Ali Türer
İnsan Hakları Günü’nü (10 Aralık) hükümetin meclisten geçirmeye çalıştığı iç güvenlik yasa tasarısını tartışarak geçirdik. Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda değişiklik yapan “Makul Şüpheli” yargı paketini saray onayladı. Hâkimlik ve savcılığa geçişte aranan mesleki tecrübe iki yıla indirilirken, iktidara Yargıtay’ı ve Danıştay’ı yeni atamalarla 20-30 gün içinde yeniden yapılandırma yolu açıldı. Artık özel yetkili mahkemeler; kapsamı genişletilen örgüt üyeliği, casusluk, devlete karşı eylem, darbe girişimi gibi suçlarda Türkiye geneli için dinleme, izleme, el koyma kararları alabilecekler. Mecliste görüşülen iç güvenlik yasa tasarısı meclisten geçince de polisin şahıs, ev, araç aramalarındaki yetkisi genişleyecek. Polis vali yardımcısının izni ile istediğini 24 saat gözaltına alabilecek. Sanal ortamda nefret ve terör çağrısı olarak kabul edilen yayınlar suç sayılabilecek.
Böylece bir taraftan yeniden yapılandırma yolu ile Yargıtay ve Danıştay’ın hükümet uygulamalarını denetleme yetkileri fiilen ortadan kaldırılmış oluyor; diğer yandan da özel mahkemeler eliyle muhalif hareketleri kontrol altına alınacak bir yapı oluşturuluyor. İç güvenlik Yasa Tasarısı ile de polis yetkileri uygun güvenceler olmaksızın artırılmaya, valiler ve kaymakamlara polis eliyle soruşturmaları yönlendirme fırsatı veriliyor.
AKP hükümeti bir yandan kamuoyuna çözüm süreci yolunda yürüyor izlenimi verirken, diğer yandan kendisine muhalif olanı susturacak alt yapıyı hazırlıyor. Alt yapı hazır olduğuna, 17 Aralık soruşturmalarının yıl dönümü de geldiğine göre artık operasyon için düğmeye basılabilir. Basıldı da Zaman Gazetesi Genel yayın müdürü Ekrem Dumanlı başta olmak üzere 40’ın üzerinde isim darbe girişiminde bulunmak için örgüt oluşturma suçundan gözaltına alındı. Bu operasyonun haberinin bir gün önce Twitterdan duyurulması se ayrı bir olay.
Peki, bütün bu baskı, otorite kullanımı, muhalif olanı susturma, dikensiz gül bahçesi yaratma çabaları ne sonuç verir? Huzursuzluk, mutsuzluk, kayıtsızlık, bir kesimde ise öfke patlaması ve şiddet kullanımı; istediğimiz bu mu?
Peki, bunlar başımıza neden geliyor?
Türkiye’de siyasal yaşam gücünü akıl ve düşünce ile desteklenen felsefi derinlikten değil güçlü irade kullanımı, sezgi ve kimliğe dayalı yararcılıkla desteklenen iman gücünden alıyor da ondan. Çünkü bizim siyasetçinin yetişme tarzı bu. Çünkü siyaset temsil edileni daha özgür, daha anlamlı yaşatmak için yapılmıyor bu topraklarda. Belirli bir kimliğe dayalı siyasi birliğin bahtını açık tutmak için yapılıyor. İktidarı ele geçiren ikbali güçlendirmeye bakıyor.
Bizim siyasetçimiz kendi birey olamamış ki bireyin hakkını savunsun. Ya aldığı eğitim sonucu bireysel özünü kolektif bilinç içinde eritmiş, ait olduğu topluluk için toplumsal kişilik haline gelmiş; ya da ahiret imarını mamur etmek için yola çıkmış iman yolcusu, takva uygulayıcısıdır. Yaşamı iyileştirmek, sofradaki ekmeği büyütmek değil işi.
Savaşanlar buysa bu savaştan çözüm, bu siyasi yaşamdan uzlaşma, demokrasi, huzur çıkmaz. Kalıcı barış olmaz, olsa olsa ateşkes olur. Karmaşa, çatışma yaşama biçimi olur. Çünkü kimlik savaşçısı bir başka kimlik savaşçısının olduğu yerde huzur bulamaz. Kimlik savaşlarıyla ortaya çıkan karmaşa ancak baskıyla, o da geçici olarak kontrol altına alınabilir; bunun adı da diktatörlüktür.
Başlangıçta iyi niyetle yola çıkılmış olsa da iktidar büyüsü savaşçının başını döndürür. İktidarı koruma her şeyden önemli hale geldiğinde; iyi, düşünce ve duygudan çok iradede ve sezgide aranır. İktidar yüceltilir. Propaganda, bilimsel tutuma, kaba kuvvet kanıta, savaş barışa tercih edilir. Liderin önermesi tartışılmaz gerçeklik olur. Bu tür siyasetçi öz güveni erdem doğuran nefis disiplininde, insanlığa kattıklarından duyduğu gönençte bulmaz; özgüvene başkaları üzerinde egemenlik kurma yolu ile sahip olunur. Burada artık bir tür paranoyadan söz etmek gerekir. Bu paranoyanın felsefesi olmaz olsa olsa psikanalizi olur.
Mutluluğu bu dünyada değil öbür dünyada arar hale gelmişsen, denetlenmeye, gerektiğinde senden hesap sorulmasına bu dünyada izin vermezsin. Aklını iman gücüne rehin verdiysen insanların büyük acılar çekmesi seni rahatsız etmemeye başlar. Önüne geleni hain, terörist ilan edersin. En acımasız sonuçlara yol açacak kararları gözü karartır alırsın. İntihar bombacısı da olursun, faşist diktatör de. Yaşayacağın, yaşatacağın acılar umurunda olmaz.
İktidar elinde olsa da mevcut düzenin bu haliyle sana yeterince fırsat sunmadığını gördüğün yerde, iktidarda tutunmanı sağlayacak düzenlemeler yaparsın böyle. Topluma deli gömleği giydirecek yasalar çıkarırsın. Yumuşak karnını gözaltıyla, demagoji ile gözden kaçırmaya bakarsın. Akıl yozlaşmaya başlar. Bireysel çıkarlarını senin histeri nöbetlerine destek olduğunda koruyabileceğini sanan bazı yetenekli insanlar beyin güçlerini senin hizmetine sunarlar. Hakkını arayanı, yaşama biçimini, yaşadığı çevreyi savunanı hain ilan edecek kitle histerisi yaratmana destek olurlar. Aklın yozlaştığı yerde mantıksızlık yaygınlaşır. Ama bu cinnet halinden iyi bir şey çıkmaz, bu gelişme kimsenin hayrına olmaz.
Kimlikler arası düşmanlık bertaraf edilmeden akıl yoluna, düşünme alışkanlığına geri dönmek; iman gücünü kontrol altına almadan kitlesel histeri nöbetinden kurtulmak mümkün değildir.
Eğitim bilimleri alanına eşsiz katkılarıyla hatırladığımız rahmetli Selahattin Ertürk özdeyişlerini topladığı “Tecelli” adlı kitabının bir yerinde kimlik savaşçıları elinde yaşanacakları kırk yıl önce görmüş gibi şöyle diyor:
“Düşünce anlaşmanın iman kapışmanın kapısını arar.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024