Ahmet ALTAN
Böylece en aşağılık dönemlerden biriyle ilgili soruşturma da başladı.
“Psikolojik savaşın” en fazla devreye sokulduğu, fütursuzca insanlara iftira atıldığı, sahte belgelerle andıçlar düzenlendiği, medyanın yardımına en fazla koştuğu darbelerden biri olan 28 Şubat da yargı önüne çıkıyor.
Sabahleyin haberleri dinlerken, “herşey lime lime oluyor, ne olacak bunun sonu” diyen ağlamaklı sesler de duydum.
Ne olacak, bu rezil vesayet sistemi son zerresine kadar berhava edilecek.
Devletin imkânlarıyla insanları öldürme, karalama, hapislere atma, çeteler kurma rezillikleri bitirilecek.
Artık en alçağı bile darbeleri açıkça destekleyemediği için “vesayetin” sona erdirilmesine “ama Tayyip otoriter bir rejim kuruyor” diye karşı çıkıyorlar.
Sanki bir otoriter sistemi önlemenin yolu başka bir otoriter sistemi desteklemekmiş gibi.
Başbakan Erdoğan imkân bulsa sadece “otoriter ve keyfî” bir yönetim kurmaz, imparatorluğunu da ilan eder.
Buna engel olmak için gidip “askerî vesayetin” postallarına yamanmayacaksın, askerî vesayete de karşı çıkacaksın, Erdoğan’ın keyfîliğine de.
Erdoğan’ın keyfîliğini önlemenin çaresi ordu değil, demokrasi.
CHP, muhalefeti Silivri önlerinde Ergenekon’u desteklemekte değil de demokraside arayabilseydi Türkiye’yi sallardı.
Muhalefeti “demokraside” değil de “askerî vesayetin” yamaklığında aradığı için şimdi kendisi sallanıyor.
“Otoriter ve keyfî” dedikleri Erdoğan hâlâ hepsinden daha demokrat duruyor.
Demokrasi yarışında Erdoğan’ın bile gerisinde kalarak ne siyaset yapılabilir, ne de gazetecilik.
Her türlü otoriterliğe, keyfîliğe, hukuksuzluğa toptan karşı çıksanıza.
Neden bu ülkede insanların “iki otoriterlikten” birini seçmekten başka çaresi olmadığını yayıp duruyorsunuz, bir de bunu Erdoğan’a “muhalefet” adına yapıyorsunuz?
Muhalefet bu mu?
Askerî vesayet, darbecilik bitiyor.
Askerin siyasette bıraktığı boşluğu da Erdoğan demokrasiyle değil kendi “keyfîliğiyle” doldurmaya çabalıyor.
İkisine birden karşı çıkmak gerekiyor, kendi çıkarına göre birini tercih etmek değil.
İkisine birden karşı çıkan da pek yok.
Bu gerçek, bizim ülkede henüz demokrasiyi bütün olarak savunacak kurumların yeterince gürbüzleşemediğini gösteriyor.
Ama demokrasiye doğru böyle adım adım ilerleyeceğiz.
Otoriter yapıları sırayla gerileterek demokrasiye doğru yürüyeceğiz.
Bundan sonra, bir otoriterlikten sonra gelen “yeni otoriterlik” eskisinden daha güçsüz olacak, her gelen bir deneyecek belki “keyfî” yönetimi ama her seferinde daha çabuk gerileyecekler.
Bunun iki temel nedeni var.
Birincisi biz demokrasiyi, “otoriteyi” geriletmeyi, mücadeleyi öğreniyoruz ve demokrasi geliştikçe zenginleştiğimizi görüyoruz, zenginleştikçe yeni güç odakları, mücadele merkezleri ortaya çıkıyor.
İkincisi, artık “yeryüzü” otoriter yönetimlere izin vermiyor.
88 yıllık “Birinci Cumhuriyet”in kale gibi sağlam gözüken askerî rejimi neden böyle paramparça oldu?
Bugün Türkiye’yi yöneten ekip yirmi yıldan fazladır siyasette, neden bunu daha önce gerçekleştiremediler?
Şimdi daha mı akıllı, daha mı zeki, daha mı cesurlar?
Eskiden akılsız, zekâsız ve korkak mıydılar?
Yoo, sadece koşullar o zaman bu kadar müsait değildi.
Bugün, devletle iş yaparak zengin olan İstanbul “zengininin” karşısına “dünyayla iş yaparak zengin olan” Anadolu sermayesi çıkıyor.
Anadolu sermayesini bugün hiç kimse dünyadan kopartamaz.
İhracat yüz milyar doları çoktan aştı.
O ihracatı yapan insanların dünyayla bağları güçlendi, her anlamda alışverişleri arttı.
Başbakan Erdoğan şimdi “eski düzenle” boğuşuyor ama bu keyfîliğini sürdürür de Türkiye’yi demokrasi mücadelesinde geriletmeye kalkarsa, karşısında Anadolu’yu bulacak.
Anadolu’daki insanların “gerici dindarlar” oldukları için AKP’ye oy verdiğini sanan şaşkınlar o gelişmeleri şaşkınlıkla izleyecek.
Ayrıca “oyun sahasına” yeni bir güç daha giriyor.
Neşe Düzel’in Taner Akçam’la, AKP’nin eski Diyarbakır milletvekili Abdurrahman Kurt’la, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’la yaptığı konuşmaları birarada okuyanlar, birbirinden tümüyle farklı kulvarlardaki bu üç insanın Kürt sorununun çözümü için birbirine çok benzeyen sosyal ve siyasal öneriler getirdiklerini görecekler.
Akçam, PKK’nın “ölüm listesine” aldığı biri, Demirtaş, “PKK’yla aynı tabanı paylaşan” bir partinin başkanı, Kurt, BDP’nin Güneydoğu’daki tek rakibi olan AKP’nin üyesi.
Bu üç ismin söylediklerinin benzerlikleri, Kürt sorununun siyasallaşmasının, çözümü siyasette arayacak bir talepler birliğinin, Kürt siyasetinde demokrasiyi ileriye itecek bir hamlenin hazırlığının işaretlerini ortaya koyuyor.
Türkiye, yeryüzüyle uyumlu biçimde yeniden şekilleniyor.
Otoriter bütün yapılar devrilecek.
Devrilen her taş, yolumuzu biraz daha açıyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018