap ulusu tahayyül ediyor ama bu ulus, Nasır’a göre daha İslamcı. Dolayısıyla İhvan’ın projesi de Ortadoğu’nun I. Dünya Savaşı’ndan kalma büyük meselesini aşabilecek nitelikte değil.
İhvan en azından şiddetten uzak duruyordu. İhvan’ın boğazının sıkılması, IŞİD gibi ulus-aşırı yapıların hemen devreye girerek boşluğu doldurmayı denemelerini kolaylaştırdı. Tüm bunların bize anlattığı ders aslında çok basit: Ortadoğu, bu haritayla nefes alamıyor.
Peki, çözüm yeni devletler kurmak mı? Bizce asıl çözüm, sınırlar arasındaki geçişleri kolaylaştıran aşağıdan yukarıya toplum dinamiklerinin önlerini açmaktan geçiyor.
Kürt hareketinin bugün Türkiye, Suriye, Irak ve İran’da savunduğu siyasi çözümler, aşağıdan yukarıya karşılıklı bağımlılık ve entegrasyonu artırma potansiyeli barındırıyor. Kürtler, mevcut ulus-devletlerin demokratikleşmeleri gerektiğini savunuyorlar. Kürtleri bu konumlarından daha uzağa düşürecek, kendi başlarının çaresine bakmaya yöneltecek hatalardan uzak durmak lazım.
Türkiye, Kürtlerin rahat nefes aldıkları bir demokrasi hamlesini her şeye rağmen başarıya ulaştırırsa, bütün Ortadoğu toplumlarının ihtiyaç duydukları modelin oluşmasının önünü açabilir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017