Zekeriya Kurşun
Son zamanlarda Suudi Arabistan’dan art arda gelen haberler bölgede zamana yayılmış bir zihniyet değişimini gösterirken, bu hafta sonu yaşananlar meselenin bambaşka bir yönünü ortaya koymuştur. Aile içi muhalefete rağmen birinci veliaht statüsü kazanan Muhammed b. Selman kendi aldığı kararları babasından çıkan emirlere istinaden hızlı bir şekilde yürürlüğe koymaktadır. Cumartesi günü çıkarılan yeni bir emirle kendisi oluşturulan yolsuzluk komisyonu başkanlığına getirilirken; komisyon da daha önce Suudi Arabistan’da pek görülmemiş olan yetkiler ile donatıldı. Komisyona sadece araştırma değil, yargılama ve infaz yetkisi verildi. Komisyon bu yetkileri kullanabilecek çeşitli üyelerden oluşturularak araştırma, tutuklama, yurt dışına çıkma yasağı koyma, kişilerin mal varlıklarına el koyma veya hesaplarını durdurma imkanına kavuşturuldu.
Aradan bir kaç saat geçmeden Komisyon adeta hükümet darbesi sayılabilecek icraatlar başlattı. Hanedana mensup pek çok emir/prens ve pek çok eski dönem bakanları, işadamları gözaltına alınırken, ülkenin Ekonomi bakanlığını yürüten Adil Fakih dahil mevcut dört bakan ve pek çok üst düzey yetkili görevlerinden alındı. Ancak gelen bilgiler bununla yetinilmeyeceğini göstermektedir. Zira şimdilik bütün bunların 2009 yılındaki Cidde sel felaketi ve 2012’de Suudi Arabistan’da ölümlere neden olan Mers virüsü meselelerini ilgilendiren iki dosya ile alakalı olup ilerleyen zamanlarda yeni dosyaların da gündeme geleceği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle komisyon kurulmadan önce bu doğrultuda hazırlıklar yapılmış, kararlar alınmış yani iş tamamen sarayın kontrolünde gelişmiştir. Ancak iki dosyanın da eski dönem ile ilgili olması manidardır.
Ülke ekonomisi büyük krizler yaşamaktadır ve bunların çoğu yeni yönetime mal edilmekteydi. Son Körfez krizinde ABD’ye sunulan büyük ekonomik tavizlere rağmen istenilen sonuçların alınamaması, ekonomisi petrole bağımlı olmasına rağmen Muhammed b. Selman’ın uluslararası baskılar ile yeniden kontrollü üretimi taahhüt etmesi ve en önemlisi kamuoyunda yaşanan ekonomik sorunların temel sebebinin Yemen Savaşı’ndan bilinmesi, ilk etapta eski hesaplar açılarak dikkatlerin başka yöne çevrilmesi sağlanmıştır.
ÂL-İ SELMAN MI DOĞUYOR?
Şeffaflık konusunda yeterli hassasiyeti gösteremeyen birçok ülkede görülebilecek bu durum söz konusu Suudi Arabistan olunca ayrı bir önem kazanmaktadır. Çünkü bu ölçüde radikal bir girişim Suudi Arabistan tarihinde ilk defa yaşanmaktadır. Geçmişte, genelde bazı bakanlar ve aileden olmayan üst düzey yöneticiler suçlanır, azledilir ve olay geçiştirilirdi. Ancak bu sefer suçlama ve tutuklamaların ailenin içindekilere kadar vardırılması meseleye ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bu sefer yolsuzluk iddialarının doğurduğu toplumsal tepkileri tatmin etmenin yanında bir iç hesaplaşmanın da olduğu anlaşılmaktadır. Konuya biraz daha yakından bakalım.
Kral Abdullah döneminde idare genel olarak veliahtlığı zamanında onun etrafında kümelenen kişilerin eliyle yürütülmekteydi. Bu anlaşılabilir bir durumdu. Ancak aynı süreçte ülkede eskiden olmadığı kadar farklı güç odakları da oluşmuştur. Bu güç odaklarının hemen tamamı hesaplarını Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdulaziz b. Suud’un oğulları yani ikinci nesil yöneticiler üzerinden yapmıştı. Zira veliahtlık sıralamasına girecek bir yığın kardeş bulunmaktaydı.
Ancak Kral Selman arka arkaya yaptığı ve aile içinde bir darbe olarak nitelenebilecek değişiklikler ile oğlu Muhammed’i birinci veliahtlığa kadar taşımıştı. Bu gelişme Suud hanedanının içindeki ilk darbe olmuştur. Zira yakın gelecekte ülke artık Muhammed b. Selman’ın idaresinde üçüncü nesil elinde idare edilecektir. Bu şoku atlatamayan eski güç odakları yeni bir ihtimal ile de karşı karşıya kalmışlardır. Bundan sonra krallığın diğer aile üyelerinden tamamen soyutlanıp kendi oğullarına yani Âl-i Suud’dan Âl-i Selman’a dönüşmesi ihtimalidir.
Suud ailesi babalar, amcalar, torunlar, yapılan siyasal evlilikler ile saray dışında yetişen yığınla emirlerden meydana gelmektedir. Sistem tahsis ettiği yüklü maaşların yanında verdiği geniş iktisadi imtiyazlar ile de bunları kontrol etmektedir. Ülkede petrol hariç, ticaret ve ekonominin bütün muslukları bunların elindedir. Uluslararası şirketlerin, büyük markaların temsilcilikleri ve devlet alımları da onların kontrolünden geçmektedir. Onların menfaatleri veya talepleri devlet menfaati olarak kabul görmekte ve derhal hayata geçirilmektedir.
Ancak 2000’li yıllardan itibaren emirlerin kontrol ettiği alanların dışında özel sektörün geliştirilmesine dair başlatılan faaliyetler bunların karşısına yeni girişimci bir sınıfı koymuştur. Bu yeni sınıfın bunlar ile rekabet gücü bulunmamakla birlikte; kısmen devlet himayesi de görmekteydiler. Emirlerin dış bağlantılarının içerideki temsilcilikleri ve kamu kurumlarının tedarikçisi olarak faaliyet gösteren ve halka yakın duran bu kurumlar özellikle Yemen Savaşından sonra hak edişlerini alamaz duruma gelmişlerdir. Birçoğu iflasın eşiğine gelmiş, bir kısmı da iflas etmiştir.Ülkede iş rejiminde değişikliğe gidilip yabancı çalışanlara sınır getirilmesine rağmen işsizlik rakamları yükselmiştir. Buna rağmen bugün suçlanan eski düzenin oyuncuları sahip oldukları imtiyazları ile ayakta kalmayı sürdürebilmişlerdir.
Muhammed b. Selman’ın liderliğinde kurulan yeni komisyon aslında, hanedan içi hesaplaşmaları takip edecek bir komisyondur. Bir taraftan babasına ve kendisine karşı oluşması muhtemel yakın darbelerden korunmak, diğer taraftan da 2015’ten beri Yemen savaşından beklenen ama bir türlü alınamayan hatta kaybedilen prestiji yenilemek için bir fırsattır. Görevlerinden alınan veya gözaltına alınan emirler, eski bakanlar ve iş adamlarının birçoğu zaten kulislerde konuşulan isimlerden oluşmaktadır.. Şimdilik Suudi kamuoyunun bu girişime prim vereceği açıktır fakat asıl mesele bu sürecin sürdürülüp sürdürülemeyeceğidir.
Bu değişime duyulan ihtiyaç bir yana; özellikle geçen Mayıs ayında ABD’ye verilen ticari taahhütlerin, tasfiye edilenlerin eski ortakları olan diğer uluslararası şirketleri ne kadar ve nasıl tatmin ettiği sorusu da bu hesaplaşmanın geleceğini belirleyecektir.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018