Celal BAŞLANGIÇ
Güneş, kumsalı yıkayan denize milyonlarca yıldız pırıltısı bırakmıştı.
Dikili kıyısından karşısındaki Midilli'ye kadar kesintisiz bir mavi çarşaf olarak uzanıyor Ege.
Kış ayazına rağmen insanın kendini atıp kulaç kulaç yüzesi geliyor.
Ancak daha birkaç gün önce, bu kıyılara Midilli'ye doğru "umut yolculuğu"na çıkan onlarca Suriyelilerin çoluk çocuk cansız bedeni vurmuştu.
Bir anda kaskatı kesiliyor içimiz. Damarlarımızda donup kalıyor yüzme hayali, yaşama sevinci.
"Yaşam Zinciri" oluşturan Dikilililer, ellerinde "Paylaşım Savaşlarına Hayır, Aslolan Yaşamdır" pankartıyla kıyısına geldikleri denize kırmızı karanfiller bırakıyor umutları ölüme dönüşen Suriyeliler için.

Fotoğraf altı: Dikili Emek Platformu üyeleri, Ege'de yaşamını yitiren Suriyeliler için denize kırmızı karanfiller atıyorlar.
Zincire katılanlardan biri iki fotoğraf uzatıyor. Bir düğünde çekilmiş belli ki. Gelinle damadın yanlarında yakınları durup poz vermiş. Genç adamın siyah damatlığının yakasına takılmış Suriye'nin kağıt liraları.

Bir Suriyeli aileden Dikili kıyılarında kalan bir fotoğraf
Bu fotoğraflar ülkelerinden kaçan Suriyelilerin Yunanistan'ın Midilli Ada'sına geçmek için Dikili sahilindeki son durakları olan çalılıkların arasında bulunmuş.
Düğün fotoğrafını ülkesindeki savaştan kaçarken yanına alan ve ancak Ege kıyılarına kadar taşıyıp orada bırakan insanları merak ediyorum; acaba Midilli'ye geçip kurtuldular mı, yoksa birkaç gün önce sahile vuran cansız bedenlerden biri mi oldular?
Asla alamayacağım bu sorunun yanıtını.
Aslında Dikili Emek Platformu'nun düzenlediği "Türkiye'de ve Ortadoğu'da Neler Oluyor" başlıklı panel için gelmiştik Dikili'ye. Yazar Haluk Yurtsever'le konuşmacı olarak katıldığımız panel sonrası da "Yaşam Zinciri" oluşturulup yaşamlarını yitiren Suriyeliler anılacaktı.
Dikili'de Emek Platformu'nun panelinde yazar Haluk Yurtsever'le Türkiye ve Ortadoğu'yu konuştuk.
Beklenenin çok üzerinde bir katılım olmuştu panele. CHP, HDP, ÖDP, Alevi Kültür Derneği, Dikili Kadın Platformu, Eğitim-Sen, Tüm-Bel-Sen, SES yöneticileri ve üyeleriyle çok sayıda yurttaş gelmişti izlemeye.
Paneli izleyenler arasında kente büyük emeği geçen Dikili eski Belediye Başkanı Osman Özgüven (sol başta) de vardı.
Panel öncesi de, sonrası da konuşulan tek konu vardı sanki. Herkes birbirine soruyordu:
"Dün akşam Beyaz Show'a canlı bağlanan öğretmen Ayşe Çelik'in anlattıklarını duydun mu? Sur'da, Cizre'de yaşanan sivil ölümlerini, ağlayan anneleri anlattı. Çok etkilendim. Sen izlemedin mi?"
İzleyenler izlemeyenlere anlatıyor, bölgede yaşanan gerçeğin parçalarını bir araya getirerek tüm boyutlarıyla anlamaya çalışıyorlardı. Bölgede yaşananların bir daha sorgulanması için sanki bir işaret fişeği olmuştu Ayşe öğretmenin Kanal D'de Beyaz Show programına bağlanarak canlı yayında söyledikleri.
İşte esas korktukları da buydu. Aylardır Türkiye'den saklamak istedikleri, üstünü örttükleri, tam tersini göstermek istedikleri gerçekler bir anda ortaya dökülmüştü.
Önce AKP'nin yandaş medyası saldırmaya başladı gazeteleriyle, televizyonlarıyla.
Büyük bir linç kampanyası başlamıştı hem Ayşe Çelik, hem Beyazıt Öztürk, hem de Aydın Doğan için.
"Gazete" taklidi yapan pespaye iktidar bültenleri her türlü "kara"yı çalıyordu.
"Kanal D'de Kara Şov!", "Doğan Grubu televizyonunda PKK reklamı", "Beyaz Değil, FETÖ Show" diye başlıklar attılar. Her satırı "haysiyet cellatlığı"nın giyotinine dönüşen spotlar açtılar o başlıkların altına:
"Aydın Doğan'ın televizyonu Kanal D, kirli bir terör propagandasına daha imza attı. Kendisini 'Ayşe öğretmen' olarak tanıtan bir terör yandaşı, canlı yayına bağlanarak devleti katil ilan etti. Sunucu dahil tüm konuklar bu kara propagandaya alkış tuttu."
"Beyaz Show’da PKK’ya tek söz söylemeden örgüt propagandası yapan sözde öğretmen ve buna yer veren Beyaz büyük tepki topladı. Öğretmen olduğunu iddia eden Ayşe Çelik adında bir kişi Kanal D ekranlarında yayınlanan Beyaz Show’a telefonla bağlanarak HDP’li vekiller ve PKK yandaşlarıyla aynı ağızdan konuştu ve herkesin gözü önünde örgüt propagandası yaptı."
"Kanal D'de Beyaz Show programına Diyarbakır'dan telefonla katılarak PKK propagandası yapan Ayşe Çelik, Fetullah Terör Örgütü'nün okulundan çıktı."
Sadece Saray medyası değil, Milli Eğitim de, Emniyet de seferber olmuştu Ayşe Çelik'i bulmak için.
Diyarbakır'da öğretmen kadrosunda bulunan üç tane Ayşe Çelik'e de ulaşmışlardı. Ama onlar değildi.
İktidar blogundan kimse söylediklerinin içeriğinden bahsetmeye cesaret edemiyordu Ayşe öğretmenin. Haber yerine yazdıkları karalama bültenlerinde bile tam olarak alıntı yapamıyorlardı söylediklerinden.
Devletin haber ajansı da katılmıştı bu linç kampanyasına. Alel acele servis ediyordu canlı yayına katılan Ayşe Çelik'in aslında öğretmen olmadığını. Bu da yalan olduğu anlaşılacaktı kısa bir süre sonra.
Ak-Troller hemen linç kampanyasını başka bir boyuta taşımışlardı sosyal medyada:
"Öğretmen değilmiş, yalan söylemiş!"
Sonunda atanamayan öğretmenlerden biri olduğu anlaşıldı Ayşe Çelik'in. Bir özel eğitim kurumunda ve Silvan Halkevi'nde ücretli resim öğretmeni olarak görev yapmıştı bir süre.
O zaman "FETÖ karası" çalmaya dönüştürüldü linç kampanyası.
Ettiği biat yeterli bulunmayıp daha çok diz çöktürülmek istenen Aydın Doğan da linç programına dahil edilmişti.
Bu panikle yaptı açıklamayı Kanal D yönetimi:
"Doğan TV ve Kanal D ilk günden bugüne devletin yanında yer almıştır."
Aslında durulan bu yer bir yayın kuruluşu için utanç vericiydi. Kendisini Osmanlı'nın Takvim-i Vakai'si ilan ediyordu. Oysa bir yayın kuruluşu devletin yanında ya da karşısında olamazdı. Sadece gerçeğin ve halkın yanında olması yeterliydi.
Yetmedi, Kanal D ana habere çıkartılarak bir de "polis çocuğu vatan haini" olarak özür dilettirildi Beyazıt Öztürk'e.
Tam da Roland Barthes'in tanımladığı durumla karşı karşıyaydık:
"Faşizm, konuşma yasağı değil, söyleme mecburiyetidir."
Pespaye iktidar bültenleri saldırıyor, sosyal medyadaki Ak-troller linç kampanyasını köpürtüyor, Diyarbakır'dan İstanbul'a Cumhuriyet Savcıları Ayşe Çelik'ten Beyazıt Öztürk'e, Beyaz Show programcısına kadar "terör" soruşturması başlatıyordu. Neredeyse stüdyoda bulunan seyirciler GBT'lerine bakılıp alkışladıkları için "terörist" ilan edileceklerdi.
İyi ama, ne demişti Ayşe Çelik telefonla katıldığı programda da bir anda devleti "katil" ilan etmiş ve "PKK propagandası" yapmıştı?
"Ülkenin doğusunda yaşananların farkında mısınız?" sorusuyla başlamıştı konuşmasına Ayşe öğretmen, sonra medyanın bu konuda oynadığı "üç maymun"tavrını sesi titreyerek eleştirmişti:
"Burada yaşananlar ekranlarda çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın. Bomba seslerinden, kurşun seslerinden… İnsanlar susuzluk ve açlıkla mücadele ediyor; özellikle de bebekler ve çocuklar. Lütfen duyarlı olun ve sessiz kalmayın."
Konuşmasının tümünde bir kere bile "devlet" demeden yandaşlara göre nasıl "devleti katil ilan etmiş"ti Ayşe öğretmen? PKK'nin adını bile anmadan nasıl "PKK propagandası" yapmıştı?
Aslında burada tam bir "suçüstü" yakalanma durumu vardı. İktidar bloğu suçluların telaşı içinde, söylenmemişleri söylenmiş gibi göstererek bir linç kampanyasına başlamıştı.
Çünkü biri "çocuklar öldürülüyor" deyince kimin yaptığını biliyorlardı.
Çünkü biri "analar ağlıyor" deyince kimin ağlattığının.
İşkilliydiler ve dingildiyorlardı.
Bu yüzden "çocuklar öldürülüyor" denilince "katil devlet" anlıyorlardı, "Barış" denilince "PKK propagandası" sanıyorlardı.
Çünkü Sur'da, Cizre'de, Silopi'de yaşanan gerçekler Türkiye'nin Batı'sı tarafından bilinsin istemiyorlardı.
Ayşe öğretmenin feryadı; bölgede yaşanan kanlı süreci gizleme, koskoca ülke halkına tam tersini gösterme, gerçeğin üstünü yalanlarla örtme çabalarını bir anda tuzla buz etmişti.
Sunucu Beyazıt Öztürk programında ne demişti de yapımcısı ile birlikte hakkında "terör" soruşturması açılmıştı?
Bütün söylediği şuydu:
"Elimizden geldiğince duyurabileceğimiz yerlerden duyurmaya çalışıyoruz. Bu söyledikleriniz bize ders oldu. Daha da fazla yapmaya devam edeceğiz. İnşallah o söylediğiniz barış dilekleri en kısa zamanda gerçekleşir."
Aslında AKP iktidarının halktan sakladıklarını deşifre etmenin, gerçekleri haykırmanın adı olmuştu "devleti katil ilan etmek", "PKK propagandası yapmak."
Bir daha kimse ortaya çıkıp gerçekleri söylemesin, hiçbir televizyoncu bu gerçeklere programında yer vermesin, hiçbir medya patronu kendi yayın organlarında gerçekleri deşifre eden bir yayıncılığa bir dakika bile izin vermesin diye saldırdıkça saldırdılar.
Suriyelilerin cansız bedenleri Ege kıyılarına vuruyor, "resmi kurşunlar"la öldürülen sivil Kürtlerin cenazeleri haftalardır kent sokaklarında, hastane morglarında bekliyordu.
Sur'undan, Silopi'sinden, Cizre'sinden yani Kürtlerin yaşadığı bölgelerden Ege kıyısındaki Dikili'ye kadar dört bir yanından ceset kokuları gelen bir ülkeye dönmüştü burası.
Artık böyle bir ülkede "barış" demek suçtu, "çocuklar ölmesin" demek "devleti katil ilan etmek"ti.
Gerçek yüzleri ortaya çıkmasın diye her "ayaklanan vicdana" büyük bir korkuyla saldırıyorlar, vicdanları susturmak için lincin her türüne başvuruyorlar.
Değil insanın dirisiden, ölüsünden bile korkuyorlar, "barış"tan korktukları kadar.
Çünkü suçluların telaşı içindeler.
Ama unutuyorlar ki gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır!
MERAKLISI İÇİN NOT:
"Sizi tarih kürsüsünden seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz" sözünü İsmet İnönü 1954 yılında DP'lilerin, muhalif iki partiden Millet Partisi'nin kapatılması, CHP'nin de mallarına el konulması girişimine karşı TBMM kürsüsünden söylemiştir. Bu sözün söylendiği tarihle 1960 darbesi arasında tam altı yıl vardır. Onun için başlıkta ve yazıda geçen bu söze "mal bulmuş mağribi" gibi sarılmayın. Buradan size mama çıkmaz, çıksa çıksa cehaletiniz ve yalancılığınız ortaya çıkar. Benden uyarması.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021