Ahmet ALTAN
Kürt açılımı başlar başlamaz gerçekleşen Reşadiye baskını, PKK yönetiminin barışta gözü olmadığını ortaya koymuştu. Açılıma en küçük bir şans tanımadılar.
PKK’nın başındaki ben akran yaşlı yöneticilerin barıştan bir kazançları yok, barış onlara bir şey vaat etmiyor, hayatlarının son bölümünü sürgünde önemsiz insanlar olarak değil, ele geçirmeyi hayal ettikleri bir toprak üzerinde “tek parti” hegemonyasının destansı liderleri olarak yaşamak istiyorlar.
Hüseyin Aygün’e “savaş anlamsızlaştı” diyen genç PKK’lı gerilla ile Kandil’deki yaşlı yöneticinin“gelecek tasavvurları” birbirinden çok farklı.
Peki, barış istemeyen, bir toprak parçası elde edene kadar savaşmayı aklına koymuş bir örgüt yöneticisi ne ister, planını gerçekleştirmek için neye ihtiyacı vardır?
Gerginliğe.
Şiddet iklimine.
Bana sorarsanız PKK yöneticilerinin büyük başarısı, olağanüstü kayıplar vermeyi göze alarak kasabalara girmeleri, orduyu karakollara hapsetmeleri değil, ülkede istedikleri şiddet iklimini yaratabilmeleri oldu.
Bunu tek başlarına yapmalarına imkân yoktu.
Ankara’nın yardımı olmadan PKK bütün ülkenin duygusal dünyasını bir umutsuzluğun içine kilitleyemezdi.
Ankara demokrasiden vazgeçmese, demokrasinin yaratacağı ümit, çatışmanın yaratacağı ümitsizliği bastırırdı.
Türkiye’de PKK var çünkü Türkiye’de demokrasi yok, Türkiye’de PKK var çünkü Türkiye’de Türklerle Kürtler arasında eşitlik yok.
Türkiye’de PKK istediği zaman gerginliği arttırıp ümitsizlik yaratabiliyor çünkü Türkiye’yi yönetenler PKK’yı yönetenlerle aynı dili kullanma tuzağına büyük bir körlükle düşebiliyorlar.
Ankara’daki yöneticiler, çaresizlikten mi, bunalmışlıktan mı, hayal kırıklığından mı, siyasi hesaplardan mı, artık her nedense demokrasi yolunda yürümekten vazgeçip savaşın ve şiddetin yoluna saptılar.
PKK yöneticilerinin en çok istediğini yaptılar.
Siyasi iktidar, savaşla PKK’yı ezip bitireceğini ve bunu büyük bir siyasi zafere çevirebileceğini düşündü sanırım.
Ortadaki aritmetik, böyle düşünmelerine yardım etti, 800 bin kişilik bir orduyla beş bin kişilik bir ordu çarpışacaktı.
Üstelik büyük ordunun teknolojik üstünlükleri olağanüstüydü.
Bu hesap aslında Uludere katliamına kadar bir şekilde yürüdü.
PKK dağlarda geriletildi.
Ama “bir el” müdahale etti ve Uludere katliamı gerçekleşti, büyük bir ihtimalle bu AKP iktidarına kurulmuş bir tuzaktı.
AKP yönetimi, aynı Erbakan’ın kendisini devirmek isteyen 28 Şubatçılarla işbirliği yapması gibi büyük bir aymazlıkla kendilerine tuzak kuran “Uludere katilleriyle” işbirliği yaptı, onları korudu.
Ve onları korumak için AKP’li Kürtler de dâhil bütün Kürtlerin kalbini kırdı, onları aşağıladı, ülkedeki
Türk-Kürt ayrımını örneğine az rastlanır biçimde keskinleştirdi.
Şiddet dolu açıklamalarla çınlattı ortalığı.
Gerginliği tırmandırdıkça tırmandırdı.
PKK’nın istediği ortamı yaratmasına yardım etti.
Sonra kalktı, kendi ülkesinde çok ciddi demokrasi sorunları olduğunu, Kürtlerin kendi dillerinde eğitim bile yapamadığını unutup, “diktatöre karşı çıkıyoruz” diye mezhepçi bir politikayla Suriye iç savaşında bizzat taraf oldu.
Bölgedeki Şii nüfusu ağır basan ülkelerin hepsini karşısına aldı.
İzlediği “mezhepçi” politikayla Batılı müttefiklerini kuşkulu bir endişeye sevk ederek orada da yapayalnız kaldı.
PKK’nın istediği, hayalini kurduğu her şeyi yaptı.
Sonra da hem Suriye’deki yalnızlığından, hem de yeni konjonktürle aniden dirilen PKK’nın ardı ardına gelen saldırılarından panikledi, bu panikle daha fazla şiddete meyletti.
Demokrasi dışı tuhaflıklar arttı.
Bugün aynı askerî vesayet döneminin “derin devleti” gibi yeni bir “dindar derin devlet”kurulduğu kuşkusunu yaratan “andıççı” gazeteler çıktı ortaya.
Uzun yıllardan beri ilk defa “fısıltı gazetesi”, o andıççı gazetenin hedef gösterdiği isimlerden birinin“suikasta” uğrayabileceğini konuşuyor.
Bunun gerçekleşme ihtimali nedir bilmiyorum ama 28 Şubat andıçından sonra yaşanan suikast girişimini hatırlayınca, aynı senaryonun “dindar görünüşlü” basın tarafından tekrarının aynı sonucu vereceğini düşünmek de çok fazla havada kalan bir düşünce gibi görünmüyor.
Yaşadığımız ülkede şu anda siyasi ve duygusal iklim bu.
PKK’yla aynı şiddet dilini benimsemek, şiddeti ve milliyetçiliği ikiyle çarpmak, aynı güçteki iki rüzgârın karşılaşmasının sonsuza dek sürecek salıntısı gibi hiç durmadan devam eder.
Eğer bu politikalardan olumlu bir sonuç çıkacağına inanıyorsanız, bugünkü gidişatı destekleyin.
Bundan olumlu bir sonuç çıkmayacağını, ölümlerin, suikastların artacağını düşünüyorsanız, bu gidişatı değiştirmek için bütün gücünüzle bastırmanız, demokrasi ve eşitlik talebini kuvvetlendirmeniz gerekir.
Unutmayın ki bugün yapacağınız tercih, yarın kaç kişinin öleceğini de belirleyecek.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018