Yıldıray OĞUR
Dünyanın en büyük müzik paylaşım programı Spotify, her yıl olduğu gibi bu yıl da 2023’de platformda en çok dinlenen şarkı ve şarkıcıları açıkladı.
Tabii ki liste akıllı telefonu olan, Spotify’den haberdar daha çok gençlerin müzik tercihlerini yansıtıyor.
Ama bugünün dünyasında bu tarife girenler artık azınlık değil.
Spotify’nin Türkiye’de abone ve kullanıcı sayısı açıklanmadı. Ama dünyada 551 milyon kullanıcısı ve 220 milyon da para ödeyerek üye olan kullanıcısı var.
Yani kitlesel bir erişimden çıkan rakamlardan bahsediyoruz.
Zaten daha geniş kesimlerin kullandığı Youtube’un 2023 müzik listelerine de çok yakın sonuçlar.
O halde sonuçlara geçebiliriz.
Alıcılarınızla oynamayın, evet bu Türkiye listesi. Ve lütfen özellikle 40 yaş üstü moralini bozmasın.
2023’de Türkiye’nin en çok dinlediği ilk 10 şarkıcının listesi şöyle
1-Semicenk
2-UZI
3-Sezen Aksu
4-Motive
5-Lvbel C5
6-BLOK3
7-cakal
8-Mabel Matiz
9-Emir Can İğrek
10- Ezhel.
İnsanın gurbette memleketlisini görmüş gibi gidip Sezen Aksu’ya sarılası geliyor.
Ezhel, Mabel Matiz, Emir Can İğrek’i bilmiyorsanız sahiden biraz yaşlanmış olabilirsiniz.
Yaşlanmayı kabul etmeyenler UZİ’nin bir şarkısını duymuştum diye kendini teselli edebilir.
Ama 40 yaş üstü TC vatandaşları olarak bizi bu yarışmada Sezen Aksu’nun temsil ettiği açık.
Bazı isimler o kadar yabancı ki liste ilk açıklandığında sosyal medyada “Bunu parfüm adı sandım” yazanlar çıktı.
Arada bir çıkardığı şarkılar dışında uzun süredir albüm yapmayan Sezen Aksu’nun şanını yeni nesillere ve 2023’e de taşıması zaten başlı başına büyük bir hadise.
Ama şimdilik konumuz Sezen Aksu’yu çıkardığınızda yaş ortalaması 25’e düşüveren bu listedeki şarkıları kimin, neden dinlediği
Aslında her zaman nesiller arasında müzik zevkleri farklılaştı.
Arabesk yıllarca ayıplandı, yasaklandı. 90’larda pop müzik yükselirken eski nesillere her şey çok dejenere gelmişti. Şimdi anaakım müziğe dönen Rock, Metal dinleyen gençlerden uzun yıllar Satanist diye bahsedildi. Rapçilerin küfürbazlığı hala ayıplanıyor.
Ama eğer boomerlığa yorulmayacaksa, bu liste nesiller arası müzik zevkleri ayrışmasından daha fazlasına işaret ediyor.
Önce 2023’ün en çok dinlenen şarkıları listesine bir bakalım:
1-Aşkın Olayım – Simge
2-Yana Yana – Semicenk, Reynmen
3-NKBİ X YAPAMAM – Remix – Lvbel C5, Güneş
4-AFFETMEM – BLOK3
5-Pişman Değilim – Semicenk, Doğu Swag
6-Sevecek Sandım – Semicenk
7-Canın Sağ Olsun – Semicenk, Rast
8-Antidepresan – Mert Demir.
Listenin başındaki her köşebaşında karşınıza çıkan duymamanın imkansız olduğu unofficial Icardi marşı ve sonundaki Antidepresan dışındaki şarkıların varlığından ilk kez haberdar olduysanız yalnız değilsiniz.
Ben hızlıca bu gruptan çıkmak için bütün şarkıları oturup dinledim.
İlk 7 şarkıyı peşpeşe dinleyince bir sonraki şarkının “Antidepresan” olmasını doktor bile tavsiye edebilir.
Peki bu tarzın adı ne?
Türkiye’de son yıllarda yeni nesil arasında yükselişe geçen, arabalardan son ses açılmış olarak yanımızdan geçip giden bu müzik türüne tam olarak ne rap, ne pop, ne de arabesk denmiyor.
Spotify bu türü “Besk Rap” olarak kategorize ediyor.
Besk, Arabesk’tan geliyor.
Çok doğru bir tanım. Hem ana melodileri, hem de sözlerinde esas duygu arabesk.
Hem de bayağı koyu bir arabesk bu.
Öyle Orhan Gencebay arabeski de değil, Müslüm Gürses Azer Bülbül arabeski.
Zaten idolleri de bu isimler.
Türkiye’nin açık ara en çok dinlenen sesi olan 25 yaşındaki Ordulu Semicenk, 2019’da O Ses Türkiye yarışmasıyla ünlenmiş. (-miş snobize etmek için değil, sahiden yazarken bunu öğrendimden)
Tabii bu kadar genç bir adamın Müslüm Gürses’e çok benzeyen sesi ve tarzı dikkat çekti. Verdiği röportajlarda da idolünün Müslüm Gürses olduğunu söylemiş.
Türkiye’nin 2023’de en çok dinlediği ilk 8 şarkıdan dördü Semicenk’e ait.
Beste ve güfteler de onun. Milyonlarca kez dinlenmiş dört şarkısının sözlerine bakalım:
“Yana yana sevdik bazen çok kez unutulup
Gidenin ardından hep kahrolan bi' kul
Varsa sözüme güven, beni anla n'olur
Bozuksa ruhun zaten bana yazık olur.”
“Her şey yalandı, bir can kaldı verecek sana
Tövbesi olmayan günahkârdı, yeri dolmayan
Hiç sanmıyorum, atar mıydım? Adım adım hatırladım
Bir sen vardın, beni bana mahkûm edip bıraktın”
“Canın sağ olsun
Canın sağ olsun, ben çekerim
Kader sağ olsun
Kader sağ olsun, ben giderim”
“Seni de candan bilip sevecek sandım
İçime attıklarım bitecek sabrım
Yitip gidecek ömür ahvaline yandım
Yardım et Tanrım çok yaralandım”
Zirvelerde dolaşan yine 25 yaşındaki İstanbul Güngörenli Uzi’nin (Utku Cihan Yalçınkaya) sadece Youtube’da 47 milyon izlenmiş şarkısı Caney’de de birden rahmetli Azer Bülbül’ü duyuyoruz.
Şarkının nakaratı şöyle:
“Sahiden nerdesin cane?
Ben savaşıyorum kansızlarla
Cidden sen nerdesin cane?
Ya da boşver böyle iyi cane
Cidden ciğerim yaney”
Listenin ben bu ülkede mi yaşıyorum vibeı veren şarkısı Lvbel C5-Güneş’in birlikte seslendirdikleri “NKBİ X YAPAMAM.”
Bu arada Lvbel C5, bir grup değil, Almanya’dan da gelmemiş. Sadece 22 yaşında olan Sakaryalı Süleyman Burak Bodur’un sahne adı. Onun da 2023’de dinlemelere doyulamamış şarkısı şöyle:
“Bebeğim inan bana çok karışık kafam, karışık kafam
İki bilek AP, seni sevmezsem neydim
Dudaklarından öpüp gökyüzüne değdim
(La, la, la, la la la, la, la, la, la la la la la)
Uyan, kalk, yolun var
Dağılmaz dumanlar
Üfleme çek içine, yan”
“Affetmem” şarkısıyla zirvelerde olan Blok3 ise 21 yaşında Gebze’de yaşayan Hakan Aydın:
“Sordum kendime "Niye yaptı?" diye
Katlanamıyorum ben sahteliğe
Ama sen de haklısın
Niye bağlanasın ki bi' serseriye?
Eğer ben seni affetsem geceler seni affetmez
Gözyaşlarım affetmez, gururum seni affetmez
Sen gezip eğlenirken seni bekleyen o çocuk affetmez
Ben eriyip giderken buna şahit dostlarım affetmez”
Sadece şarkı sözleri arabesk değil, aynı zamanda sık sık Müslüm Gürses’e, Azer Bülbül’e de şarkılarda göndermeler var.
Peki 90’ların sonlarında, 2000’lerin başlarında doğmuş bu gençler neredeyse ölmekte olan arabeski yeniden nasıl keşfetti?
20’li yaşlara kadar ne yaşamış olabilirler ki ki bu kadar dertli şarkılar yazıp, söylüyorlar?
Onları dinleyenlerin hangi hislerine karşılık geliyor bu acılı, sitemli, atarlı sözler?
Eski arabesk kültüründekilerden çok farklı profillere sahipler.
Eski arabeskçiler gibi köylü, taşralı değil, şehirli bir nesil bu.
İstanbul Türkçesiyle konuşuyorlar. Hatta biraz Türkçelerini taşralaştırarak şarkı söylüyorlar.
Benzer tarzda müzik yapan kadınlar olsa da bu bir delikanlı müziği.
Söyleniş tarzı, kullanılan ağız da bitirim erkek ağzı.
Eski arabeskçilerin temsil ettiği “ezik”, “boynu bükük”, “mazlum” tipolijinin tam zıddı, güçlü, atarlı, özgüvenli, perdesiz bir erkeklik bu.
Sürekli kansızlarla, kahpelerle, sırtından vuranlarla mücadele ediyor, sokak dilini, suç tabirlerini kullanmayı seviyorlar.
Kafalar hep dumanlı ve karışık, sevgililer hep terk etmiş ama libido enerjisi yüksek…
Bu şarkıları dinleyenlere herhalde diğer şarkılar samimiyetsiz, masa başında yazılmış geliyordur.
Çünkü o şarkılarda dolaylı olarak ifade edilen duygular bu şarkılarda filtresiz, sade, dan dan diye yaşanıyor. Şarkıyı yazan şarkıcının haline, tavrına şarkılar yakışıyor. Birebir yaşanmış gibi hissettiriyor.
Peki, Türkiye’nin gençlerini kim bu kadar üzmüş ve kızdırmış olabilir?
Burada beklenen cevabı veremeyeceğim. Çünkü konu bu kez her şeyin kolayca bağlanabildiği iktidarla ilgili görünmüyor.
Tabii şarkıların sözleri, müziğin kalitesi yavanlaşmayı, basitleşmeyi, hayatı tutuşta bir magandalaşmayı, şehirlerin gettolarında yaşayan tam bir işi olamayan, artık kafalarda bir ampul yakmayı başaramayan demode okullardan ekstra hiçbirşey alamadan çıkmış, parası hep az ama bir cep telefonu ekranı uzaklıktaki arzuları hep çok bir neslin isyanını yansıtıyor.
Ama bu müziğin tüketicisi sadece bu tarif edilen sınıf değil. Kolejlerde, varlıklı semtlerde de bu müzikler duyuluyor.
En çok dinlenenler listesindeki Mabel Matiz, Emir Can İğrek daha şehirli profiller, daha şehirli, eğitimli kitlelere müzik yapıyorlar. Onların müziği de acıklı, arabesk bir müzik.
Mabel Matiz kliplerinde ağlıyor ve ağlatıyor, anti-depresanlar havalarda uçuşuyor. Emir Can İğrek’in patlattığı Ali Cabbar şarkısı bir nevi modern zamanlar Ümit Besen’in Nikah Masası. Bu hikayelere bu toplum 70’lerde sinemalarda yeterince ağlamıştı.
Çünkü mesele ekonomik, kültürel, sosyal değil ve hatta sadece Türkiye ile ilgili de değil.
Dünyada da benzer bir trend yaşanıyor.
Artık sahnelerde uçup kaçan müzik grupları yok. Belki romantik K-Pop grupları dışında artık yok demek gerek.
Adrenalin patlamasına neden olan, süper özgüven aşılayan şarkılar da artık o kadar revaçta değil.
2000’lerin ilk 10 yılındaki YOLO (You only live once) yani “Bu dünyaya bir kere geliyorsun, herşeyi dibine kadar yaşa kültürü durulmuş durumda.
Bunu görmek için dünyanın 2023’de en çok dinlediği şarkılara ve şarkıcılara bakmak yeterli.
İlk 10’daki şarkıların neredeyse tamamı damardan şarkılar.
Miley Cyrus’un Flowers’ı Taylor Swift’in Cruel Summer’ı, Lana Del Rey’in tüm şarkıları…
Bu yeni müzik türüne bazıları “chill pop” diyor.
Washington Post'un pop müzik eleştirmeni Chris Richards’a göre günümüzün çıldırmış Amerika'sında pop yıldızları da tıpkı bizler gibi varoluşun acısını uyuşturmak için Xanax gibi ilaçlara başvuruyor. Ama bu bir talep. Çünkü pop dinleyicileri de müzikte benzer bir uyuşturma etkisi duymak istiyor: “Eskiden aklımızın başımızdan gitmesini isterdik. Şimdi ise zihnimize masaj yapılmasını tercih ediyoruz."
Ne kadar tanıdık tespitler.
Halbuki bilim kurgu filmlerine göre bilgisayar, iletişim neslinin romantikleşmesi değil, mekanikleşmesi gerekiyordu.
Demek ki hayatlarının önemli bir kısmı sanal dünyada geçen, kolay iletişim kuran, düşünmekten çok kendini ifade etmeye meyilli, uğruna mücadele edilecek ideoloji, siyaset görmeyen, toplumu dönüştürmeye değiş, kendini bedenen ve zihnen geliştirmeye, güzelleştiremeye yoğunlaşmış bir nesil, müzikte ise sanal olmayan elle tutulur, gerçek duyguları hissetmek istiyor.
Bunların hepsi tabii çok amatör tespitler.
Belki daha iyilerini yapanlar çıkar.
İşe bu gençler ne dinliyor diye Spotify’ın en popüler şarkılar listesindeki artık bir minübüste de duymanız zor olduğu ilk 10 şarkıyı dinleyerek başlayabilirsiniz.
Ama dikkat edin depresyona girmeyin.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025