Ali Türer
Verili durumda gücü elinde bulunduran kritik bir karar alıyor ve bir müdahalede bulunuyor. Fakat bu müdahalenin kendisi olayda ön görülemez bir kırılmaya, karışıklığa neden oluyor. Ama ortaya çıkacak yeni sorunlar, sebep olunacak savrulmalar hareketin öznesi tarafından önceden ön görülemiyor.
Buna belirsizlik prensibi deniyor. Eylem bir kez ortaya çıktığında kaynağından hızla ve giderek bağımsızlaşıyor; ortaya yeni oyuncular, yeni bir durum çıkıyor. Yeni oyuncuların kontrol edilemez hareketliliği yaşamın bambaşka, benzersiz devinim içinde akmasına yol açıyor.
Amerika işgal altındaki Afganistan’da dini eksenli bir direniş yaratmaya soyundu. Ortaya çıkan Taliban, El Kaide gibi örgütlerin giderek bölgenin ve bizzat kendinin başına bela olacağını Amerika fark ettiğinde iş işten geçmişti. Pakistan, El Kaideye ülkesini açar, lojistik destek sunarken, nasıl bir belaya bulaştığını fark edemedi. R.T. Erdoğan Suriye lideri Esed’e bayrak açarken, bölgedeki olaylara Sünni duyarlılıkla müdahale ederken neyin fitilini ateşlediğini görebildi mi?
PKK’nın iç savaşı başlatmaya karar vermesinde 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Diyarbakır cezaevinde Kürt liderlere uygulanan işkence önemli rol oynadı. Esed karşıtı Sünni örgütlenmelere 2013 yılına kadar eğitim, ulaşım, örgütlenme, silahlanma gibi lojistik destek veren AKP iktidarı; Suriye’de, Irak’ta El Nusra gibi, IŞİD gibi El Kaide bağlantılı radikal dinci örgütlenmelerin palazlanmasında etkili oldu. Kuzey Suriye’de PYD’nin önünü kesmek için bu örgütlere destek verildi. Amerikan’ın Irak işgali ile başlayan, günümüzde hız kazanan bölgedeki etnik ve mezhepsel kamplaşmada Türkiye’nin payı hiç olmadı diyebilir misiniz?
Irak ‘da haksızlığa uğradıklarını düşünen Sünni’ler IŞİD nezdinde bugün kendilerine koruma kalkanı bulmuş gözüküyorlar. Kullanılan yöntemin tedhiş, işgal, gasp olması, IŞİD şemsiyesi altında zengin petrol yataklarını kontrol etmenin yolunu aramaya engel olmuyor.
IŞIİD Musul işgali sırasında Türkiye Başkonsolosluğunda görev yapanlardan ve ailelerinden oluşan 49 kişiyi rehin aldı. Bu insanların iade edilmesi karşılığında fidye istendiği söylentileri var. Ama asıl neden galiba Musul ile tarihi bağları olan Türkiye’yi Irakta sürdürülecek operasyon, oldubitti karşısında hareketsiz ve etkisiz kılmak. Bunu büyük ölçüde başarmış görünüyorlar.
Bir süredir Türkiye’de şiddetin dozunun hatırı sayılır bir biçimde artışına, tırmanışına tanık oluyorduk. Kimlik siyasetçileri şiddetin dilini siyaset dili haline getirmişlerdi. Şiddeti sorunları kilitleme, kitleleri kontrol etme aracı olarak yaygın biçimde kullanır hale gelmişlerdi.
Hiç beklemediğimiz bir anda sınır dışından gelen ve giderek bizi de içine alma eğilimi gösteren tedhiş ve ölçüsüz şiddet dalgası karşında afalladık. Kimlik siyasetçilerimiz neye uğradıklarını şaşırdılar. Belgesellerde bazen tanık oluruz. Yaklaşan daha büyük tehdit karşısında sürünün arasında sürdürdüğü itiş kakışı birden bırakması, pür dikkat kesilmesi gibi bir hal olduk. Bayrak kavgasıymış, yok yol kesmeymiş, yok cadde ve sokaklarda gösterici gazlamakmış bıçak gibi kesiliverdi hepsi aniden. Dehşet içinde sınır dışında Musul’da, Kerkük de yaşanan o karmaşaya, paniğe, elinde kesilmiş insan kafası ile dolaşanlara diktik gözlerimizi. O babalanmalar, bir birine atıp tutmalar, direktekinin anlına kurşun yapıştırmalar birden kesiliverdi. Yerlerini “biz ne halt yiyeceğiz şimdi” yakınmaları doldurmaya başladı.
Gelinen bu noktada anlaşıldı ki IŞİD belasını Kerkük’ten uzak tutmak için Kürtlerin Türklere, Kürtlerin Türklere ihtiyacı var. Dün ne idik, bu gün ne olduk. Sizce de bu durum bir ironi içermiyor mu?
Dışarıdan daha büyük bir tehditle karşı karşıya gelince bir birimize ihtiyacımız olduğunu anlayıverdik. Dün televizyonlarda neredeyse bir birinin boğazına sarılacak diye beklediklerimiz, bu gün “bu işin altından nasıl kalkarız” tartışmaları yapıyorlar.
Baskın şiddet, tedhiş, tehdit karşısında sus pus hale geliyorsunuz da niye senin bayrağın, senin konsolosun, senin demokrasin kavgası yapıyorsunuz beyler? Ne diye birbirinize karşı her Allah’ın günü şiddetin dilini kullanıyorsunuz, birbirinizi sindirmeye, korkutmaya, ya da bunlardan kendinize güç devşirmeye çalışıyorsunuz?
Sonuçta şiddet demokratik olmayan yapılarda egemen iradeyi temsil eden gücün işine yarıyor. Demokratik olmayan yapıda egemen irade şiddeti kontrol aracı olarak kullanıyor. Muhalefet şiddet kullanmakla egemen iradenin şiddeti günlük ve sıradan hale getirmesine katkıda bulunuyor, şiddeti bir biçimde meşrulaştırmış oluyor. Şiddet kendini üretmiş oluyor.
Şiddetin devrimcisi, faşisti olmaz. Şiddeti bir iletişim dili haline getirdiyseniz; bu kendini ifade etmede ve etkilemede beceriksizliğin bir dışa vurumu, itirafıdır. Yöneldiği hedeften çok, şiddetin çıktığı kaynağı tahrip eder hale gelmesi bundandır. Çünkü şiddet, hakkı batıl düşürür. Şiddet kullanan muhalefet küçülür, marjinalleşir. Yol kestiniz, kimlik sordunuz da ne oldu, bölgedeki yaşamı geliştirmeye, zenginleştirmeye bir katkısı oldu mu?
Tarihte kalıcı başarıya ulaşmış büyük direnmelere bakın, hiç birinde şiddet göremezsiniz. Gandi, Mandela bunun en güzel örneklerini verdiler. İrlanda’da çözüm IRA’nın kendini fes etmesinden sonra ortaya çıktı. Katalanların başarılı olmalarının temelinde şiddet kullanmamaları yatıyor.
Çekler ile Slovaklar birbirlerinden ayrıldılar da ne oldu? Bugün bölgede birbiri ile en sıkı fıkı ilişki içinde olan onlar. Çekoslovakya olarak kalabilselerdi bugün Avrupa’da daha güçlü olacaklardı. İskoç halkı bu günlerde bağımsızlık için oy kullanmaya hazırlanıyor. İngiltere’de yer yerinden oynuyor mu? Hainler diye yırtınan, “anlının çatından vur” diye haykıranı görüyor musunuz?
Asıl olan demokrasi içinde yaşamı birlikte sürdürebilmektir. Yaşadığımız şu olaylar birbirimize ne kadar ihtiyacımız olduğunu yeterince göstermiyor mu?
IŞİD kontrol altında aldığı bölgelerde erkeklere beş vakit namazı camide kılma zorunluğu, kadınlara sokağa çıkma yasağı getirdi. Kadınlar ancak bir erkekle dışarı çıkıp dolaşabilecekler. Bunlar şiddetin günlük yaşamda rutin haline gelmesi değilse nedir?
Merak ediyorum, yasallaştırılıp uygulandığında %45 kitle desteğine sahip olmaya devam edeceklerini bilseler; IŞİD Kanunlarını meclise getirmek için bir an bile tereddüt etmeyecek AKP içinden kaç yönetici çıkar acaba? IŞID kanunlarını okuduğunda “ah bizde şunları meclisten geçirebilsek, ne güzel olurdu” diye gönlünden geçiren kaç milletvekilimiz olmuştur?
İman şiddet kullanmaya kaynaklık edip, yol göstermekten nasıl kurtulur? Sevgi, kardeşlik, barış içinde bir arada yaşamanın güvencesi haline nasıl gelir? Takva yetkisini kendinde bulanlar, bence buna kafa yormalı!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024