Yüksel TAŞKIN
Türkiye’de bir gurup, demokratikleştiğimizi savunurken; diğer bir gurup otoriterleşme yolunda olduğumuzu iddia ediyor. Bu iki pozisyonu hararetle savunanların birbirleriyle konuşamadıkları tuhaf bir iklim yaşıyoruz. Aslında bir tartışma da yok. Herkes kendi tribünlerine oynuyor.
Ben bu tartışmada otoriteryanizme doğru bir gidişat olduğunu savunanlar arasında yer alıyorum. Diğer pozisyonu savunanların görüşlerini anlamaya çalışıp, yanlış bulduklarımı da eleştiriyorum. Aslında her iki tezi savunanlar da kendi aralarında bölünüyorlar. Birbirlerine tahammül edemeyenler her iki kesim içerisinde de mevcut.
Sözgelimi seküler bir gelenekten gelen ve bugün AK Parti’yi destekleyenler, bazı “hakiki AK Partililerce” asla “mahalleden” sayılmıyorlar. Etyen Mahçupyan’ın, “Yolsuzluklara insanların büyük çoğunluğunun ve AK Parti seçmeninin en az yarısının inandığı” şeklindeki görüşlerine, Mehmet Metiner sert tepki göstermişti.
Metiner’in aşağıdaki ifadeleri aslında çok şey anlatıyor: “Davamın lideri ve partimin Genel Başkanı bana hangi görevi verirse onu yapmaktan onur duyarım. Bizde görev istenmez verilir. Davamızın neferi olmak benim için şereflerin en büyüğüdür. 2015’teki seçimle kendi şahsi geleceğim için asla ilgili değilim.” Konuyu neden yeniden milletvekili olup olmamaya getirdiği anlaşılamayan Metiner; “davaya” vurgu yaparak, Mahçupyan’a “öteki mahalleden” geldiğini anımsatıyor aslında.
“Yemyeşil Şeriat Bembeyaz Demokrasi” başlıklı bir kitabı olan ve orada demokrasiye övgüler düzen Metiner’in “dava, nefer” gibi “Milli Görüş” diline geri dönüşüne o zamanların Metiner’i ne derdi acaba?
Bugün otoriterleşme tezini savunanlardan bir kısmı, “daha baştan haklı olduklarını, AK Parti’nin demokratikleşme gibi bir kaygısının asla olmadığını” vurgulayıp, AK Parti’ye kredi açan bazı kesimleri saflıktan, ihanete varan ifadelerle eleştiriyorlar.
Bu eleştirileri yürütenlerin büyük çoğunluğu, AK Parti’ye oy veren, sempati duyan kesimler ikna olmadan nasıl demokratikleşeceğimiz veya nasıl birarada yaşayabileceğimiz sorusuna tatmin edici yanıtlar vermekten uzaklar. İslamcılığın mevcut hâllerini eleştirmekle, İslamcı oluşumların etkisindeki insanları tanımaya çalışıp, onlara ulaşmaya gayret etmek arasında ayırım yapmıyorlar.
Genel olarak Kemalizm etkisindeki çevreler ve onlarla sosyolojik bağları olan solcular, “öteki tarafı” tanımak, araştırmak, anlamak konusunda çok eksik kalıyorlar. AKP’nin giderek otoriterleşmesi, toplumdaki İslamofobik yargıları öylesine derinleştirdi ki, sırf İslamcılık çalıştığınız için bile “ötekileri” şirin bulmakla eleştirilebilirsiniz.
Azımsanamaz sayıdaki İslamcı da kendilerine yönelik akademik, entelektüel ilgiden rahatsızlar. Bizlerin kendilerini asla anlayamayacağımız gibi bir otantiklik iddiası içerisindeler. Ben İslamcılığı teolog olarak değil, sosyal bilimci olarak anlamaya çabalıyorum. Bu çaba, “mütedeyyinler” diye bir genellemeye konu olan kesimler arasında kendime yakın ve oldukça uzak çevreler görebilmeme de yardımcı oluyor.
Yine pek çok İslamcı çevre, benim gibileri “hatalı mamulât” olarak görüp, dönüştürmeyi kendilerine vazife veya hak olarak görmekteler. Dolayısıyla benim de onları anlamak, araştırmak gibi bir hakkım olmalı.
Herkes tribünlere oynarken, zor sorular sorarak birlikte düşünme, tartışma cesareti göstermek giderek zorlaşıyor. Ama toplum olmanın yolu da ısrarla böylesi bir kamusal alanı yeniden canlandırmaktan geçiyor.
2015 yılında özgürleşme yolunda güzel adımlar atmamız dileğiyle…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017